<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172</id><updated>2012-01-06T23:22:20.802-08:00</updated><category term='Alacati'/><category term='ego'/><category term='umut'/><category term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Eylemce</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>102</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-8957240174260274379</id><published>2012-01-06T23:22:00.000-08:00</published><updated>2012-01-06T23:22:20.812-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ego'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='umut'/><title type='text'>Tam benlik bir iş!</title><content type='html'>İşyerim taşınıyor.&lt;br /&gt;Anadolu yakasına, Kavacık'a.&lt;br /&gt;Yepyeni bir ofis binası.&lt;br /&gt;Tertemiz.&lt;br /&gt;Aydınlık, içaçıcı!&lt;br /&gt;tebdil ve ferahlık durumu anlayacağınız...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Geçen yıl 30 Kasım'da başladım burada biliyorsunuz.&lt;br /&gt;Tam benlik bir iş yapıyorum.&lt;br /&gt;Onca yıldır edindiğim tüm tecrübeleri, birikimleri, gördüklerimi, yaptıklarımı ve yapmayı sevdiklerimi, ilgi alanımdaki konuları ve karakter özelliklerimi bir bütün olarak değerlendirebildiğim bir iş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hayatımda çalıştığım en müthiş yönetici.&lt;br /&gt;Bir gram abartmıyorum.&lt;br /&gt;O kadar saygı ve sevgi duyuyorum ki anlatamam.&lt;br /&gt;Müthiş güvendiğim bir insan.&lt;br /&gt;Özü sözü bir.&lt;br /&gt;Çok yükseklerde ama sıfır ego.&lt;br /&gt;Hayatı belli ki hissederek; düşünerek, hazmederek yaşamış, yaşıyor...&lt;br /&gt;Olgunluk tanımını bütünüyle dolduran biri.&lt;br /&gt;Engin, bilge, bir o kadar duygusal, bir o kadar, iş hayatında "insan" olduğumuzu unutmamayı başarabilen çok özel bir insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorum ya, daha önce ne birlikte çalıştığım ne de etrafımda gördüğüm, tanıştığım hiç bir lidere benzemiyor. &lt;br /&gt;Tanışmadığınız sürece "yoktur böyle bir profil" diyeceğiniz, filme konu olsa "ancak filmlerde olur" diyeceğiniz cinsten.&lt;br /&gt;Öyle şanslıyım ki, onunla yakın çalışıyorum. &lt;br /&gt;Her gün, her yeni gün, yeni bir şey öğreniyorum ondan, hayata dair, yaklaşıma dair, kendim olabilmeye dair.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş hayatımın bir yerlerinde ona rastlamış olmak ne büyük mutluluk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksi halde, işlerin böyle güzel bir yüzü olabilceğini hiç bilemeden geçirecektim onca yılı.&lt;br /&gt;Birçoğumuzun halihazırda geçirdiği gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş üzerine epey yazıp çizdim.&lt;br /&gt;İşteki insanlar, ilişkiler, robotik yaklaşımlar, mekanik iletişimler,...üzerine...&lt;br /&gt;"kübikıllarda geçmez hayat" dedim.&lt;br /&gt;"insan sevdiği, istediği, yeteneklerine uygun işi yapmalı, ama çok zor,..." dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolay değil gerçekten. Söylediklerimin hepsi yaşanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi güzel bir yaşanmışlığı paylaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vazgeçmeden doğru olanı aradığın sürece, önüne çıkan uygun olmayanlara şans vermediğin ve yılmadan arayışını sürdürdüğün, kararlı olduğun sürece buluyorsun işte istediğini!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama önemli olan:&lt;br /&gt;gerçekten ne istediğine karar vermek,&lt;br /&gt;ne istemediğin konusunda da net olmak - önüne çıkan fırsatları değerlendirmende,istemediklerini elemende yardımcı olur,&lt;br /&gt;bu konuyu güvendiğin insanlarla konuşmak,&lt;br /&gt;kendini ve ne istediğini anlatabildiğin kadar çok insana anlatmak - bu fırsat alanını genişletecektir -&lt;br /&gt;ve umudunu ASLA yitirmemek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın çevremle bir süredir ilgiyle paylaşıyordum bu konuyu, yazmak iyi geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgiyle kalın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-8957240174260274379?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/8957240174260274379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2012/01/tam-benlik-bir-is.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8957240174260274379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8957240174260274379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2012/01/tam-benlik-bir-is.html' title='Tam benlik bir iş!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5156173906537468726</id><published>2012-01-06T22:54:00.000-08:00</published><updated>2012-01-06T23:01:03.768-08:00</updated><title type='text'>Elif'in 40 yaş partisi!</title><content type='html'>.... geçen yıl yazmış ve bir şekilde yayınlamayı atlamışım; görünce hemen yayınlayayım dedim: (yazarın notu :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün çok anlamlı bir 40 yaş partisi vardı, bizim Elif'in.&lt;br /&gt;İstiklal Caddesi'nde Chef's İstanbul'a gittik Elif'in yaklaşık 2 hafta önce duyurduğu programı takip ederek.&lt;br /&gt;14 kişiydik.&lt;br /&gt;Bir grup yemek pişirdi, diğer grup pasta yaptı.&lt;br /&gt;Böylece kendimiz pişirip kendimiz yedik afiyetle. Sonrasında da doğum günü pastasını üfledik. Onu da yedik hapur hupur.&lt;br /&gt;Elif'in ablası Sedef, bize taaa nerelerden şarap ve peynir çeşitleri getirmişti, abartmıyorum tam 1 bavul dolusu! Gerçekten 1 bavul!&lt;br /&gt;Ben gecenin sonunda içtiğimiz Lychee (Liçi=Kral Meyvesi) Köpüklü Şarabı'na bayıldım! Meyvenin o hoş aroması nasıl yakışmış anlatamayacağım.&lt;br /&gt;Birbirlerini tanıyan ve tanımayan bir dizi insan çok hoş vakit geçirdik birlikte.&lt;br /&gt;Tadı damağımda kaldı...&lt;br /&gt;Nice mutlu 40 yaşlara Elif'ciğim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5156173906537468726?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5156173906537468726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2012/01/elifin-40-yas-partisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5156173906537468726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5156173906537468726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2012/01/elifin-40-yas-partisi.html' title='Elif&apos;in 40 yaş partisi!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6856839118322609800</id><published>2012-01-06T22:53:00.000-08:00</published><updated>2012-01-06T22:59:22.924-08:00</updated><title type='text'>Biraz Hakan'dan biraz benden</title><content type='html'>Dun aksam Nisantasi'nda dolanirken bir eczaneye girip gebelik testi aldik. Bir suredir bebek konusunda ben de olumlu dusunmeye baslamistim. Hakan yillardir basimin etini yiyordu 'ne zaman baba olacagim' diye, ben de 'cok yakinda' demekle yetiniyordum. Sanirim son 7 senemiz boyle gecti :)&lt;br /&gt;Bir gun bizim ufaklik sorarsa 'neden beni bu kadar gec dogurdunuz?' diye, iste sebebi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, konunun nereye gelecegi belli oldu. Efendim durum su ki bizim Alacati'daki bayram tatilimiz meyvesini verdi ve bendeniz, Hakkus beyefendi ile, sabah yaptigimiz test sonucunda, 8 aylik bir yolculuk sonrasinda kucagimiza bizden birsey alacagimizi ogrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Testi dogrulamak icin hizlica evimizin yakinindaki Florence Nightingale hastanesine gidip bir de kan testi caktik ve bir kac saat sonra, ayni sonucun hAberini aldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saniriz 1 aylik :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecan var, ama daha cok saskinlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sansliyim, kocisim bana harika bir tepside peynir, domates ve zeytinle birlikte ihlamur getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylardan Aralik, gunlerden Pazar, ve biz Kemerburgaz'daki evimizde, az once annelerimize mutlu haberi verdik. Hepsi buradaydi: ikimizin de anneleri, Sinos'um, agabeylerimiz, Handan ve Naz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hic beklemeden tum dostlara da haber verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tum gun telefon trafigi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guzel gunler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Aralik 2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6856839118322609800?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6856839118322609800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2012/01/biraz-hakandan-biraz-benden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6856839118322609800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6856839118322609800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2012/01/biraz-hakandan-biraz-benden.html' title='Biraz Hakan&apos;dan biraz benden'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4490806807136158483</id><published>2011-10-29T13:12:00.000-07:00</published><updated>2011-10-29T13:17:59.552-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alacati'/><title type='text'>Ekim sonunda Alacati</title><content type='html'>Alacati'dayiz!&lt;br /&gt;Ekim 2011, kendi evimizde kaliyoruz artik. Ruyalarimiz gercek oldu, Alacti'daki evimiz bu yaz sonu bitti ve artik icinde yasar olduk. Haftasonlari kacip kacip geliyoruz buraya. &lt;br /&gt;Hakan da ben de cok huzurlu oluyoruz buradayken.&lt;br /&gt;"nefes almaya gidiyoruz" diyerek geliyoruz buraya.&lt;br /&gt;Cogunlukla Cuma aksamindan ucuyoruz, bir anini bile kacirmak istemiyoruz, icimize cekerek, duyarak, hissederek yasiyoruz.&lt;br /&gt;Burasi Alacati diyorum!&lt;br /&gt;Mutlulugu kokune kadar yakaladigim yer, kendim oldugum, en sevdigimle basbasa kaldigim yer!&lt;br /&gt;Simdi Alacati klasigi Agrilia'dayiz. &lt;br /&gt;Enfes bir lomo filetoyu indirdim mideye :)&lt;br /&gt;Hakkus da mantolu tavuk yedi. Tavuk yiyebildigi tek yer burasi canimin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugun evimiz icin bir kac sey yaptik.&lt;br /&gt;Perdelerimizin siparisini verdik.&lt;br /&gt;Yarim ton da odun aliyoruz!!! Sominemizi tam randiman kullanacagiz cunku havalar sogudu artik!!! Gunduz gunesli ve 20 derece civarinda olsa da evin ici serin artik. Klima pek yeterli olmuyor isinmak icin, ev tas ve surekli yasanmadigi icin sanirim, genel bir serinlik var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarin aksam donuyoruz, cunku haftaya is var amaaaaaaa Cum yine geliyoruz cunku Bayrammmmm tatili var, yuppiiiiii desemmmm!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugun sominenin onunde bir kac fotografimi cekti Hakan, eger yillar sonra bu fotograf hala kalmis olursa, ve gorursem umarim hatirlarim cekildigi ani :))) neden mi?&lt;br /&gt;Cunku&lt;br /&gt;Hakan fotografimi cekerken icimden "bu ani hatirlayacagim" diye gecirdim...&lt;br /&gt;Evimizde, yepyeni evimizde, hayalimizin icinde, sominemizin onunde ne kadar mutlu oldugumu hatirlamak istedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alacati!!! Seviyorum seni!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbahar&lt;br /&gt;Ask&lt;br /&gt;Tutku&lt;br /&gt;Dostlar&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4490806807136158483?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4490806807136158483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/10/ekim-sonunda-alacati.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4490806807136158483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4490806807136158483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/10/ekim-sonunda-alacati.html' title='Ekim sonunda Alacati'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-287517477219864297</id><published>2011-08-06T04:18:00.000-07:00</published><updated>2011-08-06T04:20:04.334-07:00</updated><title type='text'>Nokta...</title><content type='html'>21 Temmuz'da bu yazımdan önceki son yazımda Hakan'ın babasının hastalığını yazmışım.&lt;br /&gt;Bugün 6 Ağustos'ta, babamızı 1 Ağustos 2011 Pazartesi günü kaybettiğimizi yazıyorum.&lt;br /&gt;Hayat, zaman, pamuk ipliği, kopma anı...&lt;br /&gt;Boşluk,&lt;br /&gt;Siyah,&lt;br /&gt;Yalnızlık,&lt;br /&gt;Bitti,&lt;br /&gt;Nokta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 yılı Ramazan'ın ilk günü aramızdan ayrıldı babamız, Kara Memet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün içimde tuhaf bir sıkıntı ile gittim işe.&lt;br /&gt;Duvarlar üstüme üstüme geldi sanki odamda.&lt;br /&gt;Nefes alamadığımı hissettim.&lt;br /&gt;Öğle yemeği vakti kendimi zor attım plazadan dışarı.&lt;br /&gt;Yemek yedim, keyifsiz, isteksiz.&lt;br /&gt;Dönmek istemedim ofise.&lt;br /&gt;Her zamankinin aksine yalnız kalmak istedim.&lt;br /&gt;Kalktım masadan, Kanyon'a gidip bir kahve aldım, oturdum bir köşede.&lt;br /&gt;Kimseyi görmek, kimseyle bir şey konuşmak istemedim.&lt;br /&gt;Oturdum dalgın dalgın.&lt;br /&gt;Sonra döndüm ofise.&lt;br /&gt;Oturdum yerime, telefonum çaldı, arayan Koko...&lt;br /&gt;"...Hakan koşarak çıktı ofisten, babasına bir şey mi oldu?" diye soruyor telefonun diğer ucunda.&lt;br /&gt;"Bilmiyorum, hemen arayayım..."&lt;br /&gt;Arıyorum Hakan'ı, telefonu meşgul.&lt;br /&gt;Uğur'un da, Tayfun'un da...&lt;br /&gt;Aysel annem de meşgul, çıldıracağım!&lt;br /&gt;Nur cevap vermiyor.&lt;br /&gt;Nihayet Handan'a ulaşıyorum, soruyorum, gayet sakin "Şimdi geldik Çınarcık'tan, annemleri eve bıraktık, biz de yeni girdik eve, merak etme, bir şey yoktur..."&lt;br /&gt;"Bir evi arayayım içim rahat etsin" diyorum ve kapatıyorum.&lt;br /&gt;Evi arıyorum, çığlıklar, bağırışlar...&lt;br /&gt;Anlam veremiyorum, yanlış mı çevirdim?&lt;br /&gt;"Aysel Hanım'ı arıyorum..." diyorum çekine çekine telefondaki bayana,&lt;br /&gt;meğer konuştuğum oymuş, Aysel annem, bağıran, ağlayan da o...&lt;br /&gt;"Benim kocam öldü... ... ..." bağırıyor, tekrarlıyor, &lt;br /&gt;kapatıyor...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Her yerde polisler var.&lt;br /&gt;Evde cam kırıkları.&lt;br /&gt;Yerlerde ...&lt;br /&gt;matem...&lt;br /&gt;acı...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Hakan'ı düşünüyorum,&lt;br /&gt;üzülmesini istemiyorum,&lt;br /&gt;onu çok sevdiğimi,&lt;br /&gt;üzerine titrediğimi,&lt;br /&gt;onun için endişelendiğimi...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;gördüklerini nasıl kaldıracak?&lt;br /&gt;nasıl dayanacak yüreği?&lt;br /&gt;nasıl atlatacak?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;içim çok acıyor.&lt;br /&gt;derinlerde bir yerler&lt;br /&gt;öyle derin ki,&lt;br /&gt;o kadar daha önce oralarda öyle bir yerler olduğunu &lt;br /&gt;bilememişim sanki...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;bugün varız&lt;br /&gt;yarın yokuz&lt;br /&gt;bir an varız&lt;br /&gt;bir an yokuz&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;bu kurgu karışık geliyor&lt;br /&gt;film olabilir mi?&lt;br /&gt;rüya mı yoksa?&lt;br /&gt;sonunu değiştirebilir miyim?&lt;br /&gt;uyanabilir miyim?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;bastonu orada, &lt;br /&gt;pencerenin yanındaki koltuğa oturmuş Hakan,&lt;br /&gt;bastonunu eline almış babasının,&lt;br /&gt;sanki babasının gözleriyle uzaklara bakıyor;&lt;br /&gt;orada otururken babası nereye bakarsa oraya,&lt;br /&gt;neler düşünür, aklından neler geçirirdi acaba?&lt;br /&gt;bastonuna yaslanır mıydı böyle?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;gitmeden önce neler geçti aklından?&lt;br /&gt;Hakan'ı düşündü mü?&lt;br /&gt;ona söyleyecekleri var mıydı?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Hakan'ın "çukulata babası"&lt;br /&gt;Babasının "has oğlu"&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;nur içinde yatsın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-287517477219864297?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/287517477219864297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/08/nokta.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/287517477219864297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/287517477219864297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/08/nokta.html' title='Nokta...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4727745002135295159</id><published>2011-07-21T11:00:00.000-07:00</published><updated>2011-07-21T11:11:09.536-07:00</updated><title type='text'>Hakan'ın babası için...</title><content type='html'>Yaşlılık zor şey.&lt;br /&gt;Hakan'ın babasının hastaneye kaldırıldığını haber vermek için aradıklarında çoktan uykuya dalmıştım.&lt;br /&gt;Önce Hakan'ın telefonunun sesini sonra hararetli hararetli konuşmalarını duydum.&lt;br /&gt;Uyku sersemi tam açamadıysam da gözümü, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu idrak edene kadar ayılmaya çalışarak dikkatimi Hakan'ın söylediklerine verdim. &lt;br /&gt;Saat geceyarısını geçmişti.&lt;br /&gt;Hakan'ın Yalova'ya babasının yanına gitmesi gerekiyordu.&lt;br /&gt;Çağırıyordu çünkü.&lt;br /&gt;İyi değildi durumu.&lt;br /&gt;Belki oğlunu bir daha göremeyecğini düşünüyordu o sırada babası kim bilir?&lt;br /&gt;Canıyla mücadele ediyordu.&lt;br /&gt;Yaşam savaşı dedikleri şey.&lt;br /&gt;Tatlı kocişim telefonu kapattığında, benim de gözlerim açılmıştı.&lt;br /&gt;Yüzü öyle endişeli, bakışları öyle hüzünlüydü ki.&lt;br /&gt;O halde bile, "ben gidersem şimdi sen nasıl yalnız kalırsın?" diye benim için tasalanıyordu.&lt;br /&gt;Hemen doğruldum.&lt;br /&gt;"Haydi" dedim, "gidiyoruz".&lt;br /&gt;Bir daha göremeyebilirdik.&lt;br /&gt;hatta, biz gidene kadar da dayanamayabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat bazen, özellikle de böyle anlarda ne tuhaf bir hal alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyin aslında pamuk ipliğine bağlı olduğunu anlıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elinde değil. Yetişemeyebilirsin, göremeyebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O seni görmek için umutla bekler, ama nasıl hükmedebilir ki zamana? Nasıl belirleyebilir ki ne kadar yaşayacağını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangimiz bilebiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbirimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında herşey bizim elimizdeymiş gibi görünse de, hiçbirşey bizim elimizde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soluk almak bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hal böyle iken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herşeyi bu kadar ciddiye almak niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4727745002135295159?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4727745002135295159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/07/hakann-babas-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4727745002135295159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4727745002135295159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/07/hakann-babas-icin.html' title='Hakan&apos;ın babası için...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-2400776165479699938</id><published>2011-06-20T10:17:00.000-07:00</published><updated>2011-06-20T10:17:40.994-07:00</updated><title type='text'>Alaçatı'da, evimizdeyiz!</title><content type='html'>Ne diyorsun?&lt;br /&gt;Geldik evimize işte.&lt;br /&gt;Sokak kapımız var.&lt;br /&gt;Bahçe kapımız yok henüz.&lt;br /&gt;Oda kapılarımız yok.&lt;br /&gt;Pencerelerimiz yerinde.&lt;br /&gt;Bahçemizin yarısı olmuş.&lt;br /&gt;Kalanı önümüzdeki günlerde...&lt;br /&gt;En azından bahçe duvarlarımız var.&lt;br /&gt;Duvarın öbür tarafında, komşu bahçede 2 ağacımız var-dı.&lt;br /&gt;Bir köşede zeytin, öbür köşede adını bilmediğim, kocaman, yemyeşil bir agaç, bol yapraklı...&lt;br /&gt;"Ne güzel"demiştim ilk sabahımızda, "şansımıza bahçenin iki köşesinden görünen 2 koca ağaç!"&lt;br /&gt;Bugün bir geldik eve, o koskoca yeşil agaç gitmiş.&lt;br /&gt;Komşumuz, aynı zamanda evimizin arsasını aldığımız Adem Amca kestirmiş ağacı.&lt;br /&gt;Huysuz Adem.&lt;br /&gt;Arsayı satana kadar çok tatlı bir dede iken, inşaat boyunca eziyet etti bize.&lt;br /&gt;Şimdi de ağacı kesmiş...&lt;br /&gt;Hakkuş bekliyor, devamı sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;heyyyy, bugün bizim evlenme yıldönümümüz!!!&lt;br /&gt;ve Alaçatı'da kutluyoruz,&lt;br /&gt;tanıştığımız yerde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seviyorum kocişimi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-2400776165479699938?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/2400776165479699938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/06/alacatda-evimizdeyiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2400776165479699938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2400776165479699938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/06/alacatda-evimizdeyiz.html' title='Alaçatı&apos;da, evimizdeyiz!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7281517227548645354</id><published>2011-06-01T11:44:00.000-07:00</published><updated>2011-06-01T11:44:06.659-07:00</updated><title type='text'>Yaz-Deniz-Rüya</title><content type='html'>Çıldırmak içten değil.&lt;br /&gt;Yaz geliyor!&lt;br /&gt;İstanbul yazın bir başka güzel.&lt;br /&gt;Deniz kokusu sabahın erken saatlerinde aralık bıraktığımız pencerelerden girip burnumuzu tatlı tatlı okşuyor.&lt;br /&gt;Tam o esnada mavi-yeşil rüyalara doğru yelken açıyoruz.&lt;br /&gt;Bir kulaç atıyoruz, "oh", bir kulaç daha, ve nefes!&lt;br /&gt;İşte bu enfes!&lt;br /&gt;Biraz daha yüzüp sırt üstü yatıyoruz denizde, kollarımız iki yana açık; belki bacaklarımız da, ya da değil, bilemedim, ama yüzümüzü güneşe vermişiz; gözler kısık, kırpıştırdıkça ışıkla eğleniyoruz...&lt;br /&gt;Dinginlik hissi...&lt;br /&gt;Suyun insana kendini tüy gibi hafif hissettirmesi...&lt;br /&gt;Derin bir nefes,&lt;br /&gt;ve işte iyot kokusu...&lt;br /&gt;gözler kapanınca, herşeyden kopma hali...&lt;br /&gt;yüzdeki gülümseme o kadar kendiliğinden gelişiyor ki, mutlu olmamak içten değil!&lt;br /&gt;yalnızlık, ama suya ait olma hissiyle giderilen "tam"lık duygusu...&lt;br /&gt;kalp-beden-ruh ilişkisindeki uyuma, zihnin karşı koyamadan teslim olması...&lt;br /&gt;deniz kokusu&lt;br /&gt;penceremden içeri girdiğinde&lt;br /&gt;bunları hissettim.&lt;br /&gt;ben mi deniz oldum, deniz mi ben bilemedim.&lt;br /&gt;ne önemi var ki?&lt;br /&gt;belki de deniz kokusu rüyaydı&lt;br /&gt;belki şu anda rüyadayım ve &lt;br /&gt;uyurken gerçekleri yaşıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7281517227548645354?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7281517227548645354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/06/yaz-deniz-ruya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7281517227548645354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7281517227548645354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/06/yaz-deniz-ruya.html' title='Yaz-Deniz-Rüya'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3425053483368830055</id><published>2011-05-17T23:50:00.001-07:00</published><updated>2011-05-17T23:50:18.077-07:00</updated><title type='text'>Mutluluk içimizde!</title><content type='html'>Mutlak mutluluk mümkün, frekansı yakala!&lt;br /&gt;Acaba koşulsuz şartsız mutlu olmayı başarabilen insanlar var mı? Varsa, sürekliliği de sağlayabiliyorlar mı bu ruh hallerinde? Peki, nasıl bir çevrede yaşıyorlar? Ne tür işlerle uğraşıyorlar? Hayatlarını nasıl yaşıyorlar? Asıl soru şu: “Mutlak mutluluğu nasıl yakalamışlar? Nasıl koruyorlar?”&lt;br /&gt;Acaba bilgelik diye bahsedilen şeyler bunlar olabilir mi?&lt;br /&gt;Bazen bu konu üzerinde düşünürken veya birileriyle sohbet ederken, diyorum ki, “İnsanın hayatında belirli anlar var; bu anlarda her zaman yaşadığı frekansın üzerinde bir yerlere erişiyor, bakıyor orada daha çok hava var, daha çok enerji, daha büyük bir özgürlük alanı…”. Bilinçli bir geçiş değil bu. Yani, içinde bulunduğu an ile bu diğer anlara yolculuk istem dışı bir şekilde, kendiliğinden gelişiyor… Herkesin başına gelmiştir bu tarif etmeye çalıştığım durum, belki anlamlandırmıştır, belki de üzerinde durmamıştır, farkına varmamıştır.&lt;br /&gt;Bana geçenlerde işe giderken oldu. Sabah, araba kullanıyorum. Oturduğumuz yerden ana yola çıkmak için kat ettiğim 11 kilometrelik uzun, sakin, yeşillikler içindeki yolda gidiyorum. Güneş karşımdan vurmuş yüzüme, gözlerimi kısmış, güneş gözlüğü takıp ışığı geri çevirmek istememişim, aydınlığın tadını çıkarıyorum, sabahın ilk ışıklarına gülümseyerek karşılık veriyorum. O an, her şey çok mümkün görünüyor, hayat çok basit, her şey “yapılabilir” konumda, “yaşamak müthiş bir şey” düşüncesi içimi enerjiyle doldurmuş, havada adrenalin var… Sınırlar yok, duvarlar yok, ketler yok, koşullanmışlıklar yok, “hayır”lar yok, “yok”lar yok… Nefes almak mutluluk sebebi!&lt;br /&gt;İşte o anı yakalayabildiğim başka zamanlar da olduğunu düşünüyorum. Farkına varıyorum, duyumsuyorum, özümsüyorum, anlamlandırmaya çalışıyorum.  Ne yapsam da o anın içinde yaşamaya devam edebilsem hayatımı?&lt;br /&gt;Bu yazıyı yazmak için masaya oturduğumda o andan çok uzaklardaydım. Ve emin değildim, o anı çağırıp ifade edebileceğimden… Ama oldu. İstediğim gibi hem de. Ve aslında bir çıkış buldum sanki o frekansa giden yolda. Hatırlamak, canlandırmak ve tabii ki benim iletişim yolumla “yazmak”… Belki bunu alışkanlık haline getirebilirim. O zaman, bir süre sonra kendiliğinden bulur yolunu, hayat tarzım olur, düşünme biçimim olur, içime işler ve mutlak mutluluğa ulaşırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3425053483368830055?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3425053483368830055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/05/mutluluk-icimizde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3425053483368830055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3425053483368830055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/05/mutluluk-icimizde.html' title='Mutluluk içimizde!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7383524975819612880</id><published>2011-02-10T13:08:00.000-08:00</published><updated>2011-02-10T13:08:11.485-08:00</updated><title type='text'>Oklar, Hayaller</title><content type='html'>"Nereye gideceğimizi okların belirlediği bir dünyada, hiçbir yere gitmeyi gerektirmeyen hayalleri önemsemenin kime ne zararı var?" mı demişti Kürşat Başar bir romanında?&lt;br /&gt;Aklıma geliverdi işte.&lt;br /&gt;Ben de yazdım :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7383524975819612880?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7383524975819612880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/02/oklar-hayaller.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7383524975819612880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7383524975819612880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/02/oklar-hayaller.html' title='Oklar, Hayaller'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-8764222199880760914</id><published>2011-02-01T12:15:00.000-08:00</published><updated>2011-02-01T12:15:58.782-08:00</updated><title type='text'>Bir Toskana Masalı</title><content type='html'>Kış falan anlamam!&lt;br /&gt;Şunun şurasında 2 ay sonra bahar geliyor!&lt;br /&gt;Sonra da ver elini yaz!&lt;br /&gt;ve planlar!&lt;br /&gt;Bizim 3 yıl önceki hikayeyle çarpıştım az önce gmailimin tozlu dehlizlerinde bir şeyler ararken&lt;br /&gt;ve dedim ki&lt;br /&gt;kışın ortasında Toskana hayali kurmanın kime ne zararı olabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi buradan yakın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’dan Milano’ya uçulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;POGGIBONSI&lt;br /&gt;Milano’dan araba kiralanır - 4 saatlik bir yolculuk sonrası SİENA bölgesine ulaşılır.&lt;br /&gt;Burada, biz POGGIBONSI köyünde Mellograni diye bir yerde kaldık, üzüm bağlarının&lt;br /&gt;içerisinde, ufak bir şato gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİENA&lt;br /&gt;Chianti’ye gidilir, ufak bir gezi; sonra SİENA’nın merkezine yolculuk. (2 saat) Tam&lt;br /&gt;bir Ortaçağ şehri, film seti gibi! Bayılacaksınız! Surlarla çevrili bir kent.&lt;br /&gt;Siena’da Palio meydanı çok hoş, biz yarışlarına denk geldik-muhteşemdi. (Yılda 2 kez&lt;br /&gt;oluyor; Temmuz ve Eylül)&lt;br /&gt;Duomo kilisesi var. Kilisenin tepesine çıkıp panoramik bir bakışa değer. Merdivenler&lt;br /&gt;bir hayli çok sayıda, nefesler kesilebilir... J&lt;br /&gt;Siena’nın içini gezerken hangi kapıdan girdiğinize dikkat edin, çünkü tam 9 girişi var&lt;br /&gt;ve tüm sokaklar birbirine benzediği için kaybolmak içten değil. Tecrübe ile sabittir.&lt;br /&gt;Kaybolunca doğru kapıya ulaşmak 1,5 saat sürebiliyor. “Aman hangi kapı olursa&lt;br /&gt;çıkarım ne önemi var” dememli çünkü arabayı park ettiğiniz yerden uzaktaysanız vay&lt;br /&gt;halinize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;COLLE V’ALD’ ELSA çok güzel.&lt;br /&gt;Cafe Lido diye bir dondurmacı var, tatlıları meşhurmuş; oturup dinlenmeye&lt;br /&gt;değer...&lt;br /&gt;SAN GIMIGNANO müthiş... (COLLE V’ALD’ ELSA’dan araba ile 8-10 dk)&lt;br /&gt;San Giovanni kapısında girin içeri...&lt;br /&gt;Meydanda Bar la Cisterna’da oturmanızı tavsiye ederim...&lt;br /&gt;Museo Civico gezilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MONTERIGGIONI küçük, sade, şirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MONTALCINO harika&lt;br /&gt;Rocco kalesine gidip şarap tadım yerini de ziyaret edin...&lt;br /&gt;1888’den kalma Fiaschetteria cafe’de oturmalısınız! Şarap – peynir J&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MONTEPULCIANO’ya giderken yolda Bagno Vignoni’ye de uğramalısınız!!! Burada&lt;br /&gt;termal havuz var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TALAMONE, deniz ve kum...nefis bir sahil kasabası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PORTO SANTO STEFANO, Talamone’ye 20 km mesafede, romantik bir yer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FLORANSA, söylenecek pek bir şey yok, kelimelerle anlatmak zor tüm sanat&lt;br /&gt;eserlerini görmek mümkün değil, en az 1 hafta lazım ama etkkilendiğim bir kaç yer:&lt;br /&gt;Meydanda Duomo ve Battistero, Signora Meydanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uffuzi müzesi görülesi&lt;br /&gt;B.Gallo’da oturup bir şeyler yiyin, hoş yemekler, şarap çok güzel...&lt;br /&gt;Park Boboli harika!!! İçinde Pitta Malikanesi var; Medici ailesi burada yaşamış&lt;br /&gt;yıllarca – ama giderken yanınıza atıştıracak/ içecek bir şeyler alın, park çok&lt;br /&gt;büyük ve hiç cafe/ büfe yok (bildiğimiz parklar gibi değil, kesinlikle görülesi&lt;br /&gt;detaylarla dolu – minik çiçek havuzları, heykeller, fıskiyeler, manzalaralar...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La Spezia çok hoş bir sahil yeri. Gittiğimiz gün İtalya’nın dünya kupasını aldığı&lt;br /&gt;maç vardı; bir İtalyan gibi kutlamalara katıldık!!! Anlatılmaz, yaşanır J Geceyi&lt;br /&gt;şampanyayla; İtalyanların deyimiyle Ferrari ile bitirdik, o kadarını söyleyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portovenere – buraya zaman ayırın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinque Terre turu yapın tekneyle; tam 5 liman kasabasını geziyorsun, ring&lt;br /&gt;sefer şeklinde, günlük tarife elinde, istediğin limanda istediğin kadar zaman&lt;br /&gt;geçirebilirsin... Jburalara arabayla ulaşım yok, ya tekne ya tren; bence&lt;br /&gt;TEKNE!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve final Lago di Garda’da oluyor, GARDA GÖLÜ...Rüya gibi bir yer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İYİ TATİLLER DİLERİM!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-8764222199880760914?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/8764222199880760914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/02/bir-toskana-masal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8764222199880760914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8764222199880760914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2011/02/bir-toskana-masal.html' title='Bir Toskana Masalı'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4332219305229628082</id><published>2010-12-22T11:43:00.001-08:00</published><updated>2010-12-22T11:43:56.202-08:00</updated><title type='text'>Her Şey Seninle Başlar</title><content type='html'>Eski bir Çin hikayesi geliyor: Bir köyde yaşayan yaşlı bir adam, çok fakir ama müthiş bir atı var. Öyle ki, kral bile gıpta ediyor adama. Zamanında hazinesinin hatırı sayılır bir kısmını teklif etmiş ama ihtiyar razı olmamış atını vermeye. "Bu at benim dostumdur, insan dostunu satar mı?" demiş. &lt;br /&gt;Bir sabah kalkmışlar, at yerinde yok. Köylü hemen dalga geçmiş, "Ah akılsız, bak satmadın zamanında hem attan oldun hem paradan...". İhtiyar oralı olmamış, "Bildiğim tek şey var, tek gerçek, o da atımın şu anda olmadığı" demiş. &lt;br /&gt;Kısa bir süre sonra at dönüp gelmiş, ama ne gelmek, peşinde kendi gibi güzel 10 vahşi atla birlikte! Köylüler ihtiyardan özür dilemişler "Amma da şanslısın..." demişler. "Bilemem" demiş ihtiyar, "şans mı şanssızlık mı. Sadece bir gerçek var o da şu anda daha çok atımın olduğu..."&lt;br /&gt;Aradan bir hafta geçmiş, ihtiyarın tek oğlu, vahşi atlardan birinden düşüp bacağını kırmış. O halde tarlada çalışamayacağından bütün işler adamcağıza kalmış. &lt;br /&gt;Köylüler yine peşin hükümlü: "Ne talihsiz adam, başına gelen iyi şeyler bile kötü sonuçlanıyor..."demişler.&lt;br /&gt;Bizimki yine oralı olmamış, "Tek bir gerçek var o da oğlumun ayağının kırık olduğu" demiş ve geçmiş.&lt;br /&gt;Bir süre sonra, savaş çıkmış, köyün bütün delikanlılarını orduya almışlar, ayağı kırık olduğundan ihtiyarın oğlu hariç. Köylüler gelip ihtiyara, ne kadar şanslı olduğunu söylemişler. O ise aynı cevabı vermiş: "Erken karar veriyorsunuz..."&lt;br /&gt;Bu hikaye hem "hayırlısı olsun" deyişimizi açıklıyor, hem de elde ettiğimiz sonuçların değil, onlara yüklediğimiz "iyi" ya da "kötü" gibi anlamların aslında ne hissettiğimizi belirlediğini gösteriyor.&lt;br /&gt;Elde edilen sonuçları aceleyle başarısızlık olarak nitelersek atalete kapılır, tutkumuzu kaybeder, hayallerimizden vazgeçeriz.&lt;br /&gt;Oysa başarıya ulaşanlar, paraları, yetkileri, ellerinden tutan kimseleri olmasa da, seçkin şartlarda çalışmasalar da, rakiplerinin imkanlarına sahip olmasalar da işlerine asılır, zor zamanlarında daha çok çalışır, hayata hiç bırakmamacasına sarılırlar! &lt;br /&gt;Yeni yılın bu ilk ayında tavsiyem, Mümin Sekman'ın "Her Şey Seninle Başlar" kitabını almanız.&lt;br /&gt;Bu çok sevdiğim hikayeye yer vermiş kitabında. &lt;br /&gt;Hayata dair çok vurucu yaklaşımları var. Dİyor ki:&lt;br /&gt;Sende sandığından fazlası var! Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullan! Hayatta ya tozu dumana katarsın ya da tozu dumanı yutarsın!&lt;br /&gt;Her şey ama her şey seninle başlar!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4332219305229628082?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4332219305229628082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/12/her-sey-seninle-baslar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4332219305229628082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4332219305229628082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/12/her-sey-seninle-baslar.html' title='Her Şey Seninle Başlar'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-8576919903416800882</id><published>2010-12-18T13:10:00.000-08:00</published><updated>2010-12-22T11:01:52.865-08:00</updated><title type='text'>Rüya ve gerçek</title><content type='html'>Rüyamda teyzemi gördüm. Hatice Teyzemi.&lt;br /&gt;Bir odada, sanırım yataktaydı.&lt;br /&gt;Odanın bir tarafında kuzenim Nilgün, diğer tarafında kuzenim Ayşegül; birbirlerine arkalarını dönmüşler, iki zıt tarafa doğru bakıyorlar, sanki başları yerde...&lt;br /&gt;Teyzem ikisinin ortasında.&lt;br /&gt;Yüzü bana dönük, yüzünde endişeli bir hal, diyor ki "Ben yaşamıyorum ki, bu hayat değil Eylem..."&lt;br /&gt;Kollarını iki yana doğru açmış bunları söylerken.&lt;br /&gt;Yüzünde ağlamaklı bir ifade var.&lt;br /&gt;Sanki gidecek ve beni ikna etmeye çalışıyor, gitmesi gerektiğine...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;İçimde, göğsümün tam ortasında br sıkıntı, kalbim sanki yerinden fırlayacakmış gibi uyanıyorum. Doğrulup yatakta oturuyorum. Kalp atışlarım normale dönmüyor...&lt;br /&gt;Saate bakıyorum. Sabah 04:06...&lt;br /&gt;Teyzem hastanede, yoğun bakımdaydı, acaba bir şey mi oldu?&lt;br /&gt;Hayır hayır, kötü şeyler getirmek istemiyorum aklıma.&lt;br /&gt;Tuvalete gidiyorum.&lt;br /&gt;Yatağa dönünce, yanımdaki şifonyerin üzerindeki bir bardak suyu içiyorum.&lt;br /&gt;Kalbim hala normale dönmedi, dönecek gibi değil.&lt;br /&gt;Tuhaf bir sıkıntı...&lt;br /&gt;Yatağa uzanıyorum.&lt;br /&gt;Dua ediyorum içimden.&lt;br /&gt;Uyuyakalıyorum...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;İş yerindeyim.&lt;br /&gt;Hakan arıyor.&lt;br /&gt;İşimin kaçta biteceğini soruyor.&lt;br /&gt;Saatime bakıyorum, akşam üzeri olmuş, saat 4 civarı sanırım.&lt;br /&gt;Daha işim olduğunu söylüyorum, "herhalde 8 gibi biter işim."&lt;br /&gt;"Gelmem lazım" diyor, "seni almam lazım", "karşıya geçmemiz gerek..."&lt;br /&gt;"Ne oldu? Teyzeme mi bir şey oldu yoksa?"&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;sessizlik...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;"Bu sabaha karşı" diyor "kaybettik teyzeni..."&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Benim güzel teyzem,&lt;br /&gt;bembeyaz tenli,&lt;br /&gt;ela gözlü,&lt;br /&gt;sapsarı saçlı,&lt;br /&gt;elmacık kemikleri çıkık,&lt;br /&gt;ağzı, burnu biçimli,&lt;br /&gt;güzeller güzeli teyzem... &lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;16 Aralık 2010 tarihinde, sabaha karşı, tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.&lt;br /&gt;17 Aralık 2010 Cuma günü, sabah karla karışık yağmur yağdı. Hava çok soğuktu. Biz camiye giderken havanın puslu, grimsi rengi yer yer açılmaya başladı. Saat 14:20'de Seyid-i Ahmet Camii'nde kılınan cenaze namazı sırasında güneş yüzünü gösterdi. Bunun onun ışığı olduğunu düşündük. Teyzem de güneş gibiydi çünkü. Ayaz güneşi...Sonra, aynı yerde toprağa verdik. Annesinin akrabalarının ve babasının yattığı yerde...&lt;br /&gt;Nur içinde yatsın...&lt;br /&gt;Toprağı bol olsun...&lt;br /&gt;Cennet ayaklarının altına serilsin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-8576919903416800882?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/8576919903416800882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/12/ruya-ve-gercek.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8576919903416800882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8576919903416800882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/12/ruya-ve-gercek.html' title='Rüya ve gerçek'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-2155229937136660516</id><published>2010-11-27T07:59:00.000-08:00</published><updated>2010-11-27T07:59:14.319-08:00</updated><title type='text'>Yeni işhhh...</title><content type='html'>Değişim rüzgarlarının başımda deli deli estiği günler...&lt;br /&gt;Yeni bir başlangıç, yeni bir iş...&lt;br /&gt;"Nerede kalmıştık?" diyerek başlamak geliyor içimden 2002'lere seslenerek.&lt;br /&gt;Evet Andersen yıllarına...&lt;br /&gt;Yakında daha fazla bilgi vereceğim :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-2155229937136660516?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/2155229937136660516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/yeni-ishhh.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2155229937136660516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2155229937136660516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/yeni-ishhh.html' title='Yeni işhhh...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1642422320719630377</id><published>2010-11-06T16:56:00.000-07:00</published><updated>2010-11-06T16:57:46.660-07:00</updated><title type='text'>Yorumlara devam!!!</title><content type='html'>Sevgili takipçilerim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknoloji konusunda kazmadan hallice bir arkadaşınız olarak bir zamanlar blogumdaki ayarlarla iyi birşeyler yaptığımısanarken "yorumlar" kısımını uçurmuşum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu ilk haber veren Banu olmuştu. Ama nasıl toparlanacağını tam bilemediğim için ilk tepki olarak, Banu'nun sözlerini kulak arkası ettim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kardeşim de aynı uyarıyı yapınca, gece eve döner dönmez bu işe el attım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meğer hiç de sandığım gibi zor değilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hallettim anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorumlarınız her zaman beni mutlu ediyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilerimle!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1642422320719630377?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1642422320719630377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/yorumlara-devam.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1642422320719630377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1642422320719630377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/yorumlara-devam.html' title='Yorumlara devam!!!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1202764829904797010</id><published>2010-11-06T16:49:00.001-07:00</published><updated>2010-11-06T16:49:09.819-07:00</updated><title type='text'>BEN</title><content type='html'>BEN!&lt;br /&gt;Bundan yaklaşık 14 yıl önce bir kızla tanışmıştım. Nasıl azimli, çalışkan ve becerikliydi anlatamam. O sıralar bir yandan üniversitede okuyor, bir yandan bizim davet, toplantı, açılış ve benzeri organizasyonlarımızda hosteslik yapıyordu.&lt;br /&gt;Bir keresinde uluslararası bir firmanın Rusya'daki yöneticilerinden biri iş treklif etmişti, ancak o hala eğitimine devam ettiği için ilgilenmemişti.&lt;br /&gt;Başka bir sefer, görev aldığımız bir organizasyonda bize yemek olarak sandviçler vermişlerdi. Bu kız içine bakıp, "bu peynir ekmekle geçiştiremem ben yemeği" demiş, sandviçi bir kenara atmış ve hepimize mutfaktan kallavi yemekler getirtmişti. Tanımadığı yoktu, olmadık yerlerde olmadık kişilerle ahbaplığı çıkardı ortaya. O otelde de aşçıyı tanıyordu. "Ne kaprisli ama dediğini de yaptırıyor" diye düşünmüştüm o zaman. &lt;br /&gt;Bir ara, sürekli Vancouver'dan bahsediyordu. "Kanada çok soğuk ama Vancouver güneyde kalıyor, o yüzden daha iyi bir iklim; şu zaman gitmeyi planlıyorum , vs" şeklinde anlatıp duruyordu. İlk defa ondan duymuştum Vancouver'ı.&lt;br /&gt;1990'lı yılların başından bahsediyorum, o dönem hosteslik işleri yeniydi piyasada. Ve herhalde piyasada %30'luk bir istihdam sağlamıştı bu kız. &lt;br /&gt;Yaptığı işi çok ciddiye alır, çok iyi yapardı. Üstesinden gelemeyeceği mesele yoktu. Yaratıcı zekası kuvvetliydi ve bunu çok iyi kullanırdı. Farklı bir duruşu vardı. Çevresi üzerinde müthiş bir etki yaratırdı.&lt;br /&gt;En son 2004 yılında görüştük onunla...O sıralar Arthur Andersen'de çalışıyordu. &lt;br /&gt;Sonrasında ne olduysa koptuk, neler yaptı?&lt;br /&gt;Sonrasında neler yaptı anlatayım: Arthur Andersen macerası 2002'de bitti, Accenture oldu şirket. 2005'e kadar orada devam etti. Sonra Turkcell'deydi 3 yıl kadar. Ardından eşinin işi nedeniyle Hong Kong'a gitti.&lt;br /&gt;Döndükten sonra ne yapacağına karar vermesi biraz zaman aldı.  O da, yarı zamanlı olarak eşinin iş yerinde çalışmaya, bir yandan İspanyolca öğrenmeye, şan derslerine, şu anda yazmayı sürdürdüğü dergide yazmaya başladı. Ara sıra gelen iş görüşmesi tekliflerini değerlendirdi. Girdiği bazı mülakatları, saçma soruların sorulmaya başlandığı noktada kibarca terk etti. Kendini kişisel gelişim konularına adadı. Bu alanda eğitimler vermeye de başladı. &lt;br /&gt;Şu anda, 2010 yılının son yazısını yazmakta :)&lt;br /&gt;Evet, bu akşam tiyatroya gittim. Haluk Bilginer'in elinden Macbeth'e. Orada 14 yıl önce tanıştığım ama 2004 yılından beri görmediğim bir arkadaşımla, Aydın'la karşılaştım. &lt;br /&gt;Tiyatro çıkışı oturup biraz sohbet edelim dedik. Bana beni anlattı. Ben de sanki yabancı birinden bahsediyormuş gibi dinledim onu, çünkü anlattığı şeylerin çoğu aklımdan çıkmıştı. Ama anlattığı beni çok sevdim. Yavaş yavaş hatırladım da. Ama neden şimdi öyle olmadığımı bilemedim. Birşeyler içimde o günlerde var olan enerjiyi tüketmiş. Kendimi dinlemek iyi geldi. En azından enerjimi geri kazanabileceğimi biliyorum çünkü o benim içimde olan birşey.&lt;br /&gt;2011 hedefim sahalara bomba gibi dönmek! Ya siz? Eski bir dosttan dinlemek ister misiniz kendinizi?  Ben size şimdiden iyi seneler diliyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1202764829904797010?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1202764829904797010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/ben.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1202764829904797010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1202764829904797010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/ben.html' title='BEN'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7770187042924254578</id><published>2010-11-04T11:14:00.000-07:00</published><updated>2010-11-04T11:14:38.170-07:00</updated><title type='text'>Düz yazı</title><content type='html'>En basindan beri ''tek endisem'' dedigim ve aslinda tek olmayacak sekilde listeledigim hersey bir bir karsima cikti...&lt;br /&gt;Hayatimda ''KESKE''leri barindirmamaya ozen gosterdigim icin; sakin ve emin adimlarla yonlendirmeye - yurutmeye calistigim bu surec, su veya bu sebeplerle herseye ragmen kendi kendini yok etti.Her ne sebeple olursa olsun (sen, ben, ucuncu sahislar, aileler, eski iliskiler, is, sorumluluklar vs...) demek ki yeterince saglam basmamisiz yere ve yeterince saglam temellerimiz yokmus.&lt;br /&gt;Sarkilarin melodi veya ritimlerinden ziyade sozlerinin onemli oldugunu soylerdim ya sana, iste bunun sebebi ''sevdigim'' icindi. Sevdigimi soyluyorsam seviyorumdur ve bunun kimse tarafindan sinanmasina musaade etmem.&lt;br /&gt;Hayatin cok kisa ve birlikte yasam surmenin inanilmaz bir beceri oldugunu yadsimiyorum. Mutlu olacagin kisiyi; sevmek, anlamak, durust olmak, her zaman/hep/her ne olursa olsun saygi ve guven ile konusmak, yani hak ettigini yasamak ve vermek inanilmaz zor bir secim kuskusuz. Yas ve tecrube olarak benden donanimli oldugun icin tabii ki bu yazdiklarimi cok daha iyi tanimlayabilirsin... Bu da bir baska gercek oluyor saniyorum.&lt;br /&gt;Anlatmak istedigim sey kisaca su; her ne kadar artik bir onemi olmasa da (anlatmakta gecikmis olmam ve/ veya dinlemekten kacmis olman...) beni duymandan ziyade ''DINLEMENI'', bana bakmandan ote beni ''GORMENI'' isterdim... Sebebi nasili hic onemli degil, sadece dogru zamanda yaninda olup yeterince isteyerek yasamak diye ozetleyebilirim.&lt;br /&gt;Sonucta; hersey hayata dair ve bizim hicliklere mecbur kalmamak icin kendimizi dengeleyebilmemiz gerekiyor. O butunluk bozuldugu zaman ise; ya deger verdigimiz/ verebilecegimiz birini kaybetmek, ya da deger vermedigimiz/veremeyecegimiz biri ile bosuna yasamaktir aslolan...&lt;br /&gt;SY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı ben yazmadım, Sinoşum yazdı.&lt;br /&gt;Bana telefonda okudu.&lt;br /&gt;Çok sevdim.&lt;br /&gt;İşte burada...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7770187042924254578?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7770187042924254578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/duz-yaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7770187042924254578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7770187042924254578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/duz-yaz.html' title='Düz yazı'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7430938767826644467</id><published>2010-11-04T10:23:00.000-07:00</published><updated>2010-11-04T10:23:03.479-07:00</updated><title type='text'>Kick Boks macerası</title><content type='html'>Hakan geçenlerde kick boksa başlayacağını söyledi. "iyi" dedim. Doğrusu benim hiç ilgimi çekmedi.&lt;br /&gt;Yine geçenlerde Çin'e gittiğinde bir dolu malzeme almış kendine antremanlarda kullanmak için.&lt;br /&gt;ELi kolu dolu geldi yani.&lt;br /&gt;Baktım hemen o hafta boks hocası ile randevu ayarlandı.&lt;br /&gt;Hoca bir Pazar çıkıp bizim siteye geldi.&lt;br /&gt;Ben de meraklıyım ya, hemen düştüm peşlerine, ve tuttum bizim spor salonunun yolunu.&lt;br /&gt;Onlar hoca ile çalışıyorlar, ben yürüyüş bandında takılıyorum. Bir yandan da onları izliyorum.&lt;br /&gt;Bizimkinin canı çıktı ilk yarım saatte.&lt;br /&gt;Ama onu görünce ben de gaza geldim.&lt;br /&gt;Aman ben de şöyle şekle şemale girecek birşeyler yapsam hocam. Şu kalçalar, göbek, hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan selüliter falan nasıl kaybolur? tonundan girdim muhabbete.&lt;br /&gt;Hoca da dünya şekeri bir adam. İki laf ediyor, üç gülüyor.&lt;br /&gt;Hepimiz keyifliyiz yani.&lt;br /&gt;Spor sonrası hep birlikte geldik bizim eve.&lt;br /&gt;Çay demledim, oturduk sohbet muhabbet gidiyor.&lt;br /&gt;Hoca bize program yazdı. Haftanın her günü yapılacak hareketler.&lt;br /&gt;Motivasyonlarımız tavan yapmış.&lt;br /&gt;Ben kendimi plajda hayal ediyorum böyle Raquel Welch gibi falan...&lt;br /&gt;Aaaa, o kadar yeni taş varken aklıma gele gele kim geldi bakar mısınız?&lt;br /&gt;Offf, amma eskidim yahu!&lt;br /&gt;Annemin dönemine takılmaya başladım...&lt;br /&gt;Biraz erken oldu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, işte hal böyle.&lt;br /&gt;Bir sonraki gün İspanyolca kursuna giderken bizim kızlara anlatıyorum, "başladım spora. Çok iyi olacak. Haftalık program. Taş. Hoca süper. Aktifiz heyecanlıyız!"...&lt;br /&gt;Sonra,&lt;br /&gt;Şu ana geliyoruz.&lt;br /&gt;bu hadisenin üzerinden 2 hafta geçmiş.&lt;br /&gt;Ne Hakan ne ben o güzel Pazar'dan sonra spor salonunun yolunu bulamadık.&lt;br /&gt;Her akşam bahaneler diz boyu.&lt;br /&gt;İsteyince insan ne güzel bahane uyduruyor yahu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veee,&lt;br /&gt;Hakan'ın boks çantası çoktan dolabın üstüne kalktı bile!!!  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne maymun iştahlıyız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiyorum şekle girmek ama aksiyon yok kardeşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu disiplin nasıl gelecek bana?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7430938767826644467?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7430938767826644467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/kick-boks-maceras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7430938767826644467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7430938767826644467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/11/kick-boks-maceras.html' title='Kick Boks macerası'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6323721836324796903</id><published>2010-10-25T10:30:00.000-07:00</published><updated>2010-10-25T10:30:52.555-07:00</updated><title type='text'>Yazmazsam ağlayacağım</title><content type='html'>2010 yılı. Günlerden Pazartesi. Akşam vakti. Saat 20:10. &lt;br /&gt;kapımız çaldı ve Hakan'ın sipariş ettiği buzdolabımız geldi.&lt;br /&gt;Bir baktım dev gibi bir kutu. &lt;br /&gt;Hakan bana bakıp "152 kilo" dedi.&lt;br /&gt;Ne???&lt;br /&gt;Ama karşımda sadece 2 adam var.&lt;br /&gt;"Yani bu iki kişi mi taşıdı?" diye sordum gözlerimi kocaman açarak.&lt;br /&gt;Hakan 1 işareti yaptı.&lt;br /&gt;Daha çekingen duran, işçi önlüğü giymiş adamı göstererek. Daha zayıf olan adamı...&lt;br /&gt;İçim acıdı.&lt;br /&gt;Boğazım düğümlendi.&lt;br /&gt;"Size bir bardak su vereyim" dedim.&lt;br /&gt;İstemediler.&lt;br /&gt;Çekindiler mi, müşteriden su içmek yasak mı bilemedim.&lt;br /&gt;Sordum "Siz bu saatelere kadar çalışıyor musunuz? Mesainiz ne zaman bitiyor?" diye.&lt;br /&gt;"Ablacığım sevkiyat var. Bitene kadar. Çalışmaya devam" dedi.&lt;br /&gt;Yani sabaha kadar sürse, o öekingen incecik adam kim bilir kaç katı sırtında yüzlerce kilolarla çıkacak.&lt;br /&gt;Hakan o sırada bir şeyler imzalıyor.&lt;br /&gt;Kredi kartı, vs... bir problemler oldu...&lt;br /&gt;Aklı tamamen operasyonda.&lt;br /&gt;Bense takıldım kaldım.&lt;br /&gt;Acele acele mutfağa gittim, ikram edecek br şeyler için.&lt;br /&gt;Mercimek çorbası vardı, yemeğe oturmak üzere ısıtmıştım ama onlara nasıl vberebilirdim ki?&lt;br /&gt;Ya da taze çayım olsaydı şöyle demlenmiş...&lt;br /&gt;Bilemedim.&lt;br /&gt;Mutfakta bir o tarafa bir bu tarafa kah çekmecelere, kah eski buzdolabının içine bakarak ikram edecek bir şeyler aradım.&lt;br /&gt;Sonra bir paket keki gördüm çekmecede. Vişneli.&lt;br /&gt;Madem işleri bitmemiş, yolculuk devam ediyor, yanlarına vereyim diye düşündüm. Hiç olmazsa yolda yerler, ağızları tatlanır.&lt;br /&gt;Verdim...&lt;br /&gt;Aldılar tebessümle...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;İş kanununda yok mu çalışanı koruyucu maddeler? &lt;br /&gt;Bir kişi 150 kilo taşıyabilir, sırtında 150 kilo ile kim bilir kaç kat çıkabilir mi?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Ben hep buralardayım işte...&lt;br /&gt;Sinmiyor içime...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6323721836324796903?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6323721836324796903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/10/yazmazsam-aglayacagm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6323721836324796903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6323721836324796903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/10/yazmazsam-aglayacagm.html' title='Yazmazsam ağlayacağım'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-144555717183547613</id><published>2010-10-20T11:22:00.000-07:00</published><updated>2010-10-20T11:22:41.041-07:00</updated><title type='text'>Şu an. Yapabileceğinin en iyisi. Yap.</title><content type='html'>Az önce Sinoş'tan bir mail geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birşeyler yazmış ve devamını yazmam için bana göndermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda içinde bulunduğu süreçle ilgili yazdığı bir kaç satır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de ona aşağıdaki cevabı verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kafası karışık olan, anlatacak bir şeyleri olan herkese, veya olmayanlara da, içlerini dökmek isteyen veya o veya bu şekilde offf, işte diyorum ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bana kalirsa icinden ve aklindan gecen herseyi, bu konuyu sanki seni&lt;br /&gt;cok iyi anladigini bildigin birine anlatiyormussun gibi yazarak cok&lt;br /&gt;guzel bir sey yapmis olursun canim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafanin biraz karisik oldugunu biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu cok normal inan bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep ogretilenler, kurallar, "olur/ olmaz"lar var hayatta. Bu&lt;br /&gt;kosullandirmalar, bazen icimizdeki sesi duymamizi engelliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazarak, bu önyargilardan uzaklasabilir, icindekileri dokebilirsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu konu senin konun, su anda senden daha iyi yazamaz kimse... :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sunu unutma, kimse hayatinda herseyi cozmus degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oyle olsa acaip sıkıcı olurdu zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatta mutlak dogrular ve yanlislar da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen ne istiyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onemli olan bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne istiyorsun Sinem???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onundeki 5 yili, 3 yili, 10 yili sormuyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;su anda ne istiyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yakin gelecekte ne hayal ediyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne seni mutlu eder?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha uzun vadeyi planlamak iyi tabii ki, ama yoksa da yoktur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gun gelir ve olur o da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o zaman, su ana odaklan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendin icin yapabileceginin en iyisini yap..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-144555717183547613?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/144555717183547613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/10/su-yapabileceginin-en-iyisi-yap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/144555717183547613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/144555717183547613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/10/su-yapabileceginin-en-iyisi-yap.html' title='Şu an. Yapabileceğinin en iyisi. Yap.'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-769038499763692117</id><published>2010-10-19T08:20:00.000-07:00</published><updated>2010-10-19T08:20:05.393-07:00</updated><title type='text'>Bir milonga hatırası</title><content type='html'>Hayatınızda hiç milongaya gittiniz mi?&lt;br /&gt;Milonga da ne demek diye sorduğunuza göre, gitmediniz.&lt;br /&gt;Ben de daha bir kaç sene önce öğrendim, oralara giden arkadaşlarımdan.&lt;br /&gt;Sözlükte milonga için “Arjantin ve Uruguay kökenli bir müzik ve dans türüdür, ayrıca Arjantin Tangosu’nun yapıldığı partilere de verilen isimdir.” deniyor. &lt;br /&gt;Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşım milongaya giderken, peşine takıldım. Yıllardır tango yapar, bana da söyler “Çok seversin, çok yakışır sana, bir milongaya gel ve gör...” şeklinde, bir türlü fırsat olmadı. &lt;br /&gt;Ama o akşam, o davet etmeden ben atladım. “Gidip bir göreyim bakayım, neymiş bu bir sürü insanı peşinden sürükleyen, geceleri başlayıp sabahlara kadar süren, enerji patlaması yaşatan, tutkuyla, hasretle anlatılan olay?” dedim kendi kendime.&lt;br /&gt;İyi ki de gitmişim!&lt;br /&gt;Taksim Sıraselviler Caddesi’nde, eski bir apartmanın, apartmandan daha da eski bir katında; tavanları işlemeli, aynaları varaklı, yerleri çocukluğumuzun ince, doğal ahşap parkelerinden, kapıları üç metre yüksek dairesinde, yedisinden olmasa da yirmiyedisinden yetmişine çok hoş bir topluluğun gecesine ortak oldum.&lt;br /&gt;Hanımlı, beyli bu cemaatte, herkes, müziğin tutkulu ritmleriyle dans etmekteydiler.&lt;br /&gt;Hanımlar, ince topuklu, narin, bantlı ayakkabıları ve birbirinden şık kıyafetleri ile göz alıcı bir zerafet içerisinde salınırlarken, beyler de hiç günlük hayatta görmeye alışık olmadığımız bir kibarlık ve hassassiyetle partnerlerine eşlik etmekteydiler.&lt;br /&gt;Kendimi sanki 1950’lerde çevrilen bir filmin setindeymişim gibi hissettim. Etrafıma bakıyor, hem ortamın, ışığın, müziğin, hem de insanların detaylarını dikkatle inceliyordum. Her detay başka bir yerlere alıp götürdü beni. O yerlerden bir şeyler alıp geri geldim sanki. &lt;br /&gt;İçim dans edenlerin sıcak enerjisi ile doldu. Yüzümdeki gülümseme ile, sanki bir daha asla kaşlarımı çatamayacakmışım gibi gevşeyen yüz hatlarımla ben, o gece, orada, uzun zamandır hissetmediğim bir dinginlikle sanki masmavi bir gökyüzüne, ışıldayan bir güneşe doğru kanat çırptım ağır ağır... &lt;br /&gt;O gece, 36 yaşındaydım. İlk defa milongaya gitmiştim. &lt;br /&gt;Acaba dünyada başka ne güzellikler var henüz karşılaşmadığım?&lt;br /&gt;Hepsini vakitlice tadacak kadar şanslı olacak mıyım?&lt;br /&gt;Demek ki, bir şeylere saplanıp kalmamalı. Algıları hep açık tutmalı.&lt;br /&gt;Çevredeki hareketliliğe dikkat etmeli. İnsanlar neler yapıyorlar? Bilmeli...Anlamalı...Tanımalı...Sevmeli!&lt;br /&gt;Hayatın sunduklarının tadına varmalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-769038499763692117?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/769038499763692117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/10/bir-milonga-hatras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/769038499763692117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/769038499763692117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/10/bir-milonga-hatras.html' title='Bir milonga hatırası'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4341230064382407748</id><published>2010-10-12T13:36:00.000-07:00</published><updated>2010-10-12T13:36:21.692-07:00</updated><title type='text'>Ne güzel bir noktada kalmışım!!!</title><content type='html'>Bir baktım, en son planlayıp da yapamadığımız Roma seyahatini yazmışım. &lt;br /&gt;Hayat öyle garip ki biz bu seyahati yaptık :)&lt;br /&gt;Hem de olamayacağını yazdıktan kısa bir süre sonra.&lt;br /&gt;Demek ki "herşeyde bir hayır varmış" dedim hatta...&lt;br /&gt;Eğitim işi bir şekilde olmadı. &lt;br /&gt;Gerçekten komik bir durum!&lt;br /&gt;İyi ki de olmamış.&lt;br /&gt;Bastık gittik Hakkuş'umla!&lt;br /&gt;Bir gezdik, bir gezdikkk...Doyamadık ikimiz de...&lt;br /&gt;Daha dönmeden bir daha ne zaman gideriz'in planını yapıyorduk.&lt;br /&gt;Amaaaa bir sonraki gidişimizde, Roma hakkında birşeyler okuyup öyle gideceğiz.&lt;br /&gt;Roma'yı yazmalıyım.&lt;br /&gt;İzlenimlerimi not ettim, defterimden buraya aktaracağım.&lt;br /&gt;Hem bizim bir sonraki gidişimize, hem de siz takipçilerime lazım olacaktır!&lt;br /&gt;Muhakkak görün ROMA'yı!&lt;br /&gt;Nasıl değiyor anlatamam!&lt;br /&gt;İşin keyifli yanı, döndükten bir kaç gün sonra şu anda vizyonda olan "Eat Pray and Love" filmine gittik arkadaşlarla. Filmin bir kısmı Roma'da çekilmiş. Hakkuş'la izlerken, birbirimize "Aaa şu arabayı görmüştük, aaa şurada oturup birşeyler içmiştik, aaa...." şeklindeydikkk :)&lt;br /&gt;Sevgilim yarın Hong Kong'a gidiyor :( ben buradayım...Tam 5 koca gün ayrı kalacağız! Poffff...&lt;br /&gt;Sevmiyorum ondan uzak olmayı, sevmiyorum hiç sevmiyorum ayrı kalmayı...&lt;br /&gt;Geçenlerde işlerinin bir parçası olarak sürekli seyahat eden arkadaşlarımızı düşündüm. Ne zor! Ben hiç istemezdim Hakkuş'tan öyle sık sık kopacak tempolarda olmayı...&lt;br /&gt;Bu ara düştüm yine onun üzerine deli gibi :)&lt;br /&gt;Ara ara geliyor işte!&lt;br /&gt;Sanırım keyifli işlerle uğraşıyor olmamın da etkisi var bu modumda.&lt;br /&gt;İnan bana insanın keyfi yerinde olunca herşey güzel oluyor!&lt;br /&gt;Hayatımızın en önemli mutluluk unsurlarından biri de işimiz! Zamanımızın acaip büyük bir kısmı orada geçiyor. &lt;br /&gt;bu yüzden aman dikkat!&lt;br /&gt;Bizi yiyip bitiren işlerden uzak kalabilmek&lt;br /&gt;ve &lt;br /&gt;Kocaman mutluluklara yelken açabilmek dileğiyle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O la la!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4341230064382407748?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4341230064382407748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/10/ne-guzel-bir-noktada-kalmsm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4341230064382407748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4341230064382407748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/10/ne-guzel-bir-noktada-kalmsm.html' title='Ne güzel bir noktada kalmışım!!!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3620376152506012973</id><published>2010-09-23T02:15:00.000-07:00</published><updated>2010-09-23T02:15:04.105-07:00</updated><title type='text'>Planlar, değişimler, ondan şundan</title><content type='html'>İnsanın programı nasıl da hızla değişebiliyor!&lt;br /&gt;Gelecek hafta Hakkuş'la beraber Roma'ya gitmeye karar vermiştik. &lt;br /&gt;Pazar günü gidip 3-5 gün kalıp dönecektik.&lt;br /&gt;Ama bir kaç gün önce bir arkadaşım aradı ve yurtdışı bazlı bir eğitim firmasının Türkiye'de yatırım yapmaya karar verdiğini, gelecek hafta da "eğiticinin eğitimi" başlıklı bir programın olduğundan ve benim CV'mi iletmek istediğinden bahsetti.&lt;br /&gt;Eğitim işlerine girmiş bulunduğumdan bunun güzel bir fırsat olduğunu düşündüm ve bizim Roma programını iptal ettim.&lt;br /&gt;Şimdi de, Eylül ayındaki kontenjanın dolduğu, benim Ekim'deki postaya kaldığım haberi geldi.&lt;br /&gt;Bir anda bütün ajandam değişti.&lt;br /&gt;Şimdi tekrar Roma gündemde.&lt;br /&gt;Ancak bir kere değişikli olunca insanın hevesi kaçar ya, o vaziyetteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan iş görüşmesi yapıp hala haber beklediğim iki firma var. Bu durumun bu kadar uzamış olması pek sevimsiz. Hele benim gibi belirsizlikleri sevmeyen biri için.&lt;br /&gt;Bu arada, haber beklesem de aslında her iki iş için de ne kadar istekli olduğum tartışılır...Bak bunu bile etraflıca düşünmeye zaman ayırmıyorum.&lt;br /&gt;Hay Allah :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında sağolsun çok sevdiğim arkadaşlarımdan gelen fırsatlar var. CV'mi oralara da iletmiş bekliyoruz bakalım neler olacak diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bunların yanında ben boş durmuyor bizim bölgede emlakçılık yapıyorum. Bir dakika, yapmaya çalışıyorum demek daha doğru olur çünkü tabii ki olayın çok başşındayım henüz...Ama umudum var, bir ev satarsam güzel paralar gelecek :) Boş duranı kimse sevmez diyor ve geliyorum, komşularımın emlak ofisine. Ekip de çok şeker, gırgır şamata geçiyor günler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım hiç de fena değil aslında :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3620376152506012973?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3620376152506012973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/planlar-degisimler-ondan-sundan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3620376152506012973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3620376152506012973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/planlar-degisimler-ondan-sundan.html' title='Planlar, değişimler, ondan şundan'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6264150647201491696</id><published>2010-09-22T08:10:00.000-07:00</published><updated>2010-09-22T08:10:14.150-07:00</updated><title type='text'>Bir aşk hikayesi</title><content type='html'>Onca yıldır birlikte okudukları halde, lisenin mezuniyet balosunda ilk defa konuştular. Öyle büyüleyici bir güzelliği vardı ki Eda’nın, Demir konuştuklarına konsantre olmakta güçlük çekiyordu.&lt;br /&gt;Okulda gördüğünde de her zaman başını döndürmüştü bu kız. Alımlı, asil, gururlu bir duruşu vardı. Kumral teni, dümdüz saçları, yosun yeşili gözleri, düz ve hafif kalkık, ince bir burnu, pembe dolgun dudakları ona masum, çocuksu ve aynı zamanda müthiş dişi bir hava veriyordu. Boyu ortalamanın üzerindeydi ve incecikti. Yürüdüğü zaman bir kuğu edası ile süzülüyordu sanki. Küçük yaşlardan itibaren bale yapmış olmasının etkisi hareketlerine ve duruşuna yansıyordu olduğu gibi.&lt;br /&gt;Demir de okulun en popüler erkeği olarak, bronz tenli, simsiyah saçlı, koyu mavi gözleri, sert hatları olan, geniş omuzları  ve uzun boyu ile güçlü, yapılı bir gençti. Eda’nın da dikkatini çekmişti ama egoları onca yıl aralarında bir diyaloğun geçmesine engel olmuştu. İkisi de ilk adımı atma konusunda diğerinden medet umuyordu.&lt;br /&gt;Baloda yenilen Demir oldu çünkü  o gece Eda bir başkaydı. Artık bu oyunu daha fazla devam ettiremeyeceğini hissetti genç adam. Balodan sonra onu bir daha göremeyecek olma riskini göze alamazdı. Duymuştu, Eda üniversiteyi İsviçre’de okuyacaktı.&lt;br /&gt;O gece balonun yapıldığı büyük otelin bahçesinde sabaha kadar konuştular. Meğer paylaşacak öyle çok konuları, o kadar ortak noktaları varmış ki…Ruh ikizleri tabirine birebir uyuyorlardı her halleriyle…&lt;br /&gt;Öyle yoğun hisler sarmıştı ki ikisini de birbirlerinin gözleri önünde ama hiçbir iletişim olmadan geçen onca yıla üzülmediler bile.&lt;br /&gt;Geleceği birlikte geçireceklerinden emin olarak birbirlerine sarıldılar. Öylece kalakaldılar saatlerce. Ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, evlerine gidip ailelerine müjdeyi vermek üzere ayrıldılar.&lt;br /&gt;Eda evinin önünde arabadan indiği sırada, yokuş aşağı hızla gelen bir kamyonetin çarpması ile olduğu yerde hayatını kaybederken Demir onu sabaha kadar beklemiş olan annesine daha kapıdan girer girmez hayatının kadını ile karşılaştığını ve hemen o akşam annesi ile tanıştırmak için getireceğini anlatıyordu…&lt;br /&gt;Hayat bazen acımasız oluyor dostlar. Hissedilenler saklanmasa diyorum. Beklemesek bir şeyleri paylaşmak için. İçten geldiği gibi yaşasak… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuduğum bir kitabın etkisi ile yazdım bu yazıyı yine bir çırpıda...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6264150647201491696?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6264150647201491696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/bir-ask-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6264150647201491696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6264150647201491696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/bir-ask-hikayesi.html' title='Bir aşk hikayesi'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-836524545232419186</id><published>2010-09-05T07:49:00.000-07:00</published><updated>2010-09-05T07:49:27.813-07:00</updated><title type='text'>Kariyer gelgitleri...</title><content type='html'>İş ve kariyer konusundaki düşüncelerim sürekli bir değişim içerisinde.&lt;br /&gt;Günüm günüme uymuyor.&lt;br /&gt;Bir kalkıyorum, "prestij, havalı bir firma, süslü bir pozisyon, güçlü bir koltuk..." diyorum;&lt;br /&gt;Başka bir gün ya da daha kötüsü veya iyisi, aynı günün farklı bir diliminde "seveceğim iş, şu sıralar para kazanabileceğim, esnek saatleri olan, İstanbul trafiğinde hırpalanmayacağım, samimi bir ortam..." diyorum...&lt;br /&gt;Dün akşam, Makine Mühendisi olup uluslararası bir firmada yıllarca yöneticilik yaptıktan sonra işi bırakıp hobisi olan briçi işi haline getiren arkadaşımız Emrah'la beraberdik.&lt;br /&gt;Şu anda hatırı sayılır bir briç klübünü devralmış durumda, dersler ve turnuvalarla dolu bir hayatı var.&lt;br /&gt;İnanır mısınız bu olaya el attığından beri yüzündeki çizgiler yok oldu, bakışları değişti, gülüşü daha bir doğal, hareketleri daha sakin ve ılımlı...Huzur dolu!!!&lt;br /&gt;Onunla sohbet ederken, onun bu geçiş dönemindeki gel-gitlerini anımsadım. Ona hep "Deli misin, sevdiğin şeyi yap, bir an bile düşünme, korkak olma, sevdiğin şey hem mutluluk hem kazancı getirecektir..." diye tavsiyeler verdiğimi, bu duygularımı ateşli ateşli savunduğumu çok iyi hatırlıyorum.&lt;br /&gt;Şimdi konu kendim olunca aynı cesareti gösterememem ne tuhaf...&lt;br /&gt;Önüme çok güzel bir fırsat çıktı aslında. 2 yıldır başımı yiyen bir fırsat.&lt;br /&gt;Bu sefer yapacağım.&lt;br /&gt;En azından deneyeceğim.&lt;br /&gt;Güzel yanı, tanıdığım ve sevdiğim insanlarla yapacağım bir iş.&lt;br /&gt;Evimin hemen yanıbaşında.&lt;br /&gt;Sabah 10:00'da başlanıyor.&lt;br /&gt;Akşam 18:00 gibi bitiyor.&lt;br /&gt;Gün içinde esneksin, öğle yemeğine eve gidilebilir :)&lt;br /&gt;Bu akşam bizim arkadaşlarla konuşup yarın halledeyim diye geçiyor aklımdan.&lt;br /&gt;Hayata geçtiğinde, ilk duyan siz olacaksınız!&lt;br /&gt;Anlayanlar olmuştur bile :))) &lt;br /&gt;Tabii ki umarım teklifleri hala geçerlidir :)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-836524545232419186?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/836524545232419186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/kariyer-gelgitleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/836524545232419186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/836524545232419186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/kariyer-gelgitleri.html' title='Kariyer gelgitleri...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1195245790691087993</id><published>2010-09-04T04:32:00.000-07:00</published><updated>2010-09-04T04:36:23.526-07:00</updated><title type='text'>Alaçatı'da Barbun'lu Geceler...</title><content type='html'>Klasiğimiz, aşkımız Alaçatı...&lt;br /&gt;Şu anda radyoda Eric Clapton'dan Wonderful Tonight'ın çalıyor olması bir tesadüf mü yoksa?&lt;br /&gt;Ne zamandır bahsetmek istiyordum, aşkını gerçekleştirmek...&lt;br /&gt;Bizim Hakan'la aşkımız da Alaçatı'da başlamıştı ya, bundan tam 9 sene önce...&lt;br /&gt;Orayı bizim için bu kadar özel kılan bu mudur yoksa sonrasında yaşananlar mı bilmiyorum ama bir gerçek var ki, o da orası ile bir şekilde özdeşleştiğimiz...&lt;br /&gt;Kendimizi bulduğumuz yer...&lt;br /&gt;Maskesiz olduğumuz yer...&lt;br /&gt;Huzurun bizim için en yalın tanımı orada saklı...&lt;br /&gt;Ve ikimiz de iple çekmekteyiz hayatımızın çoğunu orada geçireceğimiz günleri... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alaçatı'da çok sevdiğimiz arkadaşlarımız var.&lt;br /&gt;Oraya gide gele tanıştığımız, sonra her gidişte görmek için sabırsızlandığımız, bir dolu şey paylaştığımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden biri Kemal.&lt;br /&gt;Genç, yakışıklı, enerji dolu, çok deli bir freestyle'cı!&lt;br /&gt;Sörfe çıktığında en güzel yeri bulur, gözlerimizi ayırmadan saatlerce izleriz onu, sıkılmadan, ilgiyle ve müthiş bir dikkatle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal geçtiğimiz yıllarda kendini yemek işlerine verdi.&lt;br /&gt;Alaçatı'nın göbeğinde Barbun diye bir yer açtı. Aşçılığını da kendi yapıyor.&lt;br /&gt;En az sörfte olduğu kadar iddialı...&lt;br /&gt;Müthiş romantik, keyifli, duru, sade, şık ve tam Alaçatı'lık bir atmosfer...&lt;br /&gt;Bembeyaz bir ortam, birbirinden zevkli sunumlar eşliğinde gelen çeşit çeşit deniz mahsülleri, tadına doyamayacağınız şaraplar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç yaşında ilgi duyduğu alanı keşfedip onun peşinden giden nadir insanlardan olduğu için,&lt;br /&gt;Bunu ciddiye alıp ne gerekiyorsa sonuna kadar araştırdığı için,&lt;br /&gt;Hayallerini hayata geçirebilecek kadar cesur olabildiği için,&lt;br /&gt;Yaptığı işi sonuna kadar sahiplenip en güzelini ortaya koyabildiği için,&lt;br /&gt;İşinin üzerine titrediği için,&lt;br /&gt;Ruhunu katabildiği için,&lt;br /&gt;Her ayrıntıyla tek tek ilgilendiği için,&lt;br /&gt;"İstediğim noktaya ulaştım" deyip bırakmadığı ve daha iyiye daha güzele doğru hedefler koyduğu için,&lt;br /&gt;Ona hem çok büyük bir saygı duyuyorum, hem de nasıl imreniyorum anlatamam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alaçatı, Barbun, Kemal, Alaçatı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1195245790691087993?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1195245790691087993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/alacatda-barbunlu-geceler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1195245790691087993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1195245790691087993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/alacatda-barbunlu-geceler.html' title='Alaçatı&apos;da Barbun&apos;lu Geceler...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4575395615083577381</id><published>2010-09-04T02:32:00.000-07:00</published><updated>2010-09-04T02:32:49.998-07:00</updated><title type='text'>Sıradan bir Cumartesi</title><content type='html'>Güzel bir Cumartesi sabahı demek:&lt;br /&gt;Uyandığında yanında seni seyrediyor bulmak onu...&lt;br /&gt;Kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa gittiğinde, arkandan sessizce gelmesi ve çalan müzik eşliğinde dans etmeye başlamak...&lt;br /&gt;Sana sabahın en güzel kızı olduğunu söylemesi...&lt;br /&gt;Nasıl olduğunu anlamadan kendini mutfak masasında bunları yazarken bulmak, o kahvaltıyı hazırlarken :)&lt;br /&gt;Ve yumurtanı nasıl istediğini sorması...&lt;br /&gt;and on the radio "25 years of my life and still trying to get that great big hill of hope for a destination..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4575395615083577381?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4575395615083577381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/sradan-bir-cumartesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4575395615083577381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4575395615083577381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/sradan-bir-cumartesi.html' title='Sıradan bir Cumartesi'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3985714860081824273</id><published>2010-09-03T04:48:00.000-07:00</published><updated>2010-09-03T04:48:41.957-07:00</updated><title type='text'>Alaçatı'da Ağustos 2010</title><content type='html'>Geçen hafta Cuma sabahı Alaçatı'ya gittik komşularımız ile birlikte.&lt;br /&gt;Her zamanki gibi Moy Otel'de kaldık.&lt;br /&gt;Sıcak bir karşılama, ev havasında yapılan kahvaltılar, deniz dönüşü, akşam yemeğinin hemen öncesindeki çaylar ve yanında her gün bir başkasını tattığımız çeşitli atıştırmalıklar, gece otelimize yani evimize dönünce kendimizi attığımız mis kokulu çarşaflar...&lt;br /&gt;Bu gidişimizde rüzgar pek kuvvetli olmadığından sörf yapmak yerine her gün yeni bir kumsalda aldık soluğu.&lt;br /&gt;Aya Yorgi ortam olarak çok güzel olsa da, deniz maalesef bir hayli bulanıklaşmış.. Üstelik koyun yakınlarında demirlemiş teknelerin atıkları hiç de hoş olmayan görüntüler yaratmakta.&lt;br /&gt;Yine de orada, Shayna Beach'te olduğumuz gün dağıtılan frizbilerle tatilin sonuna kadar oynadık :) Sanırım küçüklüğümden beri ilk defa alıyorum elime, nasıl yadırgadım başta, beceremedim. Ama kısa zamanda çözdüm evvelallah!&lt;br /&gt;Fun beach müthişti!&lt;br /&gt;Deniz ve kumun güzelliğine, Dünya Basketbol Şampiyonası'nın Rus asıllı pon pon kızlarının bizim adamların başlarını döndürüşünü izlemenin zevki eklenince orada geçirdiğimiz gün kat kat eğlenceli bir hal aldı.&lt;br /&gt;Sonraki günlerde Seaside Beach vardı. &lt;br /&gt;Ve biz evimiz için sevgili mimarımız Gürcan'la buluşup buluşup planların üzerinden gittik.&lt;br /&gt;Keyif dolu geçen 1 hafta!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3985714860081824273?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3985714860081824273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/alacatda-agustos-2010.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3985714860081824273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3985714860081824273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/09/alacatda-agustos-2010.html' title='Alaçatı&apos;da Ağustos 2010'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-2936802065867198697</id><published>2010-07-28T01:23:00.000-07:00</published><updated>2010-07-28T01:23:42.557-07:00</updated><title type='text'>Ve yine "iş" desem...</title><content type='html'>Biliyor musun, hayatımda değer görme konusunda bir şekilde eksik hissediyorum kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki hak ettiğim değeri göremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sadece iş hayatım için geçerli aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mi yeterince çabalamadım, doğrusunu mu beceremedim acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın zamanlara kadar hatayı hep karşımdakilerde aradığım için, sağlıklı bir sonuca varamadım. Tatmin edici bir yanıt bulamadım kendi adıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden kendimi bir takım bahanelerle uyuttum. Daha doğrusu uyuttuğumuz zannettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçten içe tabii ki biliyorsun, o birikenler bir yerlerde yakalıyor seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce Hakkuş'la mailleşirken, duygusal bir boşalma yaşadım. Bana şöyle yazmış: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Askim...&lt;br /&gt;Okurken senin adina cok heyecanlandim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen cok degerli bir insansin. Umarim seni gercekten hakedecek bir yerde olursun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canim karim oldugun icin degil, ama sen gercekten daha iyilerine layiksin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen hep mutlu ol ne olur... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ss"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iş görüşmesi için bana gelen mailin üzerine yazdıklarını paylaştım yukarıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkuş'un notunu okuduktan sonra gözyaşlarıma hakim olamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başarı hikayesi yazmayı çok istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerimin bilineceği bir ortamda çalışmayı da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çalışmayı seven bir insanım. Yeter ki motivasyonum kırılmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki, beni nelerin motive ettiğine dikkat edeceğim. Burada kendimi için belirlediğim gerçekçi olmayan faktörler gereksiz beklentilere, yanlış yönlenmelere sebep olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motivasyonumu yitirdiğim durumlarda da iş kalitemi etkilememesi için neler yapacağıma bakmalıyım. Sonuçta iş, iştir. Eylem'e yakışan kalitede yapılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-2936802065867198697?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/2936802065867198697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/ve-yine-is-desem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2936802065867198697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2936802065867198697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/ve-yine-is-desem.html' title='Ve yine &quot;iş&quot; desem...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-577132927062262334</id><published>2010-07-28T00:36:00.000-07:00</published><updated>2010-07-28T00:36:34.880-07:00</updated><title type='text'>Abartmak istiyorum</title><content type='html'>Bizim toplumumuzda bir şeyden duyduğumuz memnuniyeti dile getirmek, teşekkür etmek pek yaygın değil diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluğumuzu doyasıya yaşayamıyoruz ki...Gülmeler, kahkahalar hep frenlenir bizde. "Şişşşt, sessiz ol; ne o öyle sokak kadınları gibi..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunlar birbirleriyle bağlantılı bir şekilde hislerini sözlerle ifade etmede, hatta duygularının farkında olmakta kısır bırakıyor bizleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsene bir şeye aniden parlamayı biliyoruz, kontrolümüzü kaybetmeyi de, ama aniden mutlu olmayı, sevinç naraları atmayı beceremiyoruz; hatta elimizi ağzımıza götürüp kapatıyoruz ve "çığlık atmamak için zor tutuyoruz kendimizi!!!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar bizler için iyi bir şeyler yapanların farkına varmamızı ve şükranlarımızı sunmamızı da gölgeliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela ben şimdi alt komşumla, onun karşısında oturan komşuma teşekkür edeceğim. Yanımızda oldukları, hayatımızı birlikte şenlendirdiğimiz için.&lt;br /&gt;Bitişik komşuma da, bahçesine ektiği bambular için. Hepsi büyüyüp koca ağaçlar oldular ve sabah balkonda kahvaltı yaparken, bu yeşilliğe bakmak içimi açıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir alışkanlık biliyor musun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yıllardır uyguluyorum -içimden geleni yapıyor ve iyi bir şeyler olduğunda buna vesile olanlarla mutluluğumu paylaşıyorum - bu çığ gibi büyüyerek gelişiyor ve çoook mutlu oluyorum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuyu abartmak istiyorum. Yani çok çok çok daha fazlasını yapmak!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-577132927062262334?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/577132927062262334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/abartmak-istiyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/577132927062262334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/577132927062262334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/abartmak-istiyorum.html' title='Abartmak istiyorum'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4641860112998960909</id><published>2010-07-28T00:21:00.000-07:00</published><updated>2010-07-28T00:21:02.806-07:00</updated><title type='text'>Güzel bir sabah</title><content type='html'>Güzel bir sabah ne demek biliyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güne arkadaşının gönderdiği mp3 ile, "la vie en rose" ile başlamak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltını bu müzik eşliğinde yaparken, böyle bir arkadaşın olduğu için şükretmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arkadaşın aynı zamanda her sabah sana "meditation tip"ler de gönderiyorsa mutluluktan havalara uçuyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu "tip"ler sana "anın önemini, güzel insan olmanın hafifliğini, hayatın yaşamaya değer olduğunu, sevmeyi, sevilmeyi,..." hatırlatıyor her gün ve sen de yavaş yavaş öğreniyorsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ne olsun?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim Banu'cuğum, dedim ya "İYİ Kİ VARSIN"...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4641860112998960909?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4641860112998960909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/guzel-bir-sabah.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4641860112998960909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4641860112998960909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/guzel-bir-sabah.html' title='Güzel bir sabah'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-8410685173666979258</id><published>2010-07-26T11:07:00.000-07:00</published><updated>2010-07-26T11:07:15.230-07:00</updated><title type='text'>Uçan Porche ve erkeklerde iktidarsızlık</title><content type='html'>Yazacağım ne zamandır araya bir şeyler girdi ve bu konu içimde kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 gün önce, eve gelirken son dönemeci aldım, trafik ışıklarına doğru 100 metre kalmış, ışık da kırmızı yanıyor ve 60 kilometre ile gidiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanımdan beni kasarak sollayıp ışıklara doğru uçan sonra da eşek gibi durmak zorunda kalan :) bir Porche geçti. Sakin sakin yanındaki şeritte durdum, ışığın yeşile dönmesini beklerken, kimmiş şu yarım akıllı diye bir bakayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahmin ettiğim gibi orta yaşlarının üzerinde bir zat. İçimden gelmedi "bey" demek, "beyefendi" hiç değil zaten; adama da benzetemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse, o anda, okuduğum bir şeyler hızlıca aklıma gelip Porche gibi aniden gelen kızgınlığımı bastırdı ve bir gülmeye başladım anlatamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyor muydunuz, trafikte, böyle yerli yersiz deliler gibi araba kullanan erkekler, başka yerlerde kendilerini gösteremedikleri için, bir çeşit iktidarsızlık tatmini için yaniiii, o şekilde davranışlar gösterirlermiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu empatiyi kurduğum anda yumuşadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülmeyle birlite gelen gevşeme de cabası oldu haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yeşil yanınca, brınnn diye uçan adamın arkasından bakarken, bana bunu yazdırdığı için ona minnettar kaldım!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-8410685173666979258?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/8410685173666979258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/ucan-porche-ve-erkeklerde-iktidarszlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8410685173666979258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8410685173666979258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/ucan-porche-ve-erkeklerde-iktidarszlk.html' title='Uçan Porche ve erkeklerde iktidarsızlık'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5502174326179857058</id><published>2010-07-26T10:53:00.000-07:00</published><updated>2010-07-26T10:55:44.869-07:00</updated><title type='text'>Doğal akışında yaşanan ilişkiler</title><content type='html'>Herşeyi oluruna bırakmaktan bahsediyor okuduğum kitabın şu bir kaç sayfası.&lt;br /&gt;Bunu da ilişkiler merkezinde konumlandırarak anlatmış.&lt;br /&gt;Çok hoşuma gitti ve bu fikri aldım ben (İngilizce'de vardır ya "I buy this")&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim kendime çıkardığım fayda şu şekilde: &lt;br /&gt;Bir ilişkide zaman zaman durağanlık olur, bazen haşinlik, kimi zaman dalgalanma, başka zamanlarda uzaklık,...bunların tam tersinin sürekli olacağı durumları beklemek anlamlı değil, çünkü gerçekçilikten uzak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşındakine karşı çok farklı ruh halleri içerisinde olabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün çok seversin onu, yanında, dizinin dibinde istersin; başka bir gün tam tersi...&lt;br /&gt;İnsan dediğin varlık özünde değişken değil mi zaten.&lt;br /&gt;Belki de hayatı heyecanlı yapan bu değil mi?&lt;br /&gt;Monotonluğu seven biri olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu dağıtmadan söylemek istediğime geleyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen sorarız sevgilimize&lt;br /&gt;"Bana yeterince ilgi göstermiyorsun?" &lt;br /&gt;"Bu günlerde uzaksın?"&lt;br /&gt;"Neden bu kadar düşüncelisin? Yolunda gitmeyen birşeyler mi var?" diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa akışına bıraksak,&lt;br /&gt;O günler de öyle geçse işte,&lt;br /&gt;Bunu doğallığın bir parçası olarak kabul etsek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvvet, biliyorum ki sevdiniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5502174326179857058?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5502174326179857058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/dogal-aksnda-yasanan-iliskiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5502174326179857058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5502174326179857058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/dogal-aksnda-yasanan-iliskiler.html' title='Doğal akışında yaşanan ilişkiler'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5069213856296767509</id><published>2010-07-26T10:34:00.000-07:00</published><updated>2010-07-26T10:36:23.078-07:00</updated><title type='text'>İstanbul'da yağmur var!</title><content type='html'>Aylardan Temmuz.&lt;br /&gt;Hem de öyle başı falan değil, tastamam 26'sı veeee&lt;br /&gt;İstanbul yağmur altında!&lt;br /&gt;Gök gürültülü, şimşekli, sağanak yağmur.&lt;br /&gt;Hava bütün gün 35 derecenin sınırlarını zorladı ve akşam üzeri bir anda simsiyah oldu gökyüzü.&lt;br /&gt;Aniden.&lt;br /&gt;Şu anda bardaktan boşanırcasına yağıyor.&lt;br /&gt;Nasıl güzel!&lt;br /&gt;Mevsimin bize sunduklarının ötesindeki bu beklenmeyenler, bu sürprizler ne kadar hoş!&lt;br /&gt;Doğanın mutluluk nidalarını duyar gibiyim.&lt;br /&gt;Çimler, ağaçlar, çiçekler sanki bir başka havaya büründüler.&lt;br /&gt;Gündüz sıcağında pestilleri çıkmış, adeta avurtları çökmüş görünen topluluk, yağmuru görünce nasıl da serpildiler, enerjiyle doldular, kikirdeşmeye başladılar...&lt;br /&gt;Yağ yağ yağmur, &lt;br /&gt;Teknede hamur,&lt;br /&gt;Ver Allahım ver,&lt;br /&gt;Dolu dolu yağmur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5069213856296767509?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5069213856296767509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/istanbulda-yagmur-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5069213856296767509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5069213856296767509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/istanbulda-yagmur-var.html' title='İstanbul&apos;da yağmur var!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1351525763082159149</id><published>2010-07-26T04:36:00.000-07:00</published><updated>2010-07-26T04:37:46.927-07:00</updated><title type='text'>Meğer oğluymuş!</title><content type='html'>Bu sabah manava gittim.&lt;br /&gt;Tam alışveriş yaparken hemen yakınımızdaki camiden sela verilmeye başlandı.&lt;br /&gt;Manav beni tanır, "biliyor musunuz sela verilen kişi bizim komşu, oğlu çekmiş bir şeyler, sabaha karşı gelmiş eve, babasına kurşunlar yağdırmış" dedi.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Gazetelerde okuyoruz ama bir şekilde kanıksamış olduğumuzdan, bir şey hissetmeden başka habere geçebiliyoruz.&lt;br /&gt;Bu ise, farklı bir etki yaptı bende.&lt;br /&gt;Dondum kaldım.&lt;br /&gt;"Nasıl yani?", "0ğlu mu?", "Kendi babasını mı öldürmüş?", "Nasıl yaniiii???"&lt;br /&gt;Düşünsenize, tam dibimizde bir yerlerde bir kaç gün önce bu olay yaşanmış, şimdi de camiden anons ediliyor. Bu kadar gerçek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen aklıma yollarda karşılaştığımız insanlar geldi.&lt;br /&gt;Kimi zaman toplum kurallarına uygun davranmadıkları için dışladığımız, kınayan gözlerle baktığımız, sözlü olarak uyardığımız ya da daha ileriye giderek bağırıp çağırdığımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyorsunuz?&lt;br /&gt;Nereden bileceğiz kim ne kullanıyor? &lt;br /&gt;Nasıl bir ruhsal vaziyette?&lt;br /&gt;Deli mi divane mi?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Bilemeyeceğimiz için dikkat etmek lazım.&lt;br /&gt;Babasını öldürebilecek kadar ileri gidenler olduğunu hatırlamalıyız.&lt;br /&gt;Daha pek çok şeyi yapabilecekler olduğunu da tabii ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün şöyle bir durdum ve "Aman" dedim, "Kendine hakim olmayı elden bırakma..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1351525763082159149?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1351525763082159149/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/meger-ogluymus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1351525763082159149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1351525763082159149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/meger-ogluymus.html' title='Meğer oğluymuş!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-989934858622912588</id><published>2010-07-23T09:32:00.000-07:00</published><updated>2010-07-23T09:33:51.514-07:00</updated><title type='text'>İstanbul'da...Evde...bir Cuma akşamı...</title><content type='html'>İstanbul'da bir Cuma akşamı. Saatler 19:16'yı gösteriyor şu anda. Bakalım yazının sonunda kaçı gösterecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava sıcak. Aylardan Temmuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir nem var ki, surduğun yerde şıpır şıpır terliyorsun gündüz.&lt;br /&gt;Ama şu anda, ben Kemerburgaz'da evin balkonunda oturmuş, püfür püfür rüzgarın tadını çıkarıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkonda bir masa, bir sandalye, sardunyalar, lavanta, yasemin ve Hollanda'dan getirdiğim çiçekler var.&lt;br /&gt;Bir de Hakan'ın parmak arası terliklerini gördüm şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masanın üzerinde ise, çok sevdiğim beyaz bir örtü, bu yazıyı bu ortamda yazmamı sağlayan laptop, bir adet 33'lük Efes Pilsen, ahşap bir kapta kuruyemiş, bir not defteri, ajandam, kalem, cep telefonu, Capital dergisi ve kitapçıkları, cep telefonum...&lt;br /&gt;Aaaa ev telefonu da buradaymış.&lt;br /&gt;Tüm iletişim kanallarımız açık anlaşılan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan İskenderun'da. Bu akşam dönecekti ama iş bitmedi, gelemiyor.&lt;br /&gt;onsuz bir akşam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızım evde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfaktan müzik sesi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 19:23 şu anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok zor başarabildiğim bir şey bu. Yalnız kalmayı kastediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için güzel bir deneyim oluyor şu anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapacak çok önemli bir işim olsaydı umurumda olmazdı, farkına varmazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veeee, haydi bakalım Eylem hanım, nasıl idare edeceksiniz bu durumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biramı hüplettiğim için, yüzümde salak bir gülümseme var yazarken. böyle kafamın hafif puslu olduğu zamanlar hoşuma gidiyor. Güzel olan da bunu yapmak için sadece 1 şişe bira içmemin yetmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aaaa, şimdi aklıma geldi, bu akşam Özgür geliyor Hollanda'dan! Ama bu sefer bebişle geldiği için direkt İzmir'e uçuyorlar. Belki onları görmek için kaçarım bir ara Kuşadası'na. Ne de olsa 1,5 ay burada. Bebişi çok merak ediyorum. Fotoğrafları öyle tatlı ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beynim seri bir şekilde çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ve nazar değdirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Hakkuş yok ve ben hala gece evde yalnız uyuyanıyorum ya, Şinoş gelecek ama çok yoğun olduğundan kaçta çıkacağı belli değil. Demek ki, epey bir kendi halimde takılacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da bir Cuma akşamı. Ben evdeyim. Aklımdan Suada geçiyor. Hakan olsa, "oraya gidelim" derdim. Sadece onunla gitmeyi isterdim. O yüzden çıkmayacağım bu akşam. Evdeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklerim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatler 19:32'yi gösteriyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-989934858622912588?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/989934858622912588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/istanbuldaevdebir-cuma-aksam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/989934858622912588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/989934858622912588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/istanbuldaevdebir-cuma-aksam.html' title='İstanbul&apos;da...Evde...bir Cuma akşamı...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3276893429908665727</id><published>2010-07-22T10:28:00.000-07:00</published><updated>2010-07-22T10:49:48.824-07:00</updated><title type='text'>96'dan bugüne KEYİFLE...</title><content type='html'>Bugün uzun zamandan beri görmediğim bir arkadaşımla, Burcu'yla karşılaştım Cevahir Alışveriş Merkezi'nde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planlamadan gitmiş, ama girdikten sonra da bir mağazayı özellikle aramıştım.&lt;br /&gt;Hatta bulmak için bir kaç kez bir aşağı bir yukarı inip çıktım katlar arasında çünkü sağolalım biz Türkler bir yer sorulunca bilsek de bilmesek de verecek bir cevabımız olur, ama doğru ama yanlış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağazaya girdiğim anda da Burcu tam karşımdaydı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne tesadüf!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden belirttim önceki detayları...Herşey tam zamanında oldu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla lisede aynı sıraları paylaşmış, üniversitede de beraber okumuş, sonrasında ise, yani mezun olduğumuz 1996 yılından bugüne, facebook haricinde hiç karşılaşmamıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerde oturup sohbet ettik, 1 saat kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımın o günden bugüne kadar geçen vurucu ayrıntılarını paylaşmaya yetti bu zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde onu da dinlemeye tabii ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ne düşündüm biliyor musun, bir gün, aradan 14 yıl değil de 44 yıl geçmiş olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o gün, geçen onca yılda yaşananları keyifle anlatmak için, önümdeki 30 yıl boyunca GERÇEKTEN KEYİFLİ ŞEYLER yapmalıyım!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana da öneriyorum, denesene şöyle bir geriye bakıp bugüne kadar geçenleri anlatmayı ya da yazmayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnan ki, zaman uzun da olsa, yaşananlar tekrar eder nitelikte ise anlatacak pek fazla şeyin olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Muhammed'in çok sevdiğim - ve bildiğim tek sözü olduğunu da itiraf ediyorum - bir sözü "cuk" oturuyor buraya: "Eğer iki günüm de aynı geçmişse, birini kayıp sayarım"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3276893429908665727?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3276893429908665727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/96dan-bugune-keyifle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3276893429908665727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3276893429908665727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/96dan-bugune-keyifle.html' title='96&apos;dan bugüne KEYİFLE...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4150219353540415004</id><published>2010-07-22T10:09:00.000-07:00</published><updated>2010-07-22T10:09:42.663-07:00</updated><title type='text'>Bir de diş olayımız var</title><content type='html'>Geçenlerde Elif'in kızı Defne anaokulunda düşmüş ve ön dişini kırmış.&lt;br /&gt;Bir süre kimseye çaktırmamış.&lt;br /&gt;Neyse sonunda bir şekilde ortaya çıktı ve baktılar ki durum pek parlak değil, çektiler dişi.&lt;br /&gt;Hem de süt dişini!&lt;br /&gt;Çünkü Defne henüz 4 yaşında.&lt;br /&gt;Ama gelin görün ki Defne durumdan memnun.&lt;br /&gt;Sebebi de büyüdüğünü sanması.&lt;br /&gt;Ablaların dişleri dökülüyor ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar ne alem diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişsiz çok komik görünüyorlar, ama yine de o eksik dişleriyle kocaman gülüyorlar.&lt;br /&gt;Çok da mutlu oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz ise herşeyimiz tastamam olsa da "zoncuk zoncuk" geziniyoruz.&lt;br /&gt;Yetinmiyoruz.&lt;br /&gt;Mutlu olmuyoruz.&lt;br /&gt;Gülmüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4150219353540415004?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4150219353540415004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/bir-de-dis-olaymz-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4150219353540415004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4150219353540415004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/bir-de-dis-olaymz-var.html' title='Bir de diş olayımız var'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-9119367499159762856</id><published>2010-07-22T10:05:00.000-07:00</published><updated>2010-07-22T10:05:04.083-07:00</updated><title type='text'>Çabalayanlar ve Ense Yapanlar</title><content type='html'>Bazen yakınımızdakiler için bir şeyler yaparken, çok fazla kendimizden verdiğimizi hissederiz.&lt;br /&gt;Düzeltiyorum, biz hissetmeyiz de, durumu bilen ve bizi gerçekten seven dostlarımız bunu gözlemler ve bizimle paylaşırlar. "Biraz fazla değil mi sence yaptıkların? Neden sadece sen üstleniyorsun?..."&lt;br /&gt;Ve cevabımız hazırdır, "Ne yapayım, ben yapmazsam kimse oralı olmuyor..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünmek lazım acaba biz o kadar çok herşeyin içerisinde olduğumuz için, diğerleri de nasılsa kontrol bizde diye ellerini eteklerini çekmiş olabilirler mi?&lt;br /&gt;Onlara gerek kalmadığı hissini uyandırıyor olabiliriz.&lt;br /&gt;Yorulsak da bunu göstermiyor olabiliriz.&lt;br /&gt;İnsanoğlu da bencil bir varlık, birilerinin herşeyi sırtlandığı durumlarda, "Yahu sen ne haldesin? Biraz dur da ben taşıyayım..." der mi sizce? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şu önemli. Biz bir şeyler için çabalıyoruz da, acaba çabaladığımız insan gerçekten o yaptıklarımızı mı istiyor? Yoksa karşımızdaki için bize göre en iyi olan (mükemmel) ortamı ve şartları yaratmak için boş yere mi debeleniyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilir misiniz, bu gibi durumlarda, siz dünyanın en kıymetli işini de çıkarsanız, karşınızdakinin vizyonu, beklentisi, arzusu ne ise sadece ona odaklı olacağı için, sizin sunduğunuz da farklı (daha üstün bile olsa) olacağı için, kimseyi memnun edemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar da yakın zamanda edindiğim tecrübeler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüyorsunuz düşünmeye devam ediyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ders almaya...Hayat dersi gibisi yok bence...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-9119367499159762856?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/9119367499159762856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/cabalayanlar-ve-ense-yapanlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/9119367499159762856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/9119367499159762856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/cabalayanlar-ve-ense-yapanlar.html' title='Çabalayanlar ve Ense Yapanlar'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3498772752741887333</id><published>2010-07-15T12:20:00.001-07:00</published><updated>2010-07-18T11:52:51.529-07:00</updated><title type='text'>Ondan bundan...</title><content type='html'>Bu gidişler iyi değil,&lt;br /&gt;sevildiğini biliyorsun ve bunun tadını çıkarıyorsun,&lt;br /&gt;bazen şımarıyor, &lt;br /&gt;usanıyorsun,&lt;br /&gt;unutuyor ve o zaman bil ki unutuluyorsun.&lt;br /&gt;Uyan,&lt;br /&gt;bak etrafına,&lt;br /&gt;aç kalbini,&lt;br /&gt;dinle,&lt;br /&gt;kendini anla,&lt;br /&gt;iç sesine kulak ver,&lt;br /&gt;dinle diyorum,&lt;br /&gt;sadece sen ol,&lt;br /&gt;bak,&lt;br /&gt;göreceksin,&lt;br /&gt;çok basit.&lt;br /&gt;Her şey burada,&lt;br /&gt;bakmayı bil,&lt;br /&gt;görmeyi bil,&lt;br /&gt;kıymetini bil.&lt;br /&gt;canım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3498772752741887333?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3498772752741887333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/ondan-bundan.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3498772752741887333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3498772752741887333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/ondan-bundan.html' title='Ondan bundan...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-2840230853180714809</id><published>2010-07-15T12:17:00.000-07:00</published><updated>2010-07-15T12:17:24.455-07:00</updated><title type='text'>Bilinmeyenler</title><content type='html'>Son zamanlarda sorumluluklarım hakkında düşünüyorum.&lt;br /&gt;Yaptıklarım, yapmadıklarım,&lt;br /&gt;Yapabileceklerim,&lt;br /&gt;ertelediklerim,&lt;br /&gt;üşendiklerim,&lt;br /&gt;sevdiklerim,&lt;br /&gt;istediklerim,&lt;br /&gt;hayallerim,&lt;br /&gt;gerçeklerim,&lt;br /&gt;ben,&lt;br /&gt;Hakan,&lt;br /&gt;ailem,&lt;br /&gt;ben,&lt;br /&gt;herşey,&lt;br /&gt;ve hiçbir şey,&lt;br /&gt;belki bir şey,&lt;br /&gt;kesin,&lt;br /&gt;siyah,&lt;br /&gt;beyaz,&lt;br /&gt;gri,&lt;br /&gt;kaçmak,&lt;br /&gt;kalmak,&lt;br /&gt;kabullenmek,&lt;br /&gt;reddetmek,&lt;br /&gt;direnmek,&lt;br /&gt;yaşamak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım'ın dediği gibi  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-2840230853180714809?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/2840230853180714809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/bilinmeyenler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2840230853180714809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2840230853180714809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/bilinmeyenler.html' title='Bilinmeyenler'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5164666184995025118</id><published>2010-07-14T09:43:00.000-07:00</published><updated>2010-07-14T09:43:32.463-07:00</updated><title type='text'>Sinoş'un doğum günü!!!</title><content type='html'>Bugün Sinoş'un doğum günü!&lt;br /&gt;Akşam ofisten arkadaşları ile Sultanahmet'te Ramada'nın terasında bir kutlama olacak.&lt;br /&gt;Ben Hakkuş'la ikimizin kursu olduğunu söyledim, bu yüzden saat 9'dan sonra katılabileceğimizi...&lt;br /&gt;Ama tabii ki kursları erteledik ve gidiyoruz birazdan!&lt;br /&gt;Yine de hedeflediğim gibi ondan önce orada olamayacağız sanırım çünkü Hakn işten ancak gelebildi ve saat şimdiden 19:36 :(&lt;br /&gt;Neyse, gidelim de...&lt;br /&gt;Bu arada hediyemiz mp3 player olacaktı ama onu da ayarlamakta geciktiğimiz için, bu akşam veremeyeceğiz.&lt;br /&gt;Ben şu sıralar onun çılgınca çalışyor olmasını göz önüne alıp "yoğun mimar hanımefendiye bir adet defter (kapağında çok hoş şeyler yazıyor), bir kalem ama öyle sıradan değil, üzerinde post-it'i var, bu da yetmedi çingene pembesi bir post-it (bunun kenarında da kocaman dudaklar var - not yazdıkça öpücük konacak yanaklarına!!!), bir de üzerinde "canım kardeşim" yazan mum aldım!!! Yaktıkça hatırlar, Sezen Aksu'nun dediği gibi beni yakar, kendini yakar, herşeyi yakar artık!!! &lt;br /&gt;Hakan duşunu alırken ben de çabucacık yazıverdim işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Nilay'la Historia'da buluşup uzun uzun sohbet ettik. Benden 4 yıl ileride giden bir arkadaşım olarak, çok akıllı tavsiyeler verdi.&lt;br /&gt;Son zamanlarda tüm yakın arkadaşlarımdan aynı şeyleri duyuyorum neredeyse, "Yakın olduğumuz için biraz sert ve direkt konuşuyorum ama..."&lt;br /&gt;Oysa benim bu gerçekçi görüşlere çok ihtiyacım var!&lt;br /&gt;Beni anlıyorlar, biliyorlar, tanıyorlar, bu yüzden yorumları cuk oturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda oldukları için çok şanslıyım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5164666184995025118?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5164666184995025118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/sinosun-dogum-gunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5164666184995025118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5164666184995025118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/sinosun-dogum-gunu.html' title='Sinoş&apos;un doğum günü!!!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-8776172054196326698</id><published>2010-07-11T05:34:00.000-07:00</published><updated>2010-07-11T05:34:52.801-07:00</updated><title type='text'>Alaçatı'dan devam...</title><content type='html'>Ziyad kite sörfü yapmak istedi. Malzemelerini getirmiş yanında.&lt;br /&gt;Hemen atladık gittik, kiteçıların olduğu yere.&lt;br /&gt;Rüzgar sağlam esmekteydi.&lt;br /&gt;Başladı bizimki uçmaya.&lt;br /&gt;Harika bir his olsa gerek.&lt;br /&gt;Dalgalara doğru son sürat gidiyor ve havalanıyorsun.&lt;br /&gt;Bir kaç saniye havada gidip iniyorsun tekrar denize ve slaloma devam!&lt;br /&gt;Şu rüzgar sörfünü biraz daha kıvırayım, kite muhakkak denenecek!!!&lt;br /&gt;Uçma hayalimi bu şekilde tatmin edebilirim bir ölçüde :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında klasik yerimize, sörf kumsalına döndük.&lt;br /&gt;Bir şeyler atıştırıp milleti seyrettik; jibe, duck jibe, freestylecılar, slalomcular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Sinoş'la bizim evin planlarına baktık. Nasıl olsun, alternatifler, vs biraz konuştuk ama Sinoş çok da istekli görünmüyordu doğrusu, ben de zorlamadım. Kıza tatilde iş yaptırmak gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten Gürcan'la günlerdir bir kaç değişik plan üzerinde kafa patlatmıştık.&lt;br /&gt;Ben somut ev örnekleri gezmeden, öyle çizimler üzerinden pek bir şey anlamıyorum. Gürcan'a gittiğimizde bize kendi kullandığı programlarla 3D birşeyler çizip göstermişti, bu şekilde biraz daha anlaşılır oldu benim için, ancak içine girip gezmek gibi olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden aslında bir yer yaptırmak hiç bana göre işler değil. Ben gördüğümü, bitmişini almalıyım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anki durumumuzda böyle bir şansımız yok tabii. Elimizde bir arsa var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan bakınca, tamamen sana özel, senin tasarlayabileceğin boş bir alan işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de bana uymuyorrrrr çünkü diyorum ya, hayal edemiyorum. Boyutları algılayamıyorum, ışığı kestiremiyorum, hissi yakalayamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, şu ana kadar bu konuda hiç gerilmedim, bundan sonra da mümkünse bilinmezler karşısında kasılmadan ve şu işin tadını çıkara çıkara ilerlemek istiyorum. Kendimi sınamak için güzel bir fırsat, bakalım becerebilecek miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alaçatı'ya dönecek olursak, her zamanki gibi on numara bir tatil oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan sörfün azizliğine uğrayıp kulak zarını delince, sulardan bir süre ayrı kalmak zorunda olduğundan bir gün Ovacık taraflarına gittik. Çeşme Bağları'nı gezdik. Kulesine çıkıp 360 dereceden Ovacık manzarasına baktık. İşletme Müdürü Ekrem Bey'le sohbet ettik. Şarap yapım prosesini dinledik. Şarap, zeytinyağı ve üzüm çekirdiği aldık oradan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Ser-Tur diye bir siteye dalıp sahiline indik. El değimemiş bir kumsal, turkuvaz bir deniz, üç beş ailenin olduğu sakin, huzurlu, dalgaların sesiyle tam anlamıyla terapi cennetine dönüşmüş bir ortam...&lt;br /&gt;Yüzdüm, yüzdüm, yüzdüm...&lt;br /&gt;Özgürlük...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem Alaçatı diyor başka bir şey demiyorum, alın size bir kaç tüyo:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir akşam muhakkak Agrilia'da yemek,&lt;br /&gt;Bir sabah Rüzgaraltı'nda kahvaltı,&lt;br /&gt;Bir akşam muhakkak Barbun'da yemek,&lt;br /&gt;Yemek sonrası Köşe Kahve'de keyif (bitki çayı, kahve çeşitleri, sakızlı kurabiyeler),&lt;br /&gt;Bir akşam muhakkak Şifne'de Ada Balık Fethi'nin Yeri'nde yemek, &lt;br /&gt;Seviyorsanız her akşam İmren'de sakızlı muhallebi,&lt;br /&gt;Her Allah'ın günü, Sörf! Çark'ta, Lanila'da, veya arkadaki diğer kafelerde atıştırmaca,&lt;br /&gt;Sahilde gezen Şakir'den midye dolma, her daim,&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Konaklamak için ille de Moy Otel!&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Hakan'la ikimiz için Alaçatı'nın sembolü haline gelmiş, deri bileklikler için Artura Gallery! Uğur Çalışkan'a uğramalısınız! Meşhur caddemizin üzerinde, Taş Otele doğru inerken sağda göreceksiniz! Aman diyorum taklitlerinden sakının!&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Aklıma geldikçe ekleyeceğim, keşfettikçe de...&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-8776172054196326698?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/8776172054196326698/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/alacatdan-devam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8776172054196326698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/8776172054196326698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/alacatdan-devam.html' title='Alaçatı&apos;dan devam...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7764574869818330440</id><published>2010-07-11T03:20:00.000-07:00</published><updated>2010-07-11T03:20:36.551-07:00</updated><title type='text'>Alaçatı dönüşü her zamanki gibi buruk oldu</title><content type='html'>Bir Alaçatı haftasının daha sonuna geldik.&lt;br /&gt;Dün akşam döndük güzel evimizden. Ev eşittir Alaçatı!&lt;br /&gt;Her dönüş gibi sancılı oldu benim için.&lt;br /&gt;Seviyorum havasını, suyunu, taşını, toprağını :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Sinoş bana sürpriz yapıp geldi oraya.&lt;br /&gt;Sabah bir baktım, "Neredesiniz, biz Alaçatı'dayız!" diyor.&lt;br /&gt;Katar'dan Hollandalı arkadaşı Ziyad'la gelmişler. Daha doğrusu uğramışlar, Kuşadası'na, Ziyad'ın ailesininn yanına giderken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devamı birazdan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7764574869818330440?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7764574869818330440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/alacat-donusu-her-zamanki-gibi-buruk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7764574869818330440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7764574869818330440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/alacat-donusu-her-zamanki-gibi-buruk.html' title='Alaçatı dönüşü her zamanki gibi buruk oldu'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6141321881325179115</id><published>2010-07-06T11:24:00.000-07:00</published><updated>2010-07-11T02:52:25.751-07:00</updated><title type='text'>En güzeli doğalı!</title><content type='html'>Bugün, insanın en güzel halinin doğal hali olduğunu düşündüm, kendi hali.&lt;br /&gt;Günümüzde hemen herşey naturellikten bu kadar uzakken, bizlerse hep bize dayatılanlarla ve sunulanlarla yaşarken, kendimiz olmanın nasıl bir şey olduğunu unutmuşken "sadece olmak"...&lt;br /&gt;yakınlarımda kendileri olanlar olduğunda yakalıyorum bu hissi.&lt;br /&gt;Daha önce Kazdağları'nda Suna ile tanıştığımda hissetmiştim. Erguvanlı Ev'in Suna'sı. &lt;br /&gt;Dün ve önceki akşam da Agrilia'da oturmuş Sevtap'la konuştuğumda...&lt;br /&gt;Doğallık gibisi yok.&lt;br /&gt;En hafif olduğumuz zaman da tamamen kendimiz olabildiğimiz zaman bence.&lt;br /&gt;Deneyin ve görün.&lt;br /&gt;Bunun için çevrenizdekilerin de sizin gibi olmaları gerekiyor, olabildiğince kendileri demek istiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6141321881325179115?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6141321881325179115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/en-guzeli-dogal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6141321881325179115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6141321881325179115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/en-guzeli-dogal.html' title='En güzeli doğalı!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7358589519368165468</id><published>2010-07-06T10:26:00.000-07:00</published><updated>2010-07-06T10:26:33.909-07:00</updated><title type='text'>Alaça, Alaçat, Alaçatı</title><content type='html'>Alaçatı, rüzgar, deniz, sörf...&lt;br /&gt;Alaçatı'da Moy Otel'de tam bizlik bir oda, çok rahat bir yatak, kar beyazı çarşaflar, kocaman yastıklar, bir türlü sörfü bırakıp yetişemediğimiz 5 çayları, Agrilia'da akşam yemekleri, uzun sohbetler, sohbetler, sohbetler, gülüşmeler, kakarakikiler...&lt;br /&gt;Samimi sabah kahvaltıları, sonrasında sörf, sörf yine sörf!&lt;br /&gt;Ve sohbetler, &lt;br /&gt;Ve biz,&lt;br /&gt;Hakan ve ben,&lt;br /&gt;Günbatımı,&lt;br /&gt;Midye dolma,&lt;br /&gt;Taze badem ve ceviz,&lt;br /&gt;Alaçatı,&lt;br /&gt;Rüzgar,&lt;br /&gt;ve aşk!&lt;br /&gt;Seviyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7358589519368165468?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7358589519368165468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/alaca-alacat-alacat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7358589519368165468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7358589519368165468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/alaca-alacat-alacat.html' title='Alaça, Alaçat, Alaçatı'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-2327052923186741651</id><published>2010-07-01T11:36:00.000-07:00</published><updated>2010-07-01T11:36:05.489-07:00</updated><title type='text'>Ananişim, Tuana, Alaçatı, Ananişim</title><content type='html'>Sana söz yine baharlar gelecek&lt;br /&gt;Sana söz ışık sönmeyecek&lt;br /&gt;Ölüm yok ki Tuana uyan&lt;br /&gt;Şimdi yaşanacak!&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;diye söylüyordu Levent Yüksel Tuana şarkısını...&lt;br /&gt;Ve ben de ananişime söylerdim bunu,&lt;br /&gt;bağıra bağıra,&lt;br /&gt;sanki yanık bir İspanyol gırtlağıyla söylermişcesine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ananişim şan derslerimin nasıl gittiğini sordu,&lt;br /&gt;sonra "Tuana'yı söylüyor musun yine Eylem?" diye devam etti,&lt;br /&gt;ben de sesimin bir süredir paslanmış olduğunu söyledim ona,çünkü biliyorum ki Tuana'nın şu yukarıdaki sözlerini söylerken boğazım düğümlenecek ve ağlayacaktım...O da ısrar etmedi zaten, ama biraz zaman geçtikten sonra "Acaba bir şarkı söylemek ister misin?" diye sordu.&lt;br /&gt;Ben de "I Could Have Danced All Night"ı söyledim ona. &lt;br /&gt;Şan derslerinde öğrendiğim bir parçaydı.&lt;br /&gt;Sözleri de öyle içimi acıtan cinsten değil.&lt;br /&gt;Üstelik ananişimin de içini acıtacak, onu hüzünlendirecek bir parça değil.&lt;br /&gt;Bu yüzden onu söyledim.&lt;br /&gt;Kilise korolarının parçalarına benzetti.&lt;br /&gt;Ne beğendi, ne de beğenmedi.&lt;br /&gt;Ama biliyorum ki hakkını vererek Tuana'yı söylesem severdi.&lt;br /&gt;Çok severdi.&lt;br /&gt;Ama efkarlanırdı da.&lt;br /&gt;Bir de bugün Erkin Koray'ın "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" parçasını ne çok sevdiğini söyledi.&lt;br /&gt;Ben de onu biraz bu acıklı temalardan uzaklaştırmak umuduyla, "annem de "Çöpçüler'i" sever ananişim" dedim, "Körolası çöpçüler, aşkımı süpürmüşler"...&lt;br /&gt;Am o yineledi, "Yok yok, ben Öyle Bir Geçer Zaman Ki'yi severim..."&lt;br /&gt;Ben de öyle canım ananişim, ben de öyle ama şimdi zamanı konuşmak niye?&lt;br /&gt;Bırak geçsin zaman.&lt;br /&gt;Ve biz mutluluğumuza bakalım.&lt;br /&gt;Sen varsın ya,&lt;br /&gt;Ne güzel işte,&lt;br /&gt;Bak ameliyatın da iyi geçti,&lt;br /&gt;belki bir kaç ay sonra yeniden yürüyeceksin,&lt;br /&gt;tamam istediğin kadar iyi olmayacak belki yürüyüşün,&lt;br /&gt;merdiven de çıkamayacaksın,&lt;br /&gt;ya da zorlanacaksın,&lt;br /&gt;ama hayatta olacaksın ananişim,&lt;br /&gt;bizimle konuşacaksın,&lt;br /&gt;anlatacaklarımız var birbirimize,&lt;br /&gt;ne dersin?&lt;br /&gt;bakalım Alaçatı'daki evimiz nasıl olacak,&lt;br /&gt;sana planlarını göstereceğim,&lt;br /&gt;senin odan aşağıda ananişim,&lt;br /&gt;böylece merdiven çıkmak zorunda kalmayacaksın,&lt;br /&gt;verandada oturacağız biliyor musun?&lt;br /&gt;limonata seversin sen,&lt;br /&gt;akşamüstleri içeriz, ev yapımı,&lt;br /&gt;bir de oranın meşhur sakızlı muhallebisi var,&lt;br /&gt;sana tattıracağım,&lt;br /&gt;a, sakızlı dondurmayı da unutmayalım,&lt;br /&gt;onu da seversin!&lt;br /&gt;ve midye dolması tabii ki,&lt;br /&gt;sen yeterince temizlenmediğini düşünüp huysuzlup edeceksin önce,&lt;br /&gt;ama ben sana onu evinde yapan pırıl pırıl hanım teyzeyi göstereceğim,&lt;br /&gt;tadına bakacak ve seveceksin eminim,&lt;br /&gt;belki baharatına biraz yorum yaparsın,&lt;br /&gt;ne de olsa seni ilk vuruşta mutlu etmek pek kolay değildir :)&lt;br /&gt;sen yaşa da,&lt;br /&gt;huysuzluğun olsun tek derdimiz,&lt;br /&gt;hep yanımızda ol canım benim,&lt;br /&gt;zaten eski topraklar dayanıklı olur,&lt;br /&gt;sen de sapasağlamsın evvelallah,&lt;br /&gt;hatta Kafkas kanı var ya,&lt;br /&gt;sırtın yere gelmez ananişim!&lt;br /&gt;daha konuşacak çok şey var.&lt;br /&gt;seni çok seviyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-2327052923186741651?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/2327052923186741651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/ananisim-tuana-alacat-ananisim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2327052923186741651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2327052923186741651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/07/ananisim-tuana-alacat-ananisim.html' title='Ananişim, Tuana, Alaçatı, Ananişim'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5328150384741858316</id><published>2010-06-26T03:39:00.000-07:00</published><updated>2010-06-26T03:39:38.750-07:00</updated><title type='text'>Ananişimle devam...</title><content type='html'>Ananişim evinde geçtiğimiz Pazartesi gününden beri.&lt;br /&gt;Onunla sohbet ediyoruz uzun uzun.&lt;br /&gt;Eskilerden birşeyler anlatıyor sürekli.&lt;br /&gt;Dedemin Kapalıçarşı'da dükkanlarının olduğu günler, büyük teyzemin ne kadar güzel bir genç kız olduğu, Etyemez'de oturdukları apartman, ananişimin onlarla birlikte yaşayan amcası (onlar "Emmi" diyorlar o zaman), hatta biraz daha eskilerde ananişimin babası - yakışıklı, uzun boylu, ince yapılı, çapkın bir zat olan Hasan Bey...&lt;br /&gt;Ananişimin çocukluğu...&lt;br /&gt;İmkanları iyimiş, babası ve amcaları birlikte kahvahane işletirlermiş. Ananişim annesini küçük yaşta kaybettiğinden, babası, amcası ve halaları ilgilenmişler onunla. Bir dediğini iki etmemişler. Rahat bir çocukluk yaşamış. Dolu dolu. &lt;br /&gt;Kitap okumayı çok severmiş o zamanlar da. Çevresindeki arkadaşlarına yardım edermiş, durumu iyi olmayanlara dondurma, şekerleme alırmış kendine alırken.&lt;br /&gt;Bir gün su çiçeği olmuş okula gidememiş bir süre vede yatmış. Okula sürekli birlikte gidip geldiği bir arkadaşı varmış, ....&lt;br /&gt;Onun kendisini ziyarete gelmemsine içerlemiş. Hatta küsmüş ona içten içe.&lt;br /&gt;Evde dinlenme süresi bitip de okula gittiğinde, kızcağızı görmüş orada ama küs ya bizimki oralı olmamış, ilgi göstermemiş.&lt;br /&gt;Kız koşup gelmiş yanına. "Sultan sen de iyileştin mi?" diye sormuş. &lt;br /&gt;O zaman anlamış.&lt;br /&gt;Meğer o da hasta yatıyormuş.&lt;br /&gt;İkisi sürekli birlikte gidip geliyorlar okula, muhtemelen birbirlerine bulaştırmışlar hastalığı.&lt;br /&gt;"İşte" diyor ananişim, "Bir meselenin iç yüzünü anlamadan fevri davranmamk lazım..."&lt;br /&gt;Ondan alınacak öyle çok tecrübe var ki...&lt;br /&gt;Hemen aklıma geldi, söylediği başka bir şey.&lt;br /&gt;Bu gün insanlara olan güvensizliğini de tecrübelerine bağlıyor.&lt;br /&gt;"Öyle çok yaşamışım, öyle çok şey görmüşüm ki şu hayatta, öyle kolay kolay güvenmiyorum kimselere, siz bana kızmayın" diyor.  &lt;br /&gt;Çoğu zaman, ananişimle bir mücadele içerisinde buluyoruz kendimizi. Bu, aldığımız ekmekten tutun da, demlediğimiz çaya, doktorların verdiği ilaçların gerekliliğine, kapının kilidine veya yedek anahtarın bizde kalmasının gerekliliğine kadar küçük, büyük her türlü durumda yaşanıyor.&lt;br /&gt;Kimi zaman o kadar yorucu oluyor ki, biz pes ediyoruz ananişle iddialaşmaktan ve onun söylediğine razı oluyoruz. &lt;br /&gt;Herşeyi sorgulaması, defalarca araştırması, yerine göre, annemlerin, teyzemlerin, benim dediklerime itimat etmemesi...   &lt;br /&gt;Kendince sebebi hazır ve haksız olduğunu söyleyemeyeceğim, bizlerden çok daha uzun yaşamış.&lt;br /&gt;Bir yerde tecrübeye saygı göstermek lazım öyle değil mi?&lt;br /&gt;Bu satırları ona okuyunca ne diyeceğini tahmin edebiliyorum. "Bak, aferin sana, akıllı torunum benim. Ben diğerlerine laf anlatamıyorum..."&lt;br /&gt;Çok pratik zekalı bir hatun ananişim. &lt;br /&gt;Her konuda böyle olduğunu söylesem abartmış olmam.&lt;br /&gt;Belki ben de ondan almışım biraz bu yönleri.&lt;br /&gt;Hatta şimdi düşünüyorum da, annemde, teyzemlerde de var bu...&lt;br /&gt;Gördüğü, gözlemlediği hemen herşeyden bir sonuç çıkarmış kendine.&lt;br /&gt;Mesela geçenlerde salonundaki avizesi çalışmadığında, "Al şu uzun saplı süpürgeyi, ampulün olduğu yerin ortasından vur bir kaç kez" dedi, işe yarayacağına inanmasam da yaptım ve çalıştı. :)&lt;br /&gt;Meğer bir zamanlar izlediği bir İtalyan filminde görmüş bunu, denemiş ve olmuş...&lt;br /&gt;Offf, daha öyle hikayeler var ki...&lt;br /&gt;Dün ona yazdıklarımdan seçmeler okuyordum. Dedi ki "Bak gör sen ilerde çok tanınmış bir yazar olacaksın. O zaman hatırla bu sözümü..."&lt;br /&gt;Çok duygulandım.&lt;br /&gt;Onun yanında ağlamak istemediğim için epey sıktım dişlerimi.&lt;br /&gt;"Ananişim sen hayattayken yapabilmek istiyorum" diye geçti içimden, söyleyemedim.&lt;br /&gt;Yapabilir miyim acaba?&lt;br /&gt;"Önsözünde, bu kitabı anneannem, canım, bir tanem Sultan Güler için yazdım. Onun çocukluğumdan beri anlattıkları, yönlendirmeleri, beni teşvik ve motive etmesi sonucu derleyip toparlayabildim..."&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5328150384741858316?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5328150384741858316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/ananisimle-devam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5328150384741858316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5328150384741858316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/ananisimle-devam.html' title='Ananişimle devam...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5823903849154619797</id><published>2010-06-18T08:52:00.000-07:00</published><updated>2010-06-18T08:52:28.506-07:00</updated><title type='text'>Ananişim ameliyat oldu bugün...</title><content type='html'>Evet, 1 haftadır hastanede kırık kalçası ile yatıyordu.&lt;br /&gt;Neyse ki ağrısı yoktu onu yerinden oynatmadığın sürece.&lt;br /&gt;Geçen hafta Cuma sabahı düştü, yani 11 Haziran Cuma ve 18 Haziran Cuma da ameliyat oldu tonton.&lt;br /&gt;Nasıl komik bir hatun anlatamam.&lt;br /&gt;Dün gece ateşi çıkmış hastande, teyzeme "Ayakkabılarımı çıkar ayaımdan" demiş.&lt;br /&gt;Teyzem bir türlü ikna edememiş onu yatakta olduğuna, ayağında ayakkabıları olmadığına...&lt;br /&gt;Haliyle, sanki ayakkabı çıkarıyormuş gibi hayali hareketler yapmış.&lt;br /&gt;Ananişim de soruyormuş bir yandan, "Nereye koyuyorsun ayakkabılarımı..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ameliyattan odaya getirdiklerinde titriyordu. &lt;br /&gt;Çenesi birbirine çarpıyordu.&lt;br /&gt;Canım, o sırada bile üretiyor hatun.&lt;br /&gt;Diyor ki "Aşağısı (ameliyathane) mezbaha gibi. Fabrika usulü kesiyorlar. Sanki buzluktan çıkarılıp çözülmeye bırakılmış kıyma gibi oldum..."&lt;br /&gt;Ne zeka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ananişim 84 yaşında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizi nasıl mum gibi yapıyor anlatamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyat öncesi diyordu ki, "Ameliyatımı yapacak doktorlar kimler, gelsinler, kendilerini tanıtsınlar, bileyim ona göre...", sonra "Ameliyata girecek doktorların isimleri olan bir kağıt istiyorum, altını da imzalayacaklar..." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyni inanılmaz güzel çalışıyor.&lt;br /&gt;Hiç yaşının kadını değil.&lt;br /&gt;Cin gibi, zehir gibi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ameliyatta kalçasının kırılan yerine platin takılması gerekiyordu, ancak doktor ananişimin kemiklerinin ve dizinin durumunu görünce, platinin tutmayacağını, uygun bir çözüm olmayacağını, bu yüzden de sadece kırık olan yeri çivileyip toparlayacaklarını söyledi. Dolayısı ile ameliyat bu şekilde gerçekleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ananişim ise, bu ameliyattan çok ümitliydi, çünkü kalçasına platin takılmasını ve daha rahat yürüyüp merdiven çıkabilecek hale gelmeyi umut ediyordu. Olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyattan çıkınca ilk iş "Taktılar mı platini?" diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında insanın aklına gelmez değil mi? Zaten platin takılması için planlanmış bir ameliyattan çıkınca insan takılıp takılmadığını sormaz. &lt;br /&gt;Ama o emin olmak istediği için sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamaya çalıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabullenmiş göründü ama sanırım hayal kırıklığına uğradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümeyi çok istiyor son 2 yıldır. Merdiven çıkabilmeyi istiyor. Aksi halde evinde olmak durumunda hep. Dışarıya senede bir kaç kez çıkarabiliyoruz çünkü bizim de gücümüz yetmiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyat öncesinde ananişime yetişmeyi çok istediysem köprü trafiğine takıldım. Yolda yıkıldım. Teyzemi arayıp ameliyata girmek üzere olduğunu öğrendiğim anki çaresizliğimi unutmayacağım.&lt;br /&gt;Tek şansım uçmaktı.&lt;br /&gt;Tabii ki başaramadım. Gittiğimde, kısa bir süre önce ameliyata almışlardı.&lt;br /&gt;"Ya ameliyattan çıkamazsa? Ya onu bir kez daha göremezsem" diye kahroldum. Kahroldum.&lt;br /&gt;Bu konuda yeterince akıllıca planlama yapmadığım, yola daha erken çıkmadığım için kızdım kendime...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, kuzenim Aslı ve eşi Ulaş, teyzem, annem ve kardeşim oradaydılar. Ama diğer kuzenlerim yoktu. Acaba ananişim onlar için daha mı az değer ifade ediyor?&lt;br /&gt;Onu bir daha görememe ihtimalini düşünemeyecek kadar uyuşmuş ya da ÖLMÜŞ olabilirler mi?&lt;br /&gt;Kızıyorum, elimde değil.&lt;br /&gt;Onlarda da emeği var.&lt;br /&gt;ve hayatının 84. yılında, o yaşa kadar kimseye yük olmadan gelmiş tatlı bir ihtiyar var orada.&lt;br /&gt;Nasıl bu kadar duyarsız olabildiklerine şaşmadım. Kızdım. Çok kızdım!&lt;br /&gt;"Herkesin kendi vicdanı" ve "Sana ne Eylem" desem de kızdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ananişime bize yakın bir yerlerden ev bakarken bir emlakçı demişti ki "Aferin evladım, ananenizi düşünüyorsunuz. O bir daha sizin gibi olmayacak (gençlik anlamında) ama gün gelecek siz onun gibi olacaksınız..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu söz bir çok şeyi ifade ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün hastaneye gelmeyen kuzenlerime gönderiyorum bu sözü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü gelen kuzenim ve kardeşim hepsinden daha yoğun çalışan, hepsinden daha zor şartlarda orada olmayı başarabilenlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılan burada takılmışım biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak iyi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa her birini arayıp bir çift laf etmek ve kalp kırmak var. Bunu da istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonradan üzülüyorum çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haklı da olsam, kalp kırmak güzel değil... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ananişimin iyileşmesi önemli olan.&lt;br /&gt;Moralinin iyi olması.&lt;br /&gt;Onu çok seviyorum.&lt;br /&gt;Bende çok emeği var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bu kadar sosyal isem,&lt;br /&gt;Şarkı söylüyorsam,&lt;br /&gt;Kendimi ifade edebilecek güvenim varsa,&lt;br /&gt;YAZIYORSAM,&lt;br /&gt;ve YAŞAYABİLİYORSAM &lt;br /&gt;bunları hep ona borçluyum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın sevdiklerinin acısı içini çok fena yakıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse sevdiklerinin acısını görmesin... dilerim ama hayatın bir parçası bir yandan da...kabullenmek zor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni çok seviyorumm ananişim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5823903849154619797?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5823903849154619797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/ananisim-ameliyat-oldu-bugun.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5823903849154619797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5823903849154619797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/ananisim-ameliyat-oldu-bugun.html' title='Ananişim ameliyat oldu bugün...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1232888132979773445</id><published>2010-06-16T12:27:00.000-07:00</published><updated>2010-06-16T12:27:22.817-07:00</updated><title type='text'>Ananişim hastanede...</title><content type='html'>Karmaşık hislerin benliğimi sardığı, beynimin ve düşünce gücümün zorlandığı günler yaşıyorum.&lt;br /&gt;Gözlerim doluyor bir şarkıyla, bir düşünceyle veya bir sözle.&lt;br /&gt;Canımdan çok sevdiğim ananişim hastanede. Geçen hafta evinde düştüğü ve kalçası kırıldığı için ambulansla apar topar götürdü kardeşim onu hastaneye. &lt;br /&gt;Bir dolu şeyi sorguluyorum şu anda.&lt;br /&gt;Ona daha iyi bakabileceğimiz bir ortam yaratamaz mıydık?&lt;br /&gt;En azından 84 yaşında olup evinde yalnız yaşaması yerine, belki annemle yaşaması daha uygun olmaz mıydı? Ne demek uygun, daha iyi olmaz mıydı?&lt;br /&gt;Evet, ananişim dünya tatlısı olmakla birlikte müthiş zor bir ihtiyar. Yaşla birlikte gelen klasik huysuzlukların ve geçimsizliklerin, paranoyaların ve çevresindekilere duyduğu güvensizliklerin üzerine, biraz da mizaçtan ve içten gelen yani doğasında olan cadılıkları ekleyecek olursak, zaptedilmesi bir hayli güç bir değer aslında.&lt;br /&gt;Bu şekilde bakıldığında da birileriyle, ki bu birileri kızları da olsa, aynı evi paylaşması oldukça akla uzak geliyor :) ama yine de içime sinmiyor işte ve yazıyorum. Her ne olursa olsun, kızlarıyla yaşaması daha sağlıklı bir çözüm!&lt;br /&gt;Zaten bundan sonra öyle olacak diye düşünüyorum çünkü ananişim iki gün sonra ameliyat olacak.&lt;br /&gt;Kalçasına bir aparat takılacak, kırık yer onarılacak.&lt;br /&gt;Çok endişeleniyorum.&lt;br /&gt;Hatta ameliyat olacağını öğrendiğim gün kahroldum.&lt;br /&gt;Ancak hastaneye gidip doktorlardan biriyle konuşunca rahatladım.&lt;br /&gt;Ve şimdi doktorların hayatımızda ne kadar önemli olduğunu bir kez daha yazacağım buraya.&lt;br /&gt;Bence doktorluk mesleği dışındaki tüm meslekler hikaye!&lt;br /&gt;Bunu anlamak için bir devlet hastanesine gitmek yeterli.&lt;br /&gt;Bu insanlar o kadar özel ki...&lt;br /&gt;Konuları "Hayat", "İnsan Sağlığı". Daha önemli ne olabilir ki?&lt;br /&gt;O gün, yani ananişimi görmeye hastaneye gittiğim gün, o genç doktorla konuştuğumda bunları hissettim. Onların ne kadar özel olduklarını düşündüm. İçim kabardı ve sonsuz bir saygı duydum.&lt;br /&gt;Onlar gerçekten elle tutulur, hayati işler yapıyorlar.&lt;br /&gt;Ve bu işlerin parayla ölçülebilecek bir tarafı yok!&lt;br /&gt;Ananişim iyileşecek.&lt;br /&gt;Ben onu Alaçatı'daki evimize götüreceğim gelecek yaz.&lt;br /&gt;Sörf yaptığımız yerleri göstereceğim.&lt;br /&gt;Hakan sörf yaparken izleriz.&lt;br /&gt;Belediyenin yerinde oturacağız.&lt;br /&gt;Hava çok sıcak olacak, ama rüzgar bizi rahatlatacak.&lt;br /&gt;Buz gibi limonata içeceğiz.&lt;br /&gt;Çok mutlu olacağız...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1232888132979773445?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1232888132979773445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/ananisim-hastanede.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1232888132979773445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1232888132979773445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/ananisim-hastanede.html' title='Ananişim hastanede...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-654786510079654376</id><published>2010-06-12T11:36:00.000-07:00</published><updated>2010-06-12T11:36:52.606-07:00</updated><title type='text'>Bill ve Maggie burada!</title><content type='html'>Hong Kong'da tanıştığımız şeker arkadaşlarımız Bill ve Maggie geldiler dün akşam. Bizde kalıyorlar gelecek Çarşamba akşamına kadar.&lt;br /&gt;Bizim için geldiler buraya.&lt;br /&gt;Bill Hong Kong'lu, Maggie ise Tayvan'lı. Çok iyi niyetliler, çok tatlılar.&lt;br /&gt;Genelde Uzak Doğulu insanlarla bu kadar yakınlaşmak kolay değildir, içlerine kabul edip benimsemezler biz "beyaz benizlileri" ama biz Bill ve Maggie ile bir şekilde çok güzel bir iletişim kurduk Hong Kong'da iken.&lt;br /&gt;Ve işte, kalkıp taaa buralara kadar gelmeleri de bize değer verdiklerini gösteriyor!&lt;br /&gt;Dünyanın bu kısmına hiç geçmemişler daha önce.&lt;br /&gt;Evde nefis bir akşam yemeği yedik geldikleri gün.&lt;br /&gt;"Neyi yerler, neyi yemezler" diye düşünürken, sofradaki herşeyi keyifle silip süpürdüler desem...&lt;br /&gt;Bu sabah onları Sultanahmet tarafına götürdük.&lt;br /&gt;Blue Mosque, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı ve Ayasofya;&lt;br /&gt;ardından Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı;&lt;br /&gt;bu arada Konyalı'da yemek, Marmara'nın eşsiz güzelliğinin tadına varmamızı sağladı...&lt;br /&gt;Şimdi evdeyiz.&lt;br /&gt;Hafif pestilimiz çıkmış vaziyette.&lt;br /&gt;Ama herşey güzel.&lt;br /&gt;İnsanın dünyanın değişik yerlerinden dostları olması ne hoş.&lt;br /&gt;Bu renkliliği ne çok seviyorum ben!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-654786510079654376?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/654786510079654376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/bill-ve-maggie-burada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/654786510079654376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/654786510079654376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/bill-ve-maggie-burada.html' title='Bill ve Maggie burada!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4767689842911352209</id><published>2010-06-09T06:37:00.000-07:00</published><updated>2010-06-09T06:37:51.188-07:00</updated><title type='text'>"Sırada Shakespeare ve Bahar Noktası ("Bir Yaz Gecesi Rüyası") Var" diyorum!!!</title><content type='html'>Duyduk duymadık demeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepebaşı Oyuncuları, yani BİZ!, bu yıl Shakepeare'in bir oyunu ile 4 yıllık drama eğitimimizi tamamlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocamız Sevgili Ali Düşenkalkar ve asistanları Mustafa Kırantepe ile Evrim Şahin, geçtiğimiz yıllar boyunca bize müthiş bir eğitim deneyimi yaşattılar. Sadece tiyatro eğitimi değildi bu, hayat üzerine, insan olmak ve paylaşmak üzerine dersler verdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Anlatılmaz yaşanır" diyerek ifade edebileceğim bir tecrübe kazandırdılar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani hayatımızda haklarını ödeyemeyeceğimiz insanlar vardır ya, işte bu muhteşem üçlü BİZİM ekip için öyle!&lt;br /&gt;Oyunumuzu çalışmaya Eylül ayında başlamayı planlıyoruz.&lt;br /&gt;Sanırım prömiyeri Mayıs 2011'de olur :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam ekip buluşması var, hepimiz oyunu okuduk ve akşam konuşacağız bir miktar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok heyecanlanıyorum.&lt;br /&gt;Tekrar sahnelere dönüyor olmak müthiş bir mutluluk!&lt;br /&gt;Bizi izleyin dostlar!&lt;br /&gt;Olağanüstü bir tiyatro deneyimi yaşatacağız size.&lt;br /&gt;Bu oyun çok özel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın Tepebaşı Oyuncuları!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4767689842911352209?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4767689842911352209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/srada-shakespeare-ve-bahar-noktas-bir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4767689842911352209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4767689842911352209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/srada-shakespeare-ve-bahar-noktas-bir.html' title='&quot;Sırada Shakespeare ve Bahar Noktası (&quot;Bir Yaz Gecesi Rüyası&quot;) Var&quot; diyorum!!!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1850879690049591024</id><published>2010-06-09T06:24:00.001-07:00</published><updated>2010-06-09T06:24:28.277-07:00</updated><title type='text'>Hedefler ve kafa karışıklıkları</title><content type='html'>"Hedefine başarmak istediğin kadar uzaksın" dedi geçen gün Hakan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sohbet ediyorduk, benim yaptıklarımdan ve yapmayı planladıklarımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç çabe sarfetmeden olmasını arzu ettiklerimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az çaba ile hayata geçmesini beklediğim işlerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zamanki akılcı yaklaşımı ile bana elimde olanları anlattı bir bir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neleri nasıl kullanabileceğime dair öneriler verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkamda olduğunu, hep olacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O akşam çok heveslendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşması beni çok etkiledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani filmlerde, iyi adamın tam yıkıldığı anda yeniden doğruluşu vardır ya; böyle ekranda arkasında kıyametler kopar, her taraf ışık seli, gümbür gümbürdür ve adam emin adımlarla ağır çekim üstüne üstüne yürür kameranın... İşte aynı öyle hissettim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmanın arasında da o güzel sözü söyledi: "Hedefine başarmak istediğin kadar uzaksın"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hoş, kısa ve anlam dolu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1850879690049591024?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1850879690049591024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/hedefler-ve-kafa-karsklklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1850879690049591024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1850879690049591024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/hedefler-ve-kafa-karsklklar.html' title='Hedefler ve kafa karışıklıkları'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6097648404780758533</id><published>2010-06-06T10:38:00.000-07:00</published><updated>2010-06-06T10:38:34.365-07:00</updated><title type='text'>Ortaya karışık</title><content type='html'>Ve olduğu gibi bıraktı kendini.&lt;br /&gt;Ne düşündüğü umurunda değil.&lt;br /&gt;Hayatın kısa olduğunu,&lt;br /&gt;Zamanın hızlı aktığını,&lt;br /&gt;Dostlukların seyrek olduğunu biliyor.&lt;br /&gt;Gözlerindeki parıltı kaybolmadı.&lt;br /&gt;İçindeki enerji azalmadı.&lt;br /&gt;Hissediyor.&lt;br /&gt;Gülümsüyor.&lt;br /&gt;O yanındayken mutlu.&lt;br /&gt;Bir yerlerdeyken de öyle.&lt;br /&gt;Hayatın kısa olduğunu biliyor.&lt;br /&gt;An önemli.&lt;br /&gt;Şu an.&lt;br /&gt;Ve her an&lt;br /&gt;olabilecekler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6097648404780758533?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6097648404780758533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/ortaya-karsk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6097648404780758533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6097648404780758533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/ortaya-karsk.html' title='Ortaya karışık'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-2387950190484116116</id><published>2010-06-06T10:35:00.000-07:00</published><updated>2010-06-06T10:35:25.370-07:00</updated><title type='text'>Yine liseden bir bağlantı...</title><content type='html'>Geçenlerde lise yıllarımdan bir anımı yazmıştım.&lt;br /&gt;Üniversiteyi kazanmak, vs ile ilgiliydi.&lt;br /&gt;Beni kıran bir arkadaşımdan bahsetmiştim yazıda.&lt;br /&gt;Benim için o zamanlar değerli olan bir arkadaşımdan, erkek arkadaşımdan.&lt;br /&gt;Babasını kaybetti geçtiğimiz hafta.&lt;br /&gt;Üzüldüm.&lt;br /&gt;Çünkü lise yıllarına gittim usulca bu haberle birlikte,&lt;br /&gt;babasıyla tanışmıyor olsam da, konuşmalarımızda hep yer aldığı için, sanki hep tanışıyormuşum gibi hissetmişim meğer.&lt;br /&gt;Üzüldüm, hüzünlendim.&lt;br /&gt;Cenazeye gitmedim.&lt;br /&gt;Belirli bir sebebi yok doğrusu.&lt;br /&gt;İlk duyduğum anda vefatı, hemen cenazeye giderim diye düşünmüştüm.&lt;br /&gt;Ama gitmedim.&lt;br /&gt;Bir sonraki gündü cenaze.&lt;br /&gt;Aklıma gelmedi, bir sonraki gün olduğunda.&lt;br /&gt;Aklıma geldiğinde de geç kalmıştım.&lt;br /&gt;Demek gerçekten gitmek istememişim.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Geride kalanlara sağlık ve sabır diledim telefon açıp ona.&lt;br /&gt;Tam 18 yıl sonra ilk defa duyduk birbirimizin sesini.&lt;br /&gt;Anladım ki büyümüşüz.&lt;br /&gt;Sesi büyük adam sesi gibi geldi.&lt;br /&gt;Gibisi yok ki, büyüdük tabi.&lt;br /&gt;Dile kolay aradan çok yıllar geçti.&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-2387950190484116116?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/2387950190484116116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/yine-liseden-bir-baglant.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2387950190484116116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2387950190484116116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/yine-liseden-bir-baglant.html' title='Yine liseden bir bağlantı...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4374116419324410807</id><published>2010-06-06T10:28:00.000-07:00</published><updated>2010-06-06T10:28:04.332-07:00</updated><title type='text'>Geçmişten bir dümbelek!</title><content type='html'>Dün gece sinemaya gittik. "Prince of Persia"&lt;br /&gt;Sevdim çekimlerini.&lt;br /&gt;Herhalde dedemin İran kökenli olması nedeniyle de ilgiyle izledim filmi, o zamanki hayatı bir nebze olsun hissedebilmek için. Aman ne ihtişam.&lt;br /&gt;Sinemada 25'li yaşlarda iken hayatıma giren ve bir kaç ay kalıp dengemi bozan sonrasında da defolup giden zatı muhterem Ertuğrul gelip tam bir önümdeki sıraya oturmaz mı!&lt;br /&gt;İçim sıkıştı.&lt;br /&gt;Onunla geçirdiğim kısıtlı süredeki salaklığım geldi aklıma.&lt;br /&gt;Bir anda, o günlere ışınlandım sanki.&lt;br /&gt;Üstü açık arabası ile geceyarısından sonraki saatlerde Boğaz Köprüsü'nden geçtiğimiz gece hoştu doğrusu. Burcu'nun düğününden çıkmıştık. Burcu, benim üniversite hazırlık kursundan onun da liseden arkadaşı. Hatta tanışmamıza da Burcu vesile olmuştu zamanında...&lt;br /&gt;Sonrasında ise, çocuğun bin türlü çarpık bakış açısı karşısındaki çaresiz çabalayışlarımla geçmişti aylar.&lt;br /&gt;Ne gerizekalıymışım!!!&lt;br /&gt;Şimdi ahkam kesiyorum ya herkese "Seni üzenden uzak dur, psikopattan kaç, vs vs", zamanında benim de bir vukuatım olmuş.&lt;br /&gt;Neyse ki sadece bir tane.&lt;br /&gt;Ayyy, sanırım üniversitede takıldığım ve benden 10 yaş büyük olan psikopatı da saymam gerekiyor.&lt;br /&gt;O zaman iki çürük olmuş hayatımda.&lt;br /&gt;Oh be, neyse ki sadece iki.&lt;br /&gt;Ve şu anki hayatıma hiç bir yansıması, hiç bir etkisi yok!&lt;br /&gt;Offf, nasıl oldu da doğru yolu buldum acaba? &lt;br /&gt;Karşıma Hakan'ın çıkması bir şans mıydı? Yoksa,...?&lt;br /&gt;Bilmiyorum?&lt;br /&gt;Detaylar başka zaman.&lt;br /&gt;Şu an bu durumda olduğum için mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmmm, hemen lafımı bağlayayım.&lt;br /&gt;Evet önümde oturdu.&lt;br /&gt;Ve içim sıkıştı.&lt;br /&gt;Ama iyi ki karşılaşmışım 10 yıl sonra.&lt;br /&gt;Zamanında benim de bu alanda hatalarım olduğunu görmek içimi rahatlattı.&lt;br /&gt;Bir de geride kalmış olduğunu bilmek.&lt;br /&gt;Ya o insanla evlenmiş olsaydım?&lt;br /&gt;Düşünmek bile istemiyorum.&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten şu an beni çok mutlu ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlışın en güzeli geçmişte kalan olsa gerek.&lt;br /&gt;Bir de tekrarlanmayan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O la la...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4374116419324410807?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4374116419324410807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/gecmisten-bir-dumbelek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4374116419324410807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4374116419324410807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/06/gecmisten-bir-dumbelek.html' title='Geçmişten bir dümbelek!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5412274569838931692</id><published>2010-05-25T08:32:00.000-07:00</published><updated>2010-05-25T08:32:08.119-07:00</updated><title type='text'>SE TU</title><content type='html'>İspanyolca kursu son sürat devam ediyor ancak ben geçen kurdaki hocamı Andres'i çok arıyorum. &lt;br /&gt;Her kur, yeni bir hoca geliyor. Bu kurda da Raquel çıktı kuradan.&lt;br /&gt;İyi, canlı, hoş ancak öğretme yeteneği çok düşük.&lt;br /&gt;Ya da haksızlık etmeyeyim, benim adapte olabildiğim ve öğrenebileceğim bir formatta değil.&lt;br /&gt;Yazmaktan çok konuşuyor.&lt;br /&gt;Söylediklerinin bir kısmını anlıyorum, bir kısmını anladığımı ümit ediyorum (sonuçta telaffuza bağlı yanlış anlaşmalar her zaman olabilir çünkü daha emeklemeye bile geçmedik bence).&lt;br /&gt;İlk iki kurdaki motivasyonum yok.&lt;br /&gt;Geçen hafta Raquel'in bir işi vardı gelemedi. Yerine Alicia geldi.&lt;br /&gt;"Aman tanrım!" dedim, "işte budur"&lt;br /&gt;Walla dersin nasıl geçtiğini anlamadık.&lt;br /&gt;Üç koca saat su gibi geçti.&lt;br /&gt;Tadı damağımızda kaldı.&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;Ne olacak şimdi?&lt;br /&gt;Nasıl yapacağız da Alicia'yı devreye sokacağız.&lt;br /&gt;No way :(&lt;br /&gt;Bundan sonraki kurlarda karşılaşmayı ümit edeyim bari!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl yazacağımı geçmiş neler anlatıyorum.&lt;br /&gt;Geçen derslerden birinde Raquel Charlie Chaplin'in bir sözünü paylaştı. Şöyle: "Se tu e intenta ser feliz, pero sobre todo se tu"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevdim.&lt;br /&gt;Anladığım kadarıyla diyor ki, "Mutlu olmaya bak çünkü sonunda herşey sende bitiyor"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun içinde neler var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neler yok ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendini sevmek&lt;br /&gt;mutlu olmayı istemek&lt;br /&gt;iç huzuruna sahip olmak&lt;br /&gt;yapabileceklerinin farkında olmak&lt;br /&gt;yapamayacaklarının da :)&lt;br /&gt;kendini bilmek&lt;br /&gt;kendini kabul etmek her koşulda&lt;br /&gt;dünyaya bir kere geldiğini bilmek&lt;br /&gt;hiç bir şeyin o kadar uzun boylu dert edilmemesi gerektiğini anlamak&lt;br /&gt;"basit" olduğunu bilmek herşeyin&lt;br /&gt;o kadar basit&lt;br /&gt;gülebilmek&lt;br /&gt;düşünebilmek&lt;br /&gt;düşebilmek&lt;br /&gt;kalkabilmek&lt;br /&gt;her koşulda mutlu olmayı başarmak&lt;br /&gt;olmak&lt;br /&gt;olmak&lt;br /&gt;ve &lt;br /&gt;sadece&lt;br /&gt;olmak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5412274569838931692?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5412274569838931692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/se-tu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5412274569838931692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5412274569838931692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/se-tu.html' title='SE TU'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5395714253756300585</id><published>2010-05-22T04:48:00.000-07:00</published><updated>2010-05-22T04:48:15.815-07:00</updated><title type='text'>Ananişimle...</title><content type='html'>Dün ananişime gittim. Tatlım, tontonum. &lt;br /&gt;Onunla oturup sohbet ederken aklıma "ananişi sevmek nedir?" sorusu takıldı.&lt;br /&gt;Bir kaç şey sıralarken buldum kendimi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Öyle "çok severim, aman da aman" demek yetmez, "fırsat buldukça" diyecektim ama hayır planlı olarak haftada 1 ziyaret etmek... Mümkünse daha sık.&lt;br /&gt;2. Aşk-ı Memnu'nun özetini sabah komşudan dinlemiş olsan da sanki dinlememiş gibi ondan da dinlemek...&lt;br /&gt;3. Neye ihtiyacı olduğunu sormanın dışında, sana söylemeyeceğini düşünüp bir şeyler almak giderken... Sürprizler yapmak...&lt;br /&gt;4. Anlattığı güzel hikayeleri boş boş dinlemek yerine kulağını dört açıp kaydetmek, hatta yazmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela dün bana, İranlı bir şairin hikayesini anlatıp sonra da "bunu belki yazarsın dergide..." diye hafif yollu rica etti. Ananişime bu blog olayını anlatmadım henüz, bir sonraki gidişimde laptop'ı yanıma alıp göstereceğim, o da böyle bir mecra olduğunu bilecek, belki daha çok hikaye anlatır o zaman...&lt;br /&gt;Benimki gibi teknolojiye kafası müthiş basan bir ananeniz varsa, CD'ye kaydetmenizi de önerebilir yaptıklarınızı...:)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran'lı meşhur bir şairi Şah huzuruna çağırır ve ondan kendisi için bir şeyler yazmasını ister. Ismarlama anlayacağınız. Şair de der ki "Ben ilham gelmeden, içimden gelmeden, öyle ısmarlama yazamam..."&lt;br /&gt;Şah şaşırır, kızar da ve hemen zindana attırır şairi. "Ne cüretle karşı gelir koca Şah'a?"&lt;br /&gt;Aradan zaman geçer, Şah düşünür taşınır, içine sinmez böyle bir yeteneğin zindanda çürümesi. Veziri çağırır, durumu anlatır, bir çözüm bulmasını emreder.&lt;br /&gt;Akıllı vezir hemen cevap verir: "Bir çoban getirelim dağlardan, cahil mi cahil, koyalım yanına bu şairin, sonrasını bekleyin, kendi isteyecek çıkmayı..." &lt;br /&gt;Nitekim, vezirin çözüm önerisi dikkate alınır.&lt;br /&gt;Artık şair ve çoban birliktedir.&lt;br /&gt;Şair şiirlerini duvarlara yazmakta, zaman zaman bağıra bağıra okumakta, çoban da bir köşede içli içli ağlamaktadır.&lt;br /&gt;Şair çobanın bu halini gördükçe çoşar da çoşar. Şakır bülbüller gibi. Aşka gelir...&lt;br /&gt;Bir gün çobana sorar, "Sen ne anlarsın da ağlarsın?"&lt;br /&gt;Çoban içini çeke çeke "Valla dediklerinden bir şey anlamam, ama aşka gelip bağıra bağıra bir şeyler söylediğinde, ağzının hareketleri, sakalın bana dağdaki keçimi hatırlatır, onu özlediğimi hisseder, içlenirim..." der.&lt;br /&gt;Şair bu cehalet karşısında kendinden geçip bağırmaya başlar, "Ey muhafızlar! Yetişin! Çıkarın beni buradan!!!"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ananişimin güzel hikayelerinden/ yoksa masallarından mı demeliydim? biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahillere benim de tahammülüm yoktur. Buradaki gibi masumane durumları kasdetmiyorum tabii ki.&lt;br /&gt;Ama yine de unutmamalı, "insanın cahil dostu olacağına akıllı düşmanı olsun".&lt;br /&gt;Cahiller manipule edilmeye açıktır, size zarar verebileceklerinin farkında bile olmadan yaparlar yapacaklarını...İş işten geçtikten sonra bile anlamazlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Onu oyalayıp mutlu edeceği için, ondan birşeyler istemek, mesela "bana bir kaşkol örsen, şal da güzel olur, aaa eldiven mi? ah çok ihtiyacım var ananişim, dışarıda satılanlar elde yapılanlar gibi olmuyor..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir kaç yıl önce kameraya çekmeye başladım ananişimi. Kafkasya'dan Türkiye'ye geliş hikayelerini, çocukluğunu, gençliğini dinliyorum, kaydediyorum. Neler yaşamışlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devamı gelecek, ananiş hikayelerimin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5395714253756300585?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5395714253756300585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/ananisimle.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5395714253756300585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5395714253756300585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/ananisimle.html' title='Ananişimle...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6706877961486510421</id><published>2010-05-21T10:03:00.000-07:00</published><updated>2010-05-21T10:03:36.492-07:00</updated><title type='text'>Banu'nun "Neden?" çığlıklarıma zilyonuncu cevaplarından biri...</title><content type='html'>Aşağıdaki yazıyı yazdıktan sonra hızımı alamadım ve sevgili dert ortağım, sırdaşım, akıl hocam Banu'dan yardım istedim. "Ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum, ne olur bana fikir ver" dedim ona.&lt;br /&gt;Bakın o da bana neler yazmış. Ancak sadece onun rızası olan kısmını paylaşabileceğim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şikayet eden, sızlanan insan çoğunlukla yardım isteyen değildir. (çoğunlukla diyorum özellikle, çünkü bazen yardım isteme şekli bu da olabiliyor) Temelinde yatan neden ilgi görmek istemeleri oluyor. Bu klasik anlamda saçlarını okşa tadında bir ilgi olmayabilir. Ama sonuçta bu ilgi isteğini fark edilme isteği olarak da düşünebiliriz. Nasıl tanırsın bu kişileri, yani bu yaşam enerjisi emicileri: sen zilyon tane çözüm ürettiğin halde o hiç bir çözüm geliştirmez ve senin dediklerini de denemez. Gelir gider hep dert yanar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İşin doğrusu şu ki sızlanan insana (yani sadece sızlanmak için sızlanan insana) kimse yardım edemez. Bunlar da bir tür duygusal vampirdir. Hatta karşılaşabileceğin en kötü vampir türü bunlar oluyorlar.  Bu insana yapılabilecek hiç bir şey yoktur, orada terk etmek ve en kısa yoldan kendini kurtarmak gerekir. Çünkü bunlar uzun vadede seni yer bitirirler, yaşama isteğini sömürür, yerine bir karamsarlık, bıkkınlık ve umutsuzluk yani kısaca öğrenilmiş çaresizlik bırakırlar. Gördüğün ilk yerde bulaşmadan kaçmakta fayda vardır. Ama olur da kurtulamazsan onların yeni oyun sahası olursun ta ki tükenene kadar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpıcı değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonraki yorumları benim için daha da vurucu :)&lt;br /&gt;Resmen bir kopyasını alıp duvarıma asmak istiyorum ya da sürekli yanımda taşımak. Çünkü kendime sürekli hatırlatmam gerekiyor bu notları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte böyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6706877961486510421?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6706877961486510421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/banunun-neden-cglklarma-zilyonuncu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6706877961486510421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6706877961486510421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/banunun-neden-cglklarma-zilyonuncu.html' title='Banu&apos;nun &quot;Neden?&quot; çığlıklarıma zilyonuncu cevaplarından biri...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7909189819096465150</id><published>2010-05-19T12:54:00.000-07:00</published><updated>2010-05-19T12:54:51.002-07:00</updated><title type='text'>Neden? Binlerce Kez Soruyorum Neden?</title><content type='html'>Anlamıyorum.&lt;br /&gt;Bir insan neden hayatına sürekli yanlış adamları davet eder?&lt;br /&gt;Şimdi kime göre yanlış?&lt;br /&gt;Bana göre.&lt;br /&gt;Bana göre yanlış olan ona göre doğru olabilir.&lt;br /&gt;Tamam. Anlıyorum.&lt;br /&gt;Ancak yanlış derken benim kast ettiğim, beraberken de giderken de üzecek cinste adamlar olmaları, kıymet bilmemeleri.&lt;br /&gt;Ona göre doğrunun tanımı içerisinde "bu şartlara rağmen doğru" gibi bir şey yer alıyor olabilir mi?&lt;br /&gt;Bir insan bile bile kendini üzecek seçimler yapar mı?&lt;br /&gt;Her seferinde yapar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki diyelim aşk hayatı kötü gidiyor.&lt;br /&gt;Ya iş hayatı?&lt;br /&gt;Psikologlar, birinden biri genelde daha iyidir, maalesef ikisinin bir arada çok iyi olduğu görülmemiştir diyorlar.&lt;br /&gt;O zaman aşk hayatı bu kadar b-ktan giden birinin iş hayatının süppper olması gerekmez mi?&lt;br /&gt;Ama o da ne?&lt;br /&gt;Orası da sallantıda.&lt;br /&gt;Hep problem, hep dert, hep çekişmeler, hep şikayetler...&lt;br /&gt;"Kimse işini düzgün yapmıyormuş, kimse işten anlamıyormuş, onun işine burunlarını sokuyorlarmış anlamadıkları gibi, ortalığı karıştırıyorlarmış...vıdı vıdı vıdı..."&lt;br /&gt;Kaç yıllık çalışma hayatında kaçıncı iş ve benzer şikayetler.&lt;br /&gt;Tıpkı babası gibi.&lt;br /&gt;Demek istemiyorum ama gerçekten öyle.&lt;br /&gt;Yorumları bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sürekli bir gerginlik hali.&lt;br /&gt;Tutarsız davranışlar.&lt;br /&gt;Hiç ona yakışmayacak kadar agresif tutumlar.&lt;br /&gt;Bir cafede çalışan servis elemanına, ya da otopark görevlisine ya da sokaktaki birilerine...&lt;br /&gt;Olmazzzz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa çok güzel bir kız.&lt;br /&gt;Akıllı ve yetenekli aynı zamanda.&lt;br /&gt;İşini çok seviyor.&lt;br /&gt;Çok da iyi yapıyor galiba (ben anlamıyorum o işlerden hiç)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta mutlu ve başarılı olması için çok büyük bir engel koymuş önüne.&lt;br /&gt;Kendini koymuş.&lt;br /&gt;Kapı gibi, 1,70 cm...&lt;br /&gt;Yazıkkk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl yardım edebilirim bilmiyorum?&lt;br /&gt;Yardım edebilir miyim aslında onu bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin kendi hayatı diyor psikologlar.&lt;br /&gt;Ama bu senin diğer yarın ise nasıl kayıtsız kalırsın?&lt;br /&gt;Kalamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama çaresiz hissedersin.&lt;br /&gt;Sinirlenir, kabul edemezsin.&lt;br /&gt;Kafan karışır,&lt;br /&gt;İşte aynen böyle kalır ne yapacağını bilemezsin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7909189819096465150?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7909189819096465150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/neden-binlerce-kez-soruyorum-neden.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7909189819096465150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7909189819096465150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/neden-binlerce-kez-soruyorum-neden.html' title='Neden? Binlerce Kez Soruyorum Neden?'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1791843766787837845</id><published>2010-05-19T04:57:00.000-07:00</published><updated>2010-05-19T04:57:55.789-07:00</updated><title type='text'>VAMPİRLERLE DANS</title><content type='html'>Vampirlerin dünyasında kendimize nasıl iyi bakabileceğimizi öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;Benim için de yeni bir kavram bu, geçen haftaya kadar haberdar değildim. Ta ki, hayatımın içindeki zor bir profili anlama ve yorumlama çabalarına girişinceye dek. &lt;br /&gt;Bu konuya dair bir dizi kitap okudum, şimdi içlerinden oldukça çarpıcı ifadeler ve tanımlamalar veren birini sizlerle paylaşacağım:&lt;br /&gt;Etrafımızda kanımızı emen insanlar olduğunu söylüyor okuduğum kitap. Bu insanlar evimizde, işyerimizde, sokakta kısacası her yerde olabilirler. Bir şekilde iletişim kuruduğumuzda, bizleri ağlarına düşürüp karınlarını doyuruyorlar. Bunu bilinçli olarak yapmıyorlar. Kurguları bu şekilde. Davranışları, hayata ve olaylara bakışları, algıları onları kan emerek beslenmeye yöneltmiş.&lt;br /&gt;Kitapta vampirler şöyle sınıflandırılmış: anti-sosyal, dramatik, narsisist, paranoyak, obsesif-kompulsif.&lt;br /&gt;- Anti-sosyallerin bağımlılığı heyecan. Sosyal kurallara aldırmıyorlar. Tüm istedikleri iyi zaman geçirmek, aksiyon ve isteklerinin anında doyurulması.&lt;br /&gt;- Dramatikler ilgi ve onay için yaşıyorlar. İşinize ve yaşamınıza girmek için herşeye sahipmiş gibi görünseler de  aman dikkat sergiledikleri tamamen şov.&lt;br /&gt;- Narsisistler sadece egoları büyük olup başka herşeyleri küçük olan, kendilerinden başka kimseyi düşünmeyen tipler.&lt;br /&gt;- Paranoyaklar hayattaki her türlü ayrıntıyı ve belirsizliği keşfederek yaşarlar. İlişkinizde size bunların detaylarını sorar ve her seferinde onların güvenini tazelemenizi gerektirecek davranışlar sunmanızı beklerler. Çok yoruculardır.&lt;br /&gt;- Obsesif-kompulsiflerin bağımlılığı güven duygusudur. Herşeyi kontrol ederek bu güveni sağlayacaklarına inanırlar. Değişmez kesinliği olan kurallarla yaşar ve herkesin de uymasını beklerler.       &lt;br /&gt;Yukarıda yapmaya çalıştığım tanımlamalar bütünü anlamak için yeterli detayda değil ancak şu haliyle bile etrafımdaki insanları değerlendirdiğimde, bu tanımlamalara girenleri kolaylıkla ayırdedebiliyorum. Buna kendim de dahilim. Ayrı bir yazının konusu.&lt;br /&gt;Hemen şunu belirteyim. Benim de düştüğüm bir yanılgı olduğu için açıklama ihtiyacı hissediyorum. Vampir dediğimizde her ne kadar “olumsuz”, “istenmeyen” bir şey algılansa da, buradaki kullanım amacı hayatımızın içerisindeki insan tiplerini tanımlayabilmek. Vampir tabirinin kullanımını da bu tiplerin davranışları karşısında kanımızın çekildiğini hissetmemiz, tansiyonumuzun yükselmesi veya düşmesi, midemize kramplar girmesi, kronik baş ağrıları, vb.etkiler olarak yorumluyorum.&lt;br /&gt;Yazar diyor ki “İnsanlar kendi kendilerini deli ediyorlarsa nörotik ya da ruh hastasıdır, başkalarını deli ediyorlarsa kişilik bozuklukları vardır”. Ben de diyorum ki, bu insanların farkında olalım, mümkünse onlardan uzak duralım, yok illa birlikte olmamız gerekiyorsa da önlemimizi alalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı almak isterseniz adı Duygusal Vampirler, yazarı Albert J. Bernstein&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1791843766787837845?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1791843766787837845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/vampirlerle-dans.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1791843766787837845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1791843766787837845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/vampirlerle-dans.html' title='VAMPİRLERLE DANS'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-746340171395470765</id><published>2010-05-10T07:02:00.000-07:00</published><updated>2010-05-10T07:02:12.527-07:00</updated><title type='text'>Trajikomik iş görüşmelerinden biri daha...Bomba...</title><content type='html'>Zihnimde hala taze taze dururken yazmazsam çatlayacağım şu trajikomik iş görüşmelerinden birini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha bu sene başında yaşadım. Çiçeği burnunda anlayacağınız.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Biliyorsunuz geçen yılın sonlarına doğru "executive search" işine merak salmış, bu alanda çalışan arkadaşlarımla görüşüp fikirlerini sormuş, onlardan dinledikçe iş için daha büyük bir heyecan duymaya başlamıştım.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu arkadaşlarımdan biri vesilesi ile Türkiye'nin bu alandaki önde gelen firmalarından biri ile randevulaşıp mülakat sürecine girdim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İlk görüşmeyi firmanın kıdemli iki ortağı ile yaptım. Bunlardan biri hem yaş itibarıyle hem de ve dolayısı ile çalışma yılı olarak çok daha kıdemli  bir ortaktı. Gelin ismi Şerafettin olsun. Diğeri ise hayatı boyunca bu işi yapmış ve güzel bir şekilde yükselerek şirkete ortak olma konumuna gelmiş akıllı fikirli bir beyefendiydi. Onun ismi de Osman olsun.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Görüşme sırasında sorulan sorular, gösterilen ilgi ve görüşmenin sonundaki "Zaten sen burası için çok uygun bir adaysın, ancak prosedür gereği bir kaç test ve firmanın üçüncü ortağı ile tanışıp görüşme işlerini de toparlayalım..." mesajından sonra kendimi firmaya girmiş ve çalışıyor hissettim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İkinci görüşme ve web tabanlı test bir sonraki hafta içerisinde gerçekleşti. Üçüncü ortak, firmada bir önceki yıl ortaklığa terfi etmiş, halinden, tavrından ve sorularından bende bir şekilde toy olduğu hissini uyandıran, iyi niyetli ve yine çok düzgün bir beyefendi idi. Onunla yaptığımız görüşmeyi bloğumda daha önce yazmıştım zaten. Eğlenceliydi...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Üç numaralı ortakla yaklaşık iki saat süren ve doğrusu kendimi çok başarılı bulduğum görüşme neticesinde, Osman Bey beni tekrar görmek isteyip yapılacak işin detaylarına ve firmanın geleceğine ilişkin vizyonuna dair bir kaç detay daha paylaşınca, artık başlamak için günleri sayar vaziyete geldim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bunun üzerine bir de İsviçre'deki "Büyük Ortak" ile konferans görüşmesi yapıp Mr Büyük Ortak'ın telefonu kapatmadan önceki "Seninle tanışmak için sabırsızlanıyorm. Ne zaman başlıyorsun?" sorusu üzerine ne kadar kopmuş vaziyette olduğumu belirtmeme gerek yok sanırım.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonra olaylar şu şekilde gelişiyor, en heyecanlı yere yaklaşıyoruz, biraz daha sabır rica ediyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mr Büyük Ortak ile görüşmemizin hemen ardından telefonum çalıyor.&lt;br /&gt;Arayan Osman Bey. Görüşmemin nasıl geçtiğini merak ettiğini, Mr Büyük Ortak ile konuşmadığını ancak acaba Mr Büyük Ortak'ın benim en çok ne yönümden etkilenmiş olabileceğini soruyor. &lt;br /&gt;Mr Büyük Ortak ile konuşmamış ancak bir şekilde benden etkilenmiş olduğunu biliyor, nasıl oluyorsa...&lt;br /&gt;Ardından, şirketin bir kaç gün sonraki yeni yıl partisine davet ediyor beni.&lt;br /&gt;Ekibin kalanı ile tanışmam için.&lt;br /&gt;Ve ta ta ta tammmm...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ofisteki partiye gidiyorum.&lt;br /&gt;Ilk görüşmeyi yaptığımız Şerafettin Bey orada. Göz göze gelince birbirimize doğru yürüyor ve sohbete başlıyoruz. O kadar sıcak bir karşılama yapmış olmasa beni hatırlamamış olma ihtimalini düşünebileceğim. Kısa bir sohbet yapıyor ve yerlerimize dönüyoruz. &lt;br /&gt;Bu arada ekibin geri kalanı ile tanıştırılıyorum. &lt;br /&gt;Her şey mükemmel.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir sonraki gün cep telefonum çalıyor.&lt;br /&gt;Arayan Şerafettin Bey.&lt;br /&gt;Güzel bir haber verecek diye sevinçle alıyorum telefonu.&lt;br /&gt;Şerafettin Bey hal hatır sonrası söze "Dün partimize gelmişsiniz karşılaşamadık, çok üzüldüm..." diyerek giriyor.&lt;br /&gt;Bir anlık sessizlik.&lt;br /&gt;"Alo, orada mısınız?"&lt;br /&gt;"Buradayım Şerafettin Bey...". &lt;br /&gt;Aklımdan bin tane şey geçiyor o anda, adam şaka mı yapıyor? Bu o adam değil başkası mı? Alzheimer mı acaba? Hay Allah...  &lt;br /&gt;"Nasıl karşılaşmadık Şerafettin Bey, hatta sizinle sohbet bile ettik" diyerek damardan giriyorum lafa. &lt;br /&gt;Bu sefer afallama sırası karşıda. &lt;br /&gt;Ama çabuk toparlıyor, yılların tecrübesi ve "Hay aksilik, çok kalabalıktı, çok fazla insanla tanışıp görüşüyoruz..."&lt;br /&gt;Ama bence bu toparlama değil.&lt;br /&gt;Sonrasında da bana, hiç beklenmeyen bir takım gelişmelerden, bu nedenle pozisyonun geçerliliğinin kalamayabileceğinden, "ama yine de..." şeklinde bir şeylerden bahsediyor.&lt;br /&gt;Artık dinlemiyorum.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Yıkılıyorum o an çünkü aklımdan geçenler:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Herşey bu kadar sahte olmak zorunda mı?&lt;br /&gt;Beni tanımadığı anda neden "yılların tecrübesi" ile kim olduğumu öğrenebilecek sorular sormaz?&lt;br /&gt;Ya da direkt beni çıkaramadığını söylese bu düştüğü durumdan daha mı zor bir duruma düşecek?&lt;br /&gt;Ya da ben daha mı çok kırılacağım?&lt;br /&gt;Bu olaylar sonrasında diğer ortaklar neden beni arayıp uygun dille bir açıklama yapmazlar?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Peki hepsini bir kenara bıraksak ve "İŞ HALİ", "İŞ KAZASI" desek,&lt;br /&gt;"bu acımasız iş ortamında herşey mümkün" desek,&lt;br /&gt;bu insanlar kendi işe alım süreçlerini yönetemezken nasıl olur da Türkiye'nin önde gelen şirketi olup Türkiye'nin diğer önde gelen şirketlerinin Çok Üst Düzey Yöneticilerinin işe alım süreçlerini yönetirler?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Merak ediyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-746340171395470765?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/746340171395470765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/trajikomik-is-gorusmelerinden-biri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/746340171395470765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/746340171395470765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/trajikomik-is-gorusmelerinden-biri.html' title='Trajikomik iş görüşmelerinden biri daha...Bomba...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1511750002990775259</id><published>2010-05-09T13:21:00.000-07:00</published><updated>2010-05-09T13:21:08.226-07:00</updated><title type='text'>Yeni işimle ilgili başlangıç adımları!</title><content type='html'>Yeni bir işe başlayacak olmanın telaşı, heyecanı ve sabırsızlığı içindeyim.&lt;br /&gt;Bu durum biraz da geriyor beni.&lt;br /&gt;Hakim olmak istiyorum tamamına ve bunun için epey bir çaba sarfetmem gerekeceğini biliyorum.&lt;br /&gt;Yol bana uzun ve meşakkatli görünüyor şu anda.&lt;br /&gt;Bir taraftan da derinliğini kestiremiyorum.&lt;br /&gt;Ne kadarlık bir dünyanın neresinde olduğumu ve yolun tam olarak ne kadar uzun olduğunu tahmin edemiyorum.&lt;br /&gt;Evet, işte belirsizliklerle dolu bir yolculuğun eşiğindeki ben.&lt;br /&gt;En "sevdiğim" şey, "belirsizlik".&lt;br /&gt;Bu gibi durumlarda tipik Eylem hareketi, durumu es geçmek, halının altına süpürmek, hiç yapmamak şeklinde olur.&lt;br /&gt;Ama ve lakin bu sefer meydan okuyorum kendime, eski alışkanlığıma ve "değişecek" derken, şimdiden yarın tüm günü bu işe ayırmak üzere planımı yaptım bile.&lt;br /&gt;Kolay olmayacak biliyorum ama yapacağım.&lt;br /&gt;Ve kendime kolaylıklar diliyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1511750002990775259?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1511750002990775259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/yeni-isimle-ilgili-baslangc-admlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1511750002990775259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1511750002990775259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/yeni-isimle-ilgili-baslangc-admlar.html' title='Yeni işimle ilgili başlangıç adımları!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3320465476280244054</id><published>2010-05-08T06:59:00.000-07:00</published><updated>2010-05-09T13:13:40.338-07:00</updated><title type='text'>Anneler günü yarın</title><content type='html'>Yarın anneler günü.&lt;br /&gt;Annem ve Sinem bize gelecek, mangal yapacağız.&lt;br /&gt;Teyzem ve kuzenlerim de geliyor.&lt;br /&gt;Birazdan çıkıp alışveriş yapmak lazım.&lt;br /&gt;Yarına hazırlık.&lt;br /&gt;Hakkuş gitar çalışıyor.&lt;br /&gt;Onu bekliyorum çıkalım diye.&lt;br /&gt;Alalım gidip malzemeleri, yarına hazır olalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3320465476280244054?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3320465476280244054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/anneler-gunu-yarn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3320465476280244054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3320465476280244054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/anneler-gunu-yarn.html' title='Anneler günü yarın'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3732101731879484012</id><published>2010-05-05T04:57:00.000-07:00</published><updated>2010-05-08T05:59:10.345-07:00</updated><title type='text'>İlahi adalet işbaşındaydı...</title><content type='html'>Lisenin popüler, havalı, çalışkan olduğu kadar da sosyal kızlarından birini anlatacağım. Ve onun sevgilisini. Sonra üniversite sınavı telaşını. Ardından da hayatın ve ilahi adaletin oyununu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle başarılıydı ki, sınavda sadece 3 tercih yapacak, Boğaziçi İşletme, İktisat ve Uluslararası İlişkiler Bölümleri'ni yazacak, nasıl olsa bunlardan birine havada karada girecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatında herşey yolundaydı. Derslerinde inanılmaz başarılı, okulun ikincisi, hem okul orkestrasında şarkı söylüyor, hem tüm organizasyonlarda sunucu, şiirler okuyan, konuşmalar yapan, etrafında bir hayran kitlesi olan bir kız. Bir de ona çok düşkün, hayatını ona adamış, taaa ortaokul yıllarından beri onun peşinden koşan, sonunda onunla olduğu için kendini çok şanslı sayan, yakışıklı olmasa da okulun sevilen çocuklarından biri olan Murat'la da birlikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnişli çıkışlı, kızın sürekli şımarıklık, naz ve kapris yaptığı çocuk, üniversite sınavından tam 2 ay önceki tartışmalarında, kızın her zamanki "ayrılalım o zaman" sözü üzerine ilk defa "Tamam" diyor ve ayrılıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız kendinden çok emin. "Nasıl olsa kapanacak yine ayaklarıma..." diye düşünüyor. Hatta buluşup görüşüyorlar yine ama Murat'ta değil ayaklarına kapanmak, tekrar olabileceği ihtimaline dair bile en ufak sinyal yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşan üniversite sınavından bahsediyorlar haliyle. Bir gün Murat diyor ki "Benim babamın üniversite diploması yok ama benim olacak. Kazanamasam da bastırıp parayı girerim bir yere"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızın ise kazanamaması durumunda tek şansı bir sonraki sene tekrar hazırlanmak. Bu ihtimali aklına getirmemeye çalışsa da o gün, Murat'ın o lafı çok fena oturuyor içine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, çok fena otturdu içime lafı. Bir de sırıtışı. Sanırım unutmayacağım. Onu çok sevmesem de değer vermiştim, ama o gün kendini tamamen sildi gözümde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey bitmişti. Tekrar beraber olamayacağımız, onun gibi biri tekrar karşıma çıkmayacağı için çok üzülmüştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda bir şok yaşıyordum. O asla beni terk edemez diye düşünürken işte kalıvermiştim bir başıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum, sınav hazırlık dönemimde hiç de iyi gelmedi bana. Konsantrasyonumu bozmadığını söyleyemem. Ne kadar engellemeye çalıştıysam da etkilendim fena halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda, sınavda 3 değil 10'un üzerinde tercih yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınavdan çıktığımda kazanamadığıma inanıyordum çünkü soruları çözerken hem çok heyecanlanmış, hem de sınav öncesi bilinçsizce aldığım sakinleştirici şurup nedeniyle sersemlemiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazın sonuçlar açıklandığında, 11. tercihime girmiş olduğumu gördüm. İstanbul Üniversitesi'nin İngilizce İktisat Bölümü'ne...Hiç sevinmedim ama şimdi düşünüyorum da,fena değilmiş. Hele onca tatsız hadisenin ardından yine iyi bir sonuç denilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse, sonra ne oldu biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben okudum adam oldum. :) İyi yerlerde güzel işler yaptım, hala devam ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat, paralı bir üniversitenin köfte bir bölümüne girip ya hazırlık sınıfında ya da sonrasında oradan atıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediği gibi parayı bastırdı ama diploma alamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülmedim ne yalan söyleyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet yerini buldu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi niye yazdım bunu? Çünkü üniversite sınavı yaklaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü hayatta herşey insanlar için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir de dünya tatlısı bir adamla evlendim. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3732101731879484012?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3732101731879484012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/ilahi-adalet-isbasndayd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3732101731879484012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3732101731879484012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/ilahi-adalet-isbasndayd.html' title='İlahi adalet işbaşındaydı...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-779304748475491421</id><published>2010-05-03T13:02:00.000-07:00</published><updated>2010-05-03T13:04:24.647-07:00</updated><title type='text'>Amsterdam'dan dönüş, İstanbul'a tekrar "merhaba"</title><content type='html'>Ve döndüm Amsterdam'dan.&lt;br /&gt;2 gün önce.&lt;br /&gt;Aklımda kalanları hemen sıralıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Özgür'ün yaklaşık 4-6 hafta sonra gelecek olan bebisinin odasını hazırladık, kıyafetlerini&amp;nbsp;dolap ve çekmecelerine yerleştirdik.&lt;br /&gt;2. Gezdik - Bol bol gezdik. Sokak pazarını, çiçek parkını, meydanını, Van Gogh müzesini, yakın yerleşim yerlerini, deniz kenarlarını, evet evet kumsallarını da, yeni denizin üstüne modern mimari evlerin yapıldığı kısımlarını...&lt;br /&gt;3. Amsterdam'lıların haftasonlarını doğayla başbaşa geçirmelerine olanak tanıyan sitelerini...&lt;br /&gt;4. Bir barbekü partisi&lt;br /&gt;5. Tipik Amsterdam evinde bir akşam yemeği&lt;br /&gt;6. Sahil kasabasındaki yemekler&lt;br /&gt;7. Noordwijk'te Deniz'e yapılan ziyaret, oğlu Teoman ve bahçede müthiş bir güneş keyfi&lt;br /&gt;8. Akşam yemeklerinde Aykut'tan seçmeler - fırında pirzola, fırında somon (hepsi özel soslarla bezenmiş...) - Bütün gün çalışıp yorgun argın eve gelen Aykut'un üzerinde yorgunluğun "y"si yok, bitmeyen enerjisi ile mutfakta harikalar yaratıyor&lt;br /&gt;9. Babypark'ta geçen gün de unutulmaz, ne çok çeşit, ne hoş bir ortam...Annneliğe hazırlananlar için bulunmaz nimet!&lt;br /&gt;10. Kraliçe'nin doğum gününde sokaklardaki şenliğe, deliliğe, coşkuya katılmak...&lt;br /&gt;11. Gece bir coffee shop'ta ucundan kıyısından kemirilen "space cake"! Hakan yok diye bitirmeye cesaret edemediğim, ama aklımın kaldığı, bir dahaki sefere Hakkuş'la gidilip tamamına erdirilecek diye&amp;nbsp;kendimi avuttuğum mamul...&lt;br /&gt;12. Dönüşte Özgür'ün havalimanında beni uğurlarken sarf ettiği gözyaşları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Amsterdam seyahati ancak bu kadar&amp;nbsp;güzel olabilirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne şanslıyım bu kadar tatlı dostlarım, onların da şeker dostları, ortamları, yaşamları olduğu için...&lt;br /&gt;Ne şanslıyım tüm bunları doyasıya yaşayabildiğim için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'a varışımın koparan anı Hakkuş'la havalimanındaki buluşmamız.&lt;br /&gt;Boynuna sarılırken onu 1 hafta değil sanki bir ömürdür görmemişim gibi özlediğimi fark ettim.&lt;br /&gt;Kocaman öptüm.&lt;br /&gt;Onda kaldım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni seviyorum bebeğim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-779304748475491421?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/779304748475491421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/amsterdamdan-donus-istanbula-tekrar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/779304748475491421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/779304748475491421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/05/amsterdamdan-donus-istanbula-tekrar.html' title='Amsterdam&apos;dan dönüş, İstanbul&apos;a tekrar &quot;merhaba&quot;'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3208522137509958246</id><published>2010-04-22T11:39:00.000-07:00</published><updated>2010-04-22T13:26:39.437-07:00</updated><title type='text'>Amsterdam yolları dumanlı...</title><content type='html'>Gidiyorum!&lt;br /&gt;Amsterdam'a!&lt;br /&gt;Sevgili Özgür'cüğümün yanına!&lt;br /&gt;2 gün sonra!&lt;br /&gt;Bundan tam 12 yıl önce gitmiştim ilk kez. Arthur Andersen'in Veldhoven'da denetimciler için 2 haftalık bir&amp;nbsp;eğitimi vardı, ona gitmiştim.&lt;br /&gt;Güzel geçmişti.&lt;br /&gt;Özgür de vardı gittiğimiz ekipte.&lt;br /&gt;Ne eğlenmiştik!&lt;br /&gt;Bu eğitimden 2 yıl sonra Özgür yerleşti oraya.&lt;br /&gt;Ve kaldı.&lt;br /&gt;Hala orada.&lt;br /&gt;Şimdi hamile.&lt;br /&gt;Bu gidişle döneceği&amp;nbsp;de yok gibi.&lt;br /&gt;Hale bak geçen onca zaman içerisinde 2002'de Arthur Andersen tarih oldu.&lt;br /&gt;Biz yolumuza devam ettik.&lt;br /&gt;Yurtdışında yaşama hayalleri kurarken Türkiye'de kaldım.&lt;br /&gt;Danışmanlığı bırakıp pazarlama ve kurumsal iletişim yaptım.&lt;br /&gt;Sonra onlar da dar geldi, 2007'de Hakkus'umun peşine takılıp&amp;nbsp;Hong Kong'a gittim.&lt;br /&gt;Offf, çok iyi geldi! Tam 6 ay, Hong Kong kazan ben kepçe misali...&lt;br /&gt;Sonra, Shenzen, Guangzhou, Xiamen, Bangkok seyahatleri...&lt;br /&gt;Dönüşte ne çok ağladım...&lt;br /&gt;Ya ben hiç sevmedim bir yerlere kök salmayı, bu yüzden öyle bir motive oluyorum, öyle bir şarj oluyorum ki bu devr-i alem vaziyetlerinde...&lt;br /&gt;Neyse, burada ne yapacağıma karar vermem epey zamanımı aldı.&lt;br /&gt;Kurslara gittim, kişisel gelişim kitapları okudum, kariyer danışmanlığı aldım...Komedi iş görüşmelerine gittim, çooook eğlendim!&lt;br /&gt;Şimdi eğlenceye devam :)&lt;br /&gt;Amsterdam Hakkus'suz biraz buruk olacak ama Özgür'ü görecek olmanın heyecanı da ayrı.&lt;br /&gt;Yılda 3-4 kez&amp;nbsp;geliyor aslında İstanbul'a Özgür, hatta Hong Kong'a bile geldi peşimden.:)&lt;br /&gt;Amamnnn, ne gezdik ne gezdik!&lt;br /&gt;O haftayi ayrıca anlatırım,&amp;nbsp;Yılbaşı'na denk gelmişti.&lt;br /&gt;Animasyonlarla doluydu!&lt;br /&gt;Evet, şimdi gidiyorum işte.&lt;br /&gt;Aç kollarını Amsterdam,&lt;br /&gt;Aç kollarını kocaman geliyoooooooooooorummmmmmm!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: İzlanda'daki yanardağ patlaması yüzünden son 10 gündür yapılamayan uçak seferleri, daha dün yeniden başlatıldı. Şu 2 gün içerisinde bir değişiklik olmazsa, uçuyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3208522137509958246?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3208522137509958246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/amsterdam-yollar-dumanl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3208522137509958246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3208522137509958246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/amsterdam-yollar-dumanl.html' title='Amsterdam yolları dumanlı...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3825638300096970857</id><published>2010-04-19T11:16:00.000-07:00</published><updated>2010-04-19T11:16:30.859-07:00</updated><title type='text'>Hayata Güzel Bakmanın Yolunu Bulmalıyız!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8yduCRVNEI/AAAAAAAAACw/ULUjRIA54_s/s1600/Photo+Work+(215).jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="310" src="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8yduCRVNEI/AAAAAAAAACw/ULUjRIA54_s/s320/Photo+Work+(215).jpg" width="320" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde Mecidiyeköy’den geçiyorum arabayla. Bir görüşmeye yetişme telaşındayım ve trafik berbat. Arabalar, otobüsler neredeyse birbirlerinin üzerlerinden geçecekler. Havada pis bir ağırlık, bir elektrik, negatif enerji... Gerginlik hat safhada. Etrafımda gördüğüm herkesin yüzü asık, yayalar da öyle, otobüsteki insanlar da, trafikte sıkışıp kalmış şoförler de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de bütün cinlerim tepemde, bunalmış vaziyetteyim, gözlerim çakmak çakmak olmuş, bakışlarımdan alevler fışkırıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir anda dikkatimi bir adam çekiyor. Orta yaşlı olduğunu tahmin ediyorum fakat daha genç olabilir. İfadesi öyle yumuşak, öyle olumlu ki…Bir elinde oyuncaklar var bir torba dolusu, satmak için bir yerlerden buralara gelmiş belli ki. Diğer elinde bastonu var. Bastonun sebebi kör olması. Karşıdan karşıya geçmek üzere kaldırımdan yola doğru hamle yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakışlarım orada donup kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarifsiz bir acıyla burkuluyor yüreğim bir anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu berbat ortamda, şartları o adama göre nispeten iyi olan bizler bu kadar umutsuz ve mutsuzken, onun o naif duruşu beni öyle derin etkiliyor ki…İçimden tiz bir çığlık yükseliyor. Boğazım düğümleniyor. Çok acı çekiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlamaya başlıyorum. Bağıra bağıra ağlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve aklımdan geçenleri haykırıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yürüyecek gücümüz varken, gideceğimiz yerlere fırsat buldukça, zamanımız oldukça yürümeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ayakta durabilecek gücümüz olduğu sürece, oturduğumuz yeri, gerçekten ihtiyacı olanlara vermeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tırmanabilecek gücümüz varken, engellerin etrafından dolaşmak yerine üstüne gitmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Paylaşabilecek gücümüz olduğu sürece elimizdekileri çevremizdekilerle paylaşmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Haykırabilecek gücümüz varken, avazımız çıktığı kadar bağırmalıyız yeri geldiğinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Keyif aldığımız etkinliklere katılmalı, sinemaya, tiyatroya, konsere, söyleşiye, fuara gitmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kitap okumalı, resim yapmalı, şarkı söylemeli, yeni bir dil öğrenmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yeni insanlarla tanışmalı, gezip tozmalı, tartışmalı, değişmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Üretmeliyiz. Elimizden ne geliyorsa, onunla katkı sağlamalıyız hayata.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sevebilecek gücümüz olduğu sürece sevmeliyiz, delice, ölesiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yaşama olumlu bakmanın, mutlu olmanın yollarını bulmalıyız koşullar ne olursa olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3825638300096970857?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3825638300096970857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/hayata-guzel-bakmann-yolunu-bulmalyz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3825638300096970857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3825638300096970857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/hayata-guzel-bakmann-yolunu-bulmalyz.html' title='Hayata Güzel Bakmanın Yolunu Bulmalıyız!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8yduCRVNEI/AAAAAAAAACw/ULUjRIA54_s/s72-c/Photo+Work+(215).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1191942467422822426</id><published>2010-04-15T12:35:00.000-07:00</published><updated>2010-04-19T11:20:20.963-07:00</updated><title type='text'>Bugünlerde hayat epey hareketli...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8ye0XzmblI/AAAAAAAAAC4/ujkFV1lzl_g/s1600/Photo+Work+(160).JPG" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="133" src="http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8ye0XzmblI/AAAAAAAAAC4/ujkFV1lzl_g/s200/Photo+Work+(160).JPG" width="200" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ne yoğun günler...&lt;br /&gt;Pazar akşamı eğitim için Antalya'ya gittik Elif'le.&lt;br /&gt;Pazartesi ve Salı eğitimler, paylaşımlar, yeni insanlar, tertemiz yürekler!&lt;br /&gt;Çarşamba önemli bir toplantı, şeker bir yönetici, sıradışı,&amp;nbsp;babacan, tonton, hayat dolu...&lt;br /&gt;Ardından Andres'le sınav sonuçlarımın değerlendirmesi...İşini bu kadar ciddiye alması, bu kadar iyi yapması takdiri hakediyor!&lt;br /&gt;Sonrasında bizim tiyatro ekibi buluşması, Ortaköy House Cafe ve Çaydanlık'ta keyifli sohbetler...Serpil Tangoevim'i açtı, heyecan dorukta, bu ilk girişim, hayatının tangosu nasıl olacak bakalım...&lt;br /&gt;Tangodramadan bahsediyor, tango ile drama birlikte...Neden olmasın???&lt;br /&gt;Ve sonunda&amp;nbsp;Afife Jale Sahnesi'nde Spontanite Tiyatro...&lt;br /&gt;Yoğun bir gece, hisler karmaşık, ilk deneyim olduğundan rezistansım var, algılarım açık değil sanki, sahnedekiler pek bir şey ifade etmiyor, içine giremedim, dahil olamadım...Ama ilginç. Bir kez daha gidebilirim. Belki daha efektif olur. &lt;br /&gt;Bugün ise tüm gün eğitim. Yarın ve ondan sonraki gün de...&lt;br /&gt;Keyifli gidiyor hayat.&lt;br /&gt;Her eğitimde farklı açılımlar oluyor hayatımda sanki.&lt;br /&gt;Böyle devam ederse guru olurum herhalde...&lt;br /&gt;Güzellll :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1191942467422822426?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1191942467422822426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/bugunlerde-hayat-epey-hareketli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1191942467422822426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1191942467422822426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/bugunlerde-hayat-epey-hareketli.html' title='Bugünlerde hayat epey hareketli...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8ye0XzmblI/AAAAAAAAAC4/ujkFV1lzl_g/s72-c/Photo+Work+(160).JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-128637852502242849</id><published>2010-04-09T09:34:00.000-07:00</published><updated>2010-04-19T11:25:22.904-07:00</updated><title type='text'>Tüküren tükürene...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8yf97teqfI/AAAAAAAAADA/EIjd12VEGSA/s1600/spitting_llama.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8yf97teqfI/AAAAAAAAADA/EIjd12VEGSA/s200/spitting_llama.jpg" width="200" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu sabah atladım arabaya Taksim'e gidiyorum. Bizim Hasdal yolunda, önümde giden arabanın şoföründe bir kıpırdanmalar oluyor falan derken, adamın camını açıp dışarı tükürdüğünü, saniyesinde tükürüklerin benim camıma yapıştığını gördüm!&lt;br /&gt;Böööööö!&lt;br /&gt;Yuh diyorum, yuh ve daha pek çok şeyler&amp;nbsp;diyorum bu insanlara!&lt;br /&gt;Tabi bastım kornaya yine, yanından geçerken de "lanet olsun senin gibi adama" diyerek elimle "Pöh! Canın cehenneme" hareketi yaptım. Küfürlü bir hareket değil arkadaşlar, parmak da değil, el sallama şeklinde :)&lt;br /&gt;Yine kibarlığı elden bırakmıyorum yani...&lt;br /&gt;Ya ne acaip bir milletiz, yayası yürürken tükürür, araba kullananı camını açar tükürür...Hoş bu sonuncuya ilk defa şahit oldum. Umarım utanmıştır yaptığından. Sersem herif!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-128637852502242849?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/128637852502242849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/tukuren-tukurene.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/128637852502242849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/128637852502242849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/tukuren-tukurene.html' title='Tüküren tükürene...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S8yf97teqfI/AAAAAAAAADA/EIjd12VEGSA/s72-c/spitting_llama.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5413140312854828131</id><published>2010-04-09T09:05:00.000-07:00</published><updated>2010-04-09T09:05:01.970-07:00</updated><title type='text'>İspanyolca'yı kıvırıyoruz, sınav sonuçları canavar!</title><content type='html'>Olaaaa, İspanyolca ikinci kur atlama sınavından 9 almışım!&lt;br /&gt;Geçen kur tam not almıştım 10, bu kur 1 puan düşüş var.&lt;br /&gt;Her kur 1 puan düşerse, 5. kurdan sonra puanım 5'in altına düşer ve aynı kurda sayıklamaya başlarım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Eylem'in kompleks düşünce yapısı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, bunu sadece yazarken icat ettim inanın, yoksa halimden çok memnunum!&lt;br /&gt;Çalıştım da Allah için.&lt;br /&gt;Benim çalışma standartlarımın altında bir efor olsa da, emek var, var, var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta, Mi Biografia diye bir prezentasyon bile hazırladım İspanyolca.&lt;br /&gt;Ne keyif aldım ama içini doldururken!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da Zelda'nın evinde sözlü olduk.&lt;br /&gt;Zelda'nın güzelim terasında, harika bir sefarad yemekleri sofrasında, İspanyolca hocamız Andres'le bütün bir gün sohbet ettik.&lt;br /&gt;Zelda bizim kursun canavarı,&amp;nbsp;"numero uno"su.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Que divertido!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5413140312854828131?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5413140312854828131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/ispanyolcay-kvryoruz-snav-sonuclar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5413140312854828131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5413140312854828131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/ispanyolcay-kvryoruz-snav-sonuclar.html' title='İspanyolca&apos;yı kıvırıyoruz, sınav sonuçları canavar!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7701415044195481360</id><published>2010-04-07T11:57:00.000-07:00</published><updated>2010-04-07T11:57:09.380-07:00</updated><title type='text'>Anlar önemli...</title><content type='html'>Sevdiğim bir arkadaşımın babası aniden rahatsızlanıyor.&lt;br /&gt;Teşhis koyamıyorlar bir süre.&lt;br /&gt;Yurtdışındaki nobel ödüllü akademisyenlerle, doktorlarla&amp;nbsp;görüşmeler başlıyor bir yandan.&lt;br /&gt;Çok nadir görülen bir hastalıkmış meğer.&lt;br /&gt;1 ay gibi kısa bir sürede görme, konuşma, yürüme&amp;nbsp;gibi çok temel&amp;nbsp;bir takım fonksiyonlarını kaybetmeye başlıyor. &lt;br /&gt;Yoğun bakıma alıyorlar.&lt;br /&gt;Tedavisinin mümkün olmadığı söyleniyor.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Hayatın böyle bir yüzü de olduğunu unutmamak gerekiyor sanırım.&lt;br /&gt;Anı gerçekten iyi yaşamak lazım.&lt;br /&gt;Sağlık çok önemli.&lt;br /&gt;Mutluluk çok önemli.&lt;br /&gt;Olmazsa olmazlarımız...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Bugün arkadaşımla konuşurken gerçekten çok üzüldüm.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;"Tedavisi yok" demişler...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;"Bir umut diyorum" yine de, &lt;br /&gt;bakarsınız bir mucize olur...&lt;br /&gt;Dilerim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7701415044195481360?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7701415044195481360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/anlar-onemli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7701415044195481360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7701415044195481360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/anlar-onemli.html' title='Anlar önemli...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7541619664959683232</id><published>2010-04-06T09:09:00.000-07:00</published><updated>2010-04-06T09:09:59.361-07:00</updated><title type='text'>İspanyolca 2. kur bitti - 3. kura başla ve tam gaz devam et :)</title><content type='html'>Hayatımda verdiğim ve doğruluğundan emin olduğum 3 karar var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kardeş istemiş olmak&lt;br /&gt;2. Hakan'la evlenmiş olmak&lt;br /&gt;3. İspanyolca öğreniyor olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar net olabilmek hoşuma gitti.&lt;br /&gt;İnsan gerçekten inandığı birşeyleri yapınca böyle olabiliyor demek ki...&lt;br /&gt;Şimdi yine konuyu işe getireceğim ve diyeceğim ki "Demek ki bana uygun işi hala yapmamışım ben" &lt;br /&gt;yoksa listede olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanyolca'da 8 kur var tamamlamam gereken ve şu anda tam dörtte biri bitti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mutlu bana :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7541619664959683232?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7541619664959683232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/ispanyolca-2-kur-bitti-3-kura-basla-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7541619664959683232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7541619664959683232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/ispanyolca-2-kur-bitti-3-kura-basla-ve.html' title='İspanyolca 2. kur bitti - 3. kura başla ve tam gaz devam et :)'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-31650749553805212</id><published>2010-04-05T08:21:00.000-07:00</published><updated>2010-04-05T12:03:54.492-07:00</updated><title type='text'>la vie en rose...Göztepe Benzinci'de...</title><content type='html'>Cumartesi, deli Bağdat Caddesi trafiğinden kaçmışım, benzinim bitmek üzere olduğu için Göztepe benzincideyim.&lt;br /&gt;Kredi kartımla ödeme yapmak için bekliyorum sırada.&lt;br /&gt;Her yer kalabalık.&lt;br /&gt;Dışarıda bir curcunadır gidiyor.&lt;br /&gt;Benzinciye bir polis memuru giriyor. Pek bir sert bakışlı, etrafı kolaçan ediyor ama belli bir amaçla değil, daha çok biraz zaman öldürmek ister gibi...Seçtiği yer neden bir benzinci bilemiyorum, belki de birileriyle buluşacak burada...&lt;br /&gt;Ve ben böyle canımdan bezmiş beklerken, bir anda "la vie en rose" çalmaya başlıyor...&lt;br /&gt;Bayılırım...&lt;br /&gt;Özellikle de "Jeux d'enfants" filmine çok yakışmıştı!!!&lt;br /&gt;Bir de bakıyorum ki bu bir cep telefonunun zil sesi.&lt;br /&gt;Ve telefon da sert bakışlı polis memuruna ait.&lt;br /&gt;Ne hoş bir kontrast!&lt;br /&gt;Nefis bir an...&lt;br /&gt;Telefonu açıp cevap verene kadar şarkının tadını çıkarıyorum...&lt;br /&gt;Dinlemeyeli bir hayli zaman olmuş.&lt;br /&gt;Güzel geldi.&lt;br /&gt;Az önce o anı hatırlayıp yine dinledim.&lt;br /&gt;Her dinlediğimde gözlerim doluyor.&lt;br /&gt;İçime böylesine işleyen bu şarkı benim hüzünlerimi mi yoksa içimde taşıdığım genlerden gelen hüzünleri mi tetikliyor acaba...&lt;br /&gt;Çok güzel...&lt;br /&gt;Hem hüzünlü hem de çok mutluyum bu şarkıyı dinlerken...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-31650749553805212?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/31650749553805212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/la-vie-en-rosegoztepe-benzincide.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/31650749553805212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/31650749553805212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/la-vie-en-rosegoztepe-benzincide.html' title='la vie en rose...Göztepe Benzinci&apos;de...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1522486192303343110</id><published>2010-04-05T05:54:00.000-07:00</published><updated>2010-04-05T05:54:03.941-07:00</updated><title type='text'>Nasıl gelişeceğiz acaba?</title><content type='html'>Haftasonu Erenköy Ethem Efendi Caddesi'nde, sokakta karşıdan karşıya geçerken yere tüküren bir kadın gördüm.&lt;br /&gt;Hayatımda ilk defa şahit oldum böyle bir şeye. &lt;br /&gt;Hani erkeklere alışmıştık da, kadınlar da başladıysa işimiz çok demektir.&lt;br /&gt;Uyarsam utanır mıydı acaba yaptığından?&lt;br /&gt;Bilemedim. Ar duygusunu kaybetmiş bir hayli insana rastlar oldum etrafta....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1522486192303343110?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1522486192303343110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/nasl-gelisecegiz-acaba.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1522486192303343110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1522486192303343110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/nasl-gelisecegiz-acaba.html' title='Nasıl gelişeceğiz acaba?'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6115098515850205398</id><published>2010-04-01T14:58:00.000-07:00</published><updated>2010-04-01T14:58:32.964-07:00</updated><title type='text'>Quizas, quizas, quizas</title><content type='html'>Siempre me te pregunto&lt;br /&gt;Que cuando, como y donde&lt;br /&gt;Tu siempre me respondes&lt;br /&gt;Quizas, quizas, quizas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y asi pasan los dias&lt;br /&gt;Y yo desesperando&lt;br /&gt;Y tu tu contestando&lt;br /&gt;Quizas, quizas, quizas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estas perdiendo el tiempo&lt;br /&gt;Pensando, pensando&lt;br /&gt;Por lo que mas tu quieras&lt;br /&gt;?Hasta cuando?, ?hasta cuando?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ezberlediğim ilk ispanyolca şarkı :)&lt;br /&gt;internette Nat King Cole versiyonunu dinleyerek ezberledim&lt;br /&gt;ben de&amp;nbsp;kadife gibi söylüyorum, yumuşacık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzel olan şarkının sözlerinin de anlaşılır olması&lt;br /&gt;şu ana kadar öğrendiğim "zaman"larda olduğu için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6115098515850205398?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6115098515850205398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/quizas-quizas-quizas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6115098515850205398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6115098515850205398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/04/quizas-quizas-quizas.html' title='Quizas, quizas, quizas'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-2548271807018795664</id><published>2010-03-31T08:30:00.000-07:00</published><updated>2010-03-31T08:30:03.023-07:00</updated><title type='text'>Me encanta espanol!</title><content type='html'>Seviyorum İspanyolca öğrenmeyi.&lt;br /&gt;Henüz yolun başındayım.&lt;br /&gt;8 kurluk eğitimin 2. kuru haftaya bitiyor.&lt;br /&gt;Şu sıralar, aslında tam olarak bugün itibariyle 2. kurun başından başladım tekrara.&lt;br /&gt;Çalışıyorum aynı öğrencilik yıllarımdaki gibi.&lt;br /&gt;İnsanın kendi için birşeyler yapması ne acaip bir şey. Çok güzel, çok verimli olduğumu ve somut bir yol aldığımı görüyorum!&lt;br /&gt;Kursun ilk günlerinde müthiş yabancı gelen bir çok şey şu anda bir şekilde tanıdık, yakın...&lt;br /&gt;Aslında şöyle psikolojik bir durum da var: Ben kursun daha ilk gününden beri sanki bu dili biliyormuşum da unutmuşum gibi hissediyorum.&lt;br /&gt;Reankarnasyona yakın olan yanım mümkün olabileceğini söylüyor. Belki de zamanında İspanyol prensesi idim. (Burada psikolojik bozukluğum olan "prenses sendromu" da tetikleniyor)&lt;br /&gt;Oysa İspanyolca&amp;nbsp;şarkılar dinlemek dışında hayatımın&amp;nbsp;hiç bir döneminde İspanyolca veya ona yakın olduğu söylenen İtalyanca ve Fransızca ile işim olmadı.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;Olsaymış harika olurmuş o ayrı. Gerçekten bana tınısı çok hoş gelen diller bunlar!&lt;br /&gt;İspanyolca'yı bir kıvırayım, belki devam ederim İtalyanca ile...&lt;br /&gt;Dün Ferzan Özpetek'in Serseri Mayınlar'ını seyrettim ve ilk defa iki dilin birbirine ne kadar yakın olduğunu hissettim. Demek ki bunu anlayabilecek kadar bir şeyler kapmışım 2 kurda :)&lt;br /&gt;Tavsiyem, ilginiz varsa, hemen bir dil öğrenmeye başlayın.&lt;br /&gt;Hemen diyorum!&lt;br /&gt;Kaç yaşında olursanız olun, fark etmez.&lt;br /&gt;Ben İngilizce'yi 11 yaşında öğrenmeye başladım ve üniversiteden mezun olana kadar da eğitimim İngilizce devam etti. Yaklaşık 11 yıl, dile kolay.&lt;br /&gt;Ve oldukça iyi bir seviyede, neredeyse anadilim kadar rahat konuşuyorum.&lt;br /&gt;Tam da bu nedenle bir dil daha öğrenmeye cesaretim yoktu, geç kaldığımı düşündüğüm için.&lt;br /&gt;Ama geçen yıl, "ne varmış 35 yaşındaysam, 50 yaşına gelince iyi seviyede İspanyolca konuşuyor olabilirim" diye motive edip kendimi başladım kursa. &lt;br /&gt;İyi ki yapmışım.&lt;br /&gt;Çok memnunum, çooook!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-2548271807018795664?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/2548271807018795664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/me-encanta-espanol.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2548271807018795664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2548271807018795664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/me-encanta-espanol.html' title='Me encanta espanol!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1219970208423722235</id><published>2010-03-30T06:51:00.000-07:00</published><updated>2010-03-30T06:54:48.019-07:00</updated><title type='text'>Bahar, bisikletim ve enerjim...</title><content type='html'>Bugün 30 Mart ve dışarıda nefis bir hava var. Bulutsuz açık&amp;nbsp;mavi bir gökyüzü, güneş, her yer pırıl pırıl parıldıyor!&lt;br /&gt;Mutluyum.&lt;br /&gt;Nasıl bir enerji anlatmayı deneyeyim; şimdi Kemerburgaz'dan koşmaya başlasam Caddebostan sahilyoluna kadar gideceğim sanki!&lt;br /&gt;Nihayet bahar geldi ve en çok da bisiklete binebileceğime seviniyorum. Onca yıl sonra! &lt;br /&gt;Hakan'la Yeşil Bisiklet Gürsel Abi'den koşa koşa gidip aldığımız bisikletlere son 5 yıl içerisinde 5 kere binmedik desem...&lt;br /&gt;Ama hep istedim.&lt;br /&gt;Ve hep bir bahanemiz oldu binmemek için.&lt;br /&gt;Son 4 yıldır doğanın göbeğinde Kemerburgaz'da yaşıyoruz ama yine bisiklete binen yok!&lt;br /&gt;Yok böyle olmayacak kardeşim, ben alıp başımı gideceğim ormana. &lt;br /&gt;Yürüyelim arkadaşlar! Anı çocukken Yıldız'da Sait Çiftçi'nin arkasındaki yolda bindiğimiz gibi binelim bisikletlere! &lt;br /&gt;Yoldan arabalar geçiyormuş ne yazar.&lt;br /&gt;Hem anneler de bağırmaz artık arkamızdan "Dikkatli ol, yavaş git, düşme" diye...&lt;br /&gt;Rahatız yani :)&lt;br /&gt;Yaşasın güzel havalar!&lt;br /&gt;Yaşasın özgürlük!&lt;br /&gt;Seni seviyorum kocam!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1219970208423722235?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1219970208423722235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/bugun-30-mart-ve-dsarda-nefis-bir-hava.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1219970208423722235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1219970208423722235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/bugun-30-mart-ve-dsarda-nefis-bir-hava.html' title='Bahar, bisikletim ve enerjim...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1718259463298986863</id><published>2010-03-29T09:46:00.000-07:00</published><updated>2010-03-29T09:46:53.036-07:00</updated><title type='text'>Off tabii ki trafikte yaşandı ve evet klişe ama yeterrrr!</title><content type='html'>Yazmak için gelmedim bugün. Sadece bir tıklamak istedim ve tuşlamak, sonra da görmek ortaya çıkacakları...&lt;br /&gt;Geçenlerde trafikte çıldırdığım bir an oldu. Cidden kendimi kaybettim. Direksiyonu yumrukladığımı hatırlıyorum. Uzun zamandır bu kadar tutkulu sinirlenmemiştim. Kendimi çaresiz hissettiğim içindi&amp;nbsp;öfkem, biraz da çözümsüz ortama kızdım, "eee, ne yapacağız bu cahil insanlarla? aynı ortamda yaşamak zorunda olmamız ne kötü???". Evet, ayrımcı bir yaklaşım, çünkü ben Türkiye'deki cahil çoğunluğun eğitilebileceği bir sisteme olan inancı taşıyamıyorum içimde.&lt;br /&gt;Bu cahillik her yerde sürüp giden saygısızlıklarla, itişip kakışmalarla, yerlere çöp atanlarla, ne yaptığının farkında olmayanlarla her geçen gün salgın gibi yayılıyor!&lt;br /&gt;Üç yolun kesiştiği bir noktada, arabaların birbirlerine yol vermemeleri nedeniyle sarpa sarmış olan bir aşamada, sıra bana geldiğinde, trafiği kapamamak için bekledim biraz. Ve ne olsa bağenirsiniz, arkamdaki taksi fırlayıp önüme geçti ve yolu kapattı. Ona insan olmadığını haykırırken yüzüme bile bakamadı terbiyesiz ve defolup gitti. Hemen ardından da bir minibüs aynı şeyi yapmaz mı!&lt;br /&gt;Böyle anlatınca üzerinde durulmaya değer gelmiyor ama bu hep ve her yerde tekrarlanan bir hadise, yani kronik bir arsızlığa dönüşünce çileden çıkıyor insan.&lt;br /&gt;Ne yapacağımı bilemedim o an.&lt;br /&gt;Bunu yapan magandalara zarar vermek istedim.&lt;br /&gt;Onları üzmek istedim.&lt;br /&gt;Ve bu insanlara doğruyu öğretmektense, onlara karşı anladıkları dilde ve davranışla hareket etmenin daha anlamlı olacağı sonucuna vardım.&lt;br /&gt;Saygısız ve terbiyesiz olan ben olacağım. İyi niyetimin suistimal edilmesindense onları kudurtayım yerlerinde.&lt;br /&gt;Ve her zaman yaptığım gibi, yaya geçitlerinde öndeki araba ben isem duracağım ve bekleyeceğim çünkü bu magandalar durmadıkları gibi duranlara da deli gibi korna çalıyorlar. Onlar çaldıkça ben keyifleneceğim :)&lt;br /&gt;İşte budur!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1718259463298986863?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1718259463298986863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/off-tabii-ki-trafikte-yasand-ve-evet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1718259463298986863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1718259463298986863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/off-tabii-ki-trafikte-yasand-ve-evet.html' title='Off tabii ki trafikte yaşandı ve evet klişe ama yeterrrr!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7265920780288703199</id><published>2010-03-22T06:20:00.000-07:00</published><updated>2010-03-22T06:25:27.325-07:00</updated><title type='text'>Şimdi de Dost Can Deniz'den Cesur Sorular</title><content type='html'>Outliers'i bitirmek üzereyken, 100 Cesur Soru'yu aldım elime ve başladım yazmaya.&lt;br /&gt;Bu öyle yatıp okunacak bir kitap değil, bol egzersiz var içinde. Yararlı olması için de soruların cevaplarını kitaptaki boşluklara yazmak gerekiyor.&lt;br /&gt;Bu kitabı Elif tavsiye etti. Şu yaşam koçum. Hani bahsediyorum ya, hayatıma bir girdi, pir girdi; ne zamandır onu bekliyordum ve işte artık buralarda...&lt;br /&gt;Geçenlerde ona sordum, "Benim özdeğer problemim var, ne yapayım, ne okuyayım?..."* diye, o da bu kitabı tavsiye etti. Ama egzersizleri de ciddiyetle yapmamı tembihledi. Sonra da, "Bence takma kafanı böyle şeylere çok fazla, herkeste var birşeyler, biraz az, biraz fazla; zaman içinde oturuyor taşlar yerine..." dedi...Klasik Elif halleri, sakin, anaç, rahatlatıcı...&lt;br /&gt;Kitabı keyifle okuyorum. Yeni bir şey söylemiyor, sorular da bildiğimiz sorular. Ancak bu süreçlerden geçmeden de olmuyor kardeşim. Bazen bildiklerini birilerinin söylemesi daha etkili oluyor.&lt;br /&gt;Ben şimdi bu süreci bir yaşayayım. Kendimdeki gelişimi paylaşacağım. Ancak yolun epey başındayım şu anda. Sanırım bir kaç hafta sürer tamamlamam. Kitap 347 sayfa ve tamı tamına 101 soru var :) Aklımda kitabı tamamlayınca bir sürpriz yapmak da var ama dur bakalım...&lt;br /&gt;Amaç hayatımı nasıl yaşamak istediğimle ilgili biraz daha net olabilmek ve AKSİYON almak.&lt;br /&gt;En önemli kısmı burası: AKSİYON. &lt;br /&gt;Adım Eylem. Ben aksiyonun ta kendisiyim. Durmak bana çok zarar verir.&lt;br /&gt;Hep ilerleyeceğim bir şeyler olmalı hayatımda!&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;*Özdeğer ile ilgili sıkıntım olduğunu terapistim söylemişti zamanında. Bana da anlamlı geldi, kendime yeterince değer vermediğim durumlarla karşılaşıyorum gerçekten. Terapiye ara verdiğim için çözümlenmedi bu kısmı tam olarak. Dur bakalım, devam edeceğiz bir ara, şimdi sorgulama neden ara verdiğimi...Aman tamam, bahsederim belki sonra...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7265920780288703199?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7265920780288703199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/simdi-de-dost-can-denizden-100-cesur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7265920780288703199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7265920780288703199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/simdi-de-dost-can-denizden-100-cesur.html' title='Şimdi de Dost Can Deniz&apos;den Cesur Sorular'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-145449965837436531</id><published>2010-03-22T06:09:00.000-07:00</published><updated>2010-03-22T06:09:57.584-07:00</updated><title type='text'>Aklımdan geçen başıma geldi, ayakkabımın topuğu...</title><content type='html'>Bu sabah Beşiktaş'ta Akaretler'de arnavut kaldırımı yolda karşıdan karşıya geçerken, bir an için, topuğumun taşlar arasında sıkıştığını ve hızla gelen bir arabanın ani fren yapma halini hayal ettim. &lt;br /&gt;Aradan saatler geçti, ben bu zaman zarfında işlerimi hallettim, geri dönüyorum. Aynı yolda yine karşıdan karşıya geçiyorum ve BİNGO, topuğum taşlara sıkıştı :) Ve bir taksi geliyor üstüme doğru...Ta ta ta tammm...&lt;br /&gt;Walla hiç istifimi bozmadım. Eğilip önce ayakkabımı kurtardım, sonra tın tın geçtim karşıya. &lt;br /&gt;Taksi çok hızlı gelmediği için&amp;nbsp;acı fren sesleri falan olmadı. Zaten arnavut kaldırımında öyle ses falan olmaz herhalde...&lt;br /&gt;Gayet sıradandı anlayacağınız.&lt;br /&gt;Amaaaa, işin tuhaf yanı aklımdan geçenin başıma gelmesi. &lt;br /&gt;Ya da acaba olacakları önceden mi sezdim?&lt;br /&gt;Bilemedim hangisi, ama gerçekten tuhaf...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-145449965837436531?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/145449965837436531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/aklmdan-gecen-basma-geldi-ayakkabmn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/145449965837436531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/145449965837436531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/aklmdan-gecen-basma-geldi-ayakkabmn.html' title='Aklımdan geçen başıma geldi, ayakkabımın topuğu...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-637873519463185198</id><published>2010-03-15T14:30:00.000-07:00</published><updated>2010-03-15T14:30:25.741-07:00</updated><title type='text'>Ne dilediğine dikkat etmek isteyebilirsin...Aman diyeyim...Sadece ben demiyorum Nietzche de demiş zamanında...</title><content type='html'>Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş onu yakıp kavurur. &lt;br /&gt;O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye. &lt;br /&gt;"Ol" der Tanrı. Güneş oluverir. &lt;br /&gt;Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz. &lt;br /&gt;Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur. &lt;br /&gt;Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur. &lt;br /&gt;Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı. &lt;br /&gt;Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. &lt;br /&gt;Herşey karşısında eğilir. &lt;br /&gt;Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar. &lt;br /&gt;Ordan eser burdan eser, kaya bana mısın demez! &lt;br /&gt;Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir. &lt;br /&gt;Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı... &lt;br /&gt;Sırtında bir acı ile uyanır.... &lt;br /&gt;Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. .. &lt;br /&gt;Amor Fati - Nietzsche&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam da benim yaptığımı yapmış ihtiyar ve ne değilse onu olmak istemiş. &lt;br /&gt;Neyse ki Tanrı bana ona davrandığı kadar kötü davranmadı ve ne istediyse vermedi.&lt;br /&gt;Aklımdan bu geçtiği için yazdım ama inanır mısınız, verdiği zamanlar da olsu aslında.&lt;br /&gt;Demek ki sıkı kaşınmışım.&lt;br /&gt;Bakın ben size kendi örneklerimi vereyim, siz siz olun, bir şey dilerken biraz daha dikkatli düşünün:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarışın bir arkadaşım vardı, Esra. Sapsarı saçlarına bayılırdım. Dümdüz ve çok seyrekti saçları. Kakülleri de vardı. Ben kendi koyu kestane, dalgalı ve gür saçlarımdan genelde memnun olmadığım için,&amp;nbsp;Esra'nın saçlarına özenerek bakardım. Ve dedim ki,&amp;nbsp;keşke benim de daha az olsa saçım, keşke sarı olsa...&lt;br /&gt;Oldu walla. Sarı kısmı tutmadı ama azalma&amp;nbsp;dileğim yerine geldi&amp;nbsp;maşallah. Şimdi her kuaföre gittiğimde, ince telli saçlarımın daha fazla dökülmemesi için neler yapabileceğime dair öneriler dinliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danışmanlık yaptığım dönemde, Ankara'da 8 aylık bir projeye atandım. Seçme şansınız yoktur, ya gidersiniz ya da "gidersiniz". Ben de kös kös gidiyorum ama nasıl mutsuzum anlatamam. Ankara'yı sevmiyorum, deniz yok; otel kasvetli, müşteri iç daraltıcı, şartlar berbat! "Tanrım bu işten kurtulmamın tek yolu hasta olmak, öyle bir hastalık ver ki, işe gidemeyeyim" dedikten bir kaç ay sonra, Tanrı'nın sevgili kulu bendeniz, ne&amp;nbsp;olduğu bir türlü&amp;nbsp;bulunamayan ama kan değerlerimden ciddi olduğu düşünülen bir rahatsızlık nedeniyle tam 6 ay işe gidemedim. Deneysel tedaviler ve kullandığım ilaçlar yüzünden ne kadar çektiğimi bir ben bilirim. Sizi&amp;nbsp;boğmak istemiyorum ama şu kadarını söyleyeyim, 6 ay boyunca her gün kustum; yemek yiyemiyordum çünkü ağzıma bir&amp;nbsp;lokma atmayı geçtim, su içtiğimde bile çıkarıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de ne kadar şaşkaloz olduğumu gösteren ve şu sıralar yaşadıklarımı çok iyi anlatan bir örnek vereyim. Çalışma hayatım boyunca yoğunluktan, yorgunluktan, tempodan şikayet ettim, söylendim durdum. Son zamanlarımda, işyerindeyken kendimi hapishanede gibi hissetmeye başlamıştım. Çalışmak zorunda olmayan arkadaşlarıma nasıl özeniyordum anlatamam. İstedikleri saatte yatıyor, istedikleri saatte kalkıyor, fan fin fon geziniyorlar...2 yıl önce ben de bir vesile ile işe ara verdim. İlk 6 ay eşimle birlikte Hong Kong'da olduğum için müthiş havalardaydım, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum bile. Ama İstanbul'a döndükten kısa bir süre sonra, kendimi başıboş, amaçsız ve hiç bir şey üretmeyen bir halde bulunca, hafif yollu bir bunalıma girdim. İşin kötüsü ne yapacağıma da karar veremediğimden, işe dönecek bir alternatif yaratamadım. İşteyken işsiz olmayı, işsizken de bir işinin olmasını isteyen bir zavallı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik aklıma gelen örnekler bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman diyorum, aman...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-637873519463185198?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/637873519463185198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/ne-diledigine-dikkat-etmek.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/637873519463185198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/637873519463185198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/ne-diledigine-dikkat-etmek.html' title='Ne dilediğine dikkat etmek isteyebilirsin...Aman diyeyim...Sadece ben demiyorum Nietzche de demiş zamanında...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6527928845315794054</id><published>2010-03-11T12:38:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:38:28.974-08:00</updated><title type='text'>İlginç bir toplantı kurgusu, çok talihsiz, sevimsiz...</title><content type='html'>Müşteriden bir gün önce randevu alınmış,&lt;br /&gt;Görüşmek için Tekirdağ'a gidilir sabahın erken saatlerinde...&lt;br /&gt;Müşteriye varılır ve bekletilmeye başlanırsın,&lt;br /&gt;15-20 dakika geçer, kimsecikler yok.&lt;br /&gt;Derken gelir iki kişi ama görüşeceğin yetkililer değil,&lt;br /&gt;herhangi bir konuda yetkin olmaktan da bir hayli uzak...&lt;br /&gt;Karşılaşma anındaki ilk soruyu yöneltir, "Neden geldiniz?"&lt;br /&gt;"??? Randevu...Telefon görüşmesi...ıgh...???"&lt;br /&gt;İstanbul'dan geldiğini hatırlatırsın...&lt;br /&gt;Pişkin pişkin der ki "Aman canım sadece bizim için gelmemişsinizdir, vardır sizin ziyaret..."&lt;br /&gt;Gözlerin seyirmeye, kulaklarından ve burnundan dumanlar çıkmaya başlar...&lt;br /&gt;Sabrına ve tahammülüne şaşarsın...&lt;br /&gt;Lütfederler, bir odaya alırlar seni dinlemek için,&lt;br /&gt;Yarım kulakla dinler, ilgisizce, boş boş bakarlar,&lt;br /&gt;Arada "ha biz o konuda falancayla çalışıyoruz, memnunuz, zaten&amp;nbsp;çok firma var bu işi yapan, he..." derler&lt;br /&gt;Görüşme biter, kös kös dönersin&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Yukarıdaki yazı gerçek bir hikayeden esinlenilerek bile değil, direkt hikayenin kendi ve diyalogları baz alınarak hazırlanmıştır.&lt;br /&gt;Şaka gibi olsa da damardan gerçektir, abartı unsurlara yer verilmemiştir.&lt;br /&gt;İş hayatının trajikomik yanlarını göstermek, &lt;br /&gt;bir kısım profilleri, kişilikleri yansıtmak,&lt;br /&gt;ve devam edecek yazılarımda da göreceğiniz üzere&amp;nbsp;MAALESEF bu&amp;nbsp;vakaların&amp;nbsp;yaygınlığına dikkat çekmek için yazılmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6527928845315794054?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6527928845315794054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/ilginc-bir-toplant-kurgusu-cok-talihsiz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6527928845315794054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6527928845315794054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/ilginc-bir-toplant-kurgusu-cok-talihsiz.html' title='İlginç bir toplantı kurgusu, çok talihsiz, sevimsiz...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-5030899746468196580</id><published>2010-03-11T12:25:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:25:01.503-08:00</updated><title type='text'>10bin saat kuralı var ya, işte başarının anahtarı oralarda bir yerlerde</title><content type='html'>Şu sıralar Outliers'ı okuyorum, Malcolm Gladwell'den. Kitabın ilk sayfalarında okuduklarımdan, yükselmek, bir yerlere gelmek, daha ileri gidecek olursak da mesela dünya çapında birşeyler yapabilmek için öyle çok çalışmak gerekmediğini çıkarmış ve "aman etrafınızdakilere bakın, yükselenler çok mu matah yani..." gibi bir şeyler demiştim.&lt;br /&gt;Düşüncesi güzel gelmişti. "Aman, o kadar da çalışmaya gerek yokmuş işte, bir dolu faktör var, vs" diye geçmişti aklımdan. Ama yanılmışım. Bir daha bir kitabı sonuna kadar okuyup bitirmeden öyle balık gibi atlayıp yorum yapmayacağım. Ahkam kesmeyeceğim. &lt;br /&gt;Şimdi geldiğim bölümlerde diyor ki, bir konuda&amp;nbsp;dünya çapında olabilmek için 10bin saat kuralına uyacaksın. O konuda 10bin saat pratik yapacaksın.&lt;br /&gt;Günlük hayatımıza şöyle uyarlayayım. &lt;br /&gt;Mesela çok iyi bir tenisçi olmak istedin. Günde 5 saat, haftada 5 gün çalışarak - 1 yılda hiç ara vermeden çalıştığını farz etsek - ayda 100 saat, 1 yılda 1200 saat pratik yapmış olursun. 10bin saate ulaşmak için 9 yıla yakın bu tempo ile çalışman lazım.&lt;br /&gt;Mesela ben şu anda İspanyolca öğreniyorum ya. Mükemmel seviyeye günde 1 saat çalışarak ancak 50 yılda, yani 85 yaşına geldiğimde ulaşabiliyorum. Neyse ki&amp;nbsp;İspanyolca konusunda mükemmellik iddiam yok :)&lt;br /&gt;Şu anki tempomla hedefim 5 yılda 1000 saat yaparak iyi seviyede konuşmak...&lt;br /&gt;5 yıl sonra İspanyolca bir blogum da olabilir...Bakalım, göreceğiz...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-5030899746468196580?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/5030899746468196580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/10bin-saat-kural-var-ya-iste-basarnn.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5030899746468196580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/5030899746468196580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/10bin-saat-kural-var-ya-iste-basarnn.html' title='10bin saat kuralı var ya, işte başarının anahtarı oralarda bir yerlerde'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-260772017044482625</id><published>2010-03-11T07:39:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T07:39:19.473-08:00</updated><title type='text'>Eğitim dünyasına giriş...</title><content type='html'>Bahsetmiştim daha önce, eğitim dünyasına giriyorum diye.&lt;br /&gt;Eveeeet, yarin bu dünyaya tepetaklak girmeme vesile olan Elif'leyim. Cumartesi günü de. &lt;br /&gt;Onu izleyeceğim. Gözlemleyeceğim. &lt;br /&gt;Eğitimi o veriyor.&lt;br /&gt;Bundan sonraki süreçte ben de eğitimler vereceğim ya, bunlar ısınma turlarım oluyor.&lt;br /&gt;Biliyor musunuz, bu alanda çok başarılı olacağımı hissediyorum. &lt;br /&gt;Şu anda neyi hayal ettim? &lt;br /&gt;Yıllar geçmiş. Ben isim yapmışım, marka olmuşum: "EYLEM YALIN! Konferansımızın sürpriz konuşmacısı dünyaca ünlü Eylem Yalın mutluluğun formüllerini paylaşmak üzere 3 gün boyunca bizlerle birlikte olacak! Bu fırsatı kaçırmayın! Dünya turnesinin Türkiye ayağında sadece 3 gün onunla olabileceğiz, çünkü oldukça yoğun bir programı var. Türkiye'nin ardından Latin Amerika ülkelerini ziyaret ediyor olacak. Latin Amerika'yı kasıp kavuracak!..."&lt;br /&gt;Konferans sonrasında benimle röportaj yapıyorlar ve bir de bakıyorum, bloğumdaki bu satırları bulup önüme koymuşlar...Duygulanıyorum tabii ki...&lt;br /&gt;Çık çık ç8ık, ne kadar özenti oldu bu! Üzgünüm. Ama içimdeki&amp;nbsp;şu meşhur olma&amp;nbsp;arzusu arada bir kabarıyor ve buraya kendimi yansıttığıım için, işte böyle cümlelere dökülüveriyor.&lt;br /&gt;Oysa,&amp;nbsp;bu ayki ekonomi dergilerinden birinde iyi bir şirketin üst düzey yöneticilerinden birinin röportajını okuduğumda adamla nasıl da dalga geçtiğimi unutmamalıyım. O da aynı benim şu&amp;nbsp;yukarıda yazdığım halimi yansıtan bir şeyler söylemiş: &lt;br /&gt;Efendim emekli olunca hobisi olan şarapçılığa ağırlık verecekmiş.&amp;nbsp;- tam&amp;nbsp;"aaa, ne güzel" dedim ki, ardından "bu işi ilerletip Şarap İmparatoluğu mu kuracakmış neymiş" - "eee, nerede kaldı bu olayın hobi kısmı? Bu ne hırs kardeşim? O zaman emekli olma sen işine devam et..."; üstüne üstlük imparatoluğu da oğluna bırakacakmış - "vah zavallı çocuk...Onun ne istediğinin önemi yok tabi..." &lt;br /&gt;Haksız mıyım ama, olur mu böyle hobi Alah aşkına...&lt;br /&gt;Neyse, ne diyordum nerelere geldim.&lt;br /&gt;İşin özü şudur:&lt;br /&gt;Bu yeni eğitim kapısı benim için yeni ufuklar demek.&lt;br /&gt;Umutluyum.&lt;br /&gt;Kimbilir bu sayede kaç kişiye ulaşacağım!&lt;br /&gt;İşin beni en çok heyecanlandıran yanlarından biri de bu!&lt;br /&gt;Eşim de bana sonuna kadar destek oluyor.&lt;br /&gt;Canım, oradan oraya koşuştururken yükümü hafifletmek için bir netbook almış hemen. Beyaz, küçük ve hafif...&lt;br /&gt;Ne hoş değil mi?&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-260772017044482625?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/260772017044482625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/egitim-dunyasna-giris.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/260772017044482625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/260772017044482625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/egitim-dunyasna-giris.html' title='Eğitim dünyasına giriş...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6000327287943826769</id><published>2010-03-08T03:48:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T07:21:33.835-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Sorumluluk almaktan kaçıyorsan başarısızlık korkun olabilir...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f2o5lbT5I/AAAAAAAAACA/B9GlMjB3uoc/s1600-h/sorumluluk.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447093456840904594" src="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f2o5lbT5I/AAAAAAAAACA/B9GlMjB3uoc/s320/sorumluluk.jpg" style="cursor: hand; float: left; height: 214px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 320px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsan neden sorumluk almak istemez diye hiç düşündünüz mü?&lt;br /&gt;Mesela kendinize bakın bakalım, sorumluluk almaktan kaçtığınız zamanlar oluyor mu?&lt;br /&gt;Benim oluyor. Hem de çok. En basit işten en zoruna, pek çok kez kendimi birşeylere bulaşmaktan, hani elini taşın altına koymak vardır ya, işte onlardan kaçarken buluyorum. Tırıs tırıs, usulca hem de...&lt;br /&gt;Uzun zaman, "ben neden yönetici olamadım, aman şöyle b-ktan bir ortamdı, şunun şusu, bunun busu..." gibi bahaneleri sıralayarak, saydırarak, arkadaşlarla bir araya gelince hayıflanarak takıldım.&lt;br /&gt;Ara sıra kafama takılıyordu. Yahu bu işte bir bit yeniği olmalı, yoksa yöneticilik öyle atla deve bir şey değil, üstelik bir bakıver Allah aşkına kimler yönetici oluyor...&lt;br /&gt;Terapiye gittiğimde, sevgili Meltem Hanım'cığım bana, "isteseydiniz olurdunuz, demek ki içinizde, beyninizde bir yerler gerçekten istemiyor" diyordu da beni ikna edemiyordu. Pardon, Meltem Hanım'ın yaklaşımı ile ben ikna olmuyordum, "olamıyordum" bile demiyoruz çünkü herşey bizim elimizde... &lt;br /&gt;"Olmak ya da olmamak" meselesinin de bununla bir ilgisi var mıdır acaba?&lt;br /&gt;Neyse bir ara Meltem hanım'a gidince sorarım artık.&lt;br /&gt;Dün gece, *Hachiko'yu izlemiş, ağlamış ve yatmıştık Hakkuş'la. Sohbet ediyorduk ama uyku öncesi. Konu geldi bana yine ve Hakkuş sorumluluktan kaçmamı başarısız olma korkuma bağladı. &lt;br /&gt;Çok mantıklı geldi bu söylediği. Üzerinde biraz daha düşünmem lazım ama çok anlamlı bir bağlantı bence. &lt;br /&gt;Başarı herhalde herkesin keyif aldığı bir şeydir. Ancak herkesin başarı tanımı, bağlılığı, bağımlılığı, başarıyı hayatında koyduğu yer farklıdır. &lt;br /&gt;Bende bu çok üst sıralarda. &lt;br /&gt;Kendimi bildim bileli ciddi başarılarım oldu. Ortaokul, lise yılları, üniversite ve iş hayatı...Evlilik ve sosyal yaşam, hobilerimde...Gerçekten şöyle bir değerlendirdiğimde -tamam bir şey Müdürü olamadık ama - hiç de yabana atılır başarılar değil.&lt;br /&gt;Bu noktada ufak bir sorunumuz var ama, o da şu ki, ben bir hedefi koyduğumda çok heyecan duyorum, hedefe ulaşma yolundaki çabalarda heyecanım biraz azalıyor, ulaştığımda mutluluğun zirvesindeyim ancak hemen ardından başarımı unutup gidiyorum.&lt;br /&gt;Hayatı boyunca bu şekilde yaşayan bir insan, kendini yeterince takdir edemez, geçmişindeki parlak dönemlerini, başarılarını unuttuğu için de aslında başarı hikayeleri olmadığını düşünür. Bu durumda başarısız olma korkusu olur. O zaman da hiç bir şeye başlayamaz...&lt;br /&gt;Bu konu sandığımdan da derinlere iniyor.&lt;br /&gt;Şu anda o noktalara girebilecek havada değilim, ayrıca ayıptır söylemesi birazdan yine bir iş görüşmesine gidiyorum. &lt;br /&gt;Davet güzel yerden, kırmak istemedim.&lt;br /&gt;Bakalım.&lt;br /&gt;Konuşup göreceğiz. Beni tatmin edebilecek bir ortam sunabilecekler mi?&lt;br /&gt;Bu konu devam edecek...&lt;br /&gt;*Hachiko, çok güzel, duygusal bir film. Gerçek hikayeden esinlenilmiş. Başrolde Richard Gere var. Kesinlikle tavsiye ediyorum...&lt;br /&gt;Sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6000327287943826769?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6000327287943826769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/sorumluluk-almaktan-kacyorsan-basarszlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6000327287943826769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6000327287943826769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/sorumluluk-almaktan-kacyorsan-basarszlk.html' title='Sorumluluk almaktan kaçıyorsan başarısızlık korkun olabilir...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f2o5lbT5I/AAAAAAAAACA/B9GlMjB3uoc/s72-c/sorumluluk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3723230069164802821</id><published>2010-03-05T09:49:00.001-08:00</published><updated>2010-03-10T12:00:52.510-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Zat ve ben ve bir İş Görüşmesi Komedisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f6aNx2fsI/AAAAAAAAACY/uRKyFjUejNA/s1600-h/DSC_1726.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f6aNx2fsI/AAAAAAAAACY/uRKyFjUejNA/s320/DSC_1726.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447097602610200258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yazacak öyle çok şey var ki, bazen içimden taştığını hissediyorum sözcüklerin.&lt;br /&gt;Böyle delice bir coşkunluk halleri anlayacağınız.&lt;br /&gt;Neyse hemen giriyorum konuya, bugün eve gelirken yolda aklıma geldi de, kendi kendime güldüm durdum:&lt;br /&gt;Zat - Evet, burada yazan okulları ben tanımıyorum, bana biraz lise hayatınızdan bahseder misiniz?&lt;br /&gt;Bendeniz - Hmm, tanımıyor olabilirsiniz (sizin uzayda olduğunuz döneme denk gelmişim belli ki), ben anlatayım size lisede nasıl bir öğrenci olduğumu...&lt;br /&gt;Ne anlamsız kardeşim, bir şirketin partnerı olmuş Zat, ancak liseme takılıp kalmış. Tanımıyormuş okulu.&lt;br /&gt;Herşey olabilir, ancak gazete okuyan biri ise, boy boy ilanlarını görür ve bilir insan. Garip...&lt;br /&gt;Burada yönetici seviyesi için bir görüşme mi yapıyoruz yoksa anaokulu rehber öğretmenliği pozisyonuyla ilgili bir karışıklık falan mı oldu? hani liseden itibaren konuşmaya başlayacaksak, hazır girmişken çocukluğuma da dönelim bari...&lt;br /&gt;Anlatıyorum, şöyleydim, böyleydim (geçmiş aradan 25 yıl ne duymak istiyorsa artık...)&lt;br /&gt;Görüşmenin sonraki aşamalarında kendinden bahsederken, "Robert Kolejdeyken...", sonra "Amerika'da vık vık üniversitesinde cık cık okurken" şeklindeki yaklaşımından anlıyorum benim liseyi neden tanımadığını :)&lt;br /&gt;Zat - İngilizce'yle kendinizi nasıl hissediyorsunuz?&lt;br /&gt;Bendeniz - Hık?&lt;br /&gt;Liseyi kolejde okumuşum, üniversitede eğitimimi ingilizce yapmışım, üstüne 9 yıl Arthur Andersen'da çalışmışım yurtiçi ve yurtdışı projelerde ve şaşıracaksınız??? ama bunların hepsi CV'mde yazıyor. Acaba bu şartlar altında İngilizce ile kendimi nasıl hissedebilirim? Acaba, İngilizce bilmeyen biriyim de bu ortamlarda hayatta kalabilecek bir potansiyelim olduğu izlenimini mi uyandırdım? Garip...&lt;br /&gt;Bendeniz - Walla ben çok iyi hissediyorum, isterseniz görüşmeye İngilizce devam edelim???&lt;br /&gt;Bu arada, Zat zaten yarı İngilizce yarı Türkçe konuşmakta. hani diyor ki bana "size bunları soruyorum, please don't misunderstand my attitude, I'm trying to challenge you..."&lt;br /&gt;Böööööööö!&lt;br /&gt;Ben 4 yıldır drama dersleri alıyorum, etkili iletişim kurslarına gittim. Bize Türkçe konuşurken İngilizce kelimeler kullanmanın anlamsızlığı öğretildi. Ben de bu konuda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;Walla bunu da aynen bu şekilde ilettim görüşmede.&lt;br /&gt;Ara ara geriliyor, sonra yatışıyoruz.&lt;br /&gt;Ben bu adamı çiğ çiğ yiyeceğim, hala neden buradayım ve konuşuyoruz Allah aşkınaaaa!!!&lt;br /&gt;Ve...bu şekilde...tam 2 saat arkadaşlar!&lt;br /&gt;Sabrıma teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;Neden bu kadar sabırlı davrandım? Bilmiyorum.&lt;br /&gt;Zat kötü niyetli biri değildi. Sistemin ürettiği bir ucube sadece.&lt;br /&gt;Bunlardan çok var.&lt;br /&gt;Yapacak bir şey yok.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;VAR tabii ki!&lt;br /&gt;İşte ben başladım yazmaya.&lt;br /&gt;Daha neler yazacağım.&lt;br /&gt;İnsan aradıkça bulurmuş. Ben de buluyorum walla.&lt;br /&gt;Ve keyifleniyorum.&lt;br /&gt;He he he!!!&lt;br /&gt;Bu ucubeler beni İNSANİ KOMEDYA'ya götürecek!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3723230069164802821?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3723230069164802821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/zat-ve-ben-ve-bir-is-gorusmesi-komedisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3723230069164802821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3723230069164802821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/zat-ve-ben-ve-bir-is-gorusmesi-komedisi.html' title='Zat ve ben ve bir İş Görüşmesi Komedisi'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f6aNx2fsI/AAAAAAAAACY/uRKyFjUejNA/s72-c/DSC_1726.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6440375497799686492</id><published>2010-03-04T13:31:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T11:34:45.001-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>50'den geriye doğru...Özgürlük...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f0RspEFqI/AAAAAAAAABw/97eVECVAqHk/s1600-h/DSC_0090.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f0RspEFqI/AAAAAAAAABw/97eVECVAqHk/s320/DSC_0090.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447090859206252194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün Perşembe. Geçen hafta deneme çekimlerine gittiğim dizide rol alamadım maalesef. Eğer seçilmiş olsaydım bugün muhtemelen sette olacaktım.&lt;br /&gt;Ne delice bir şey.&lt;br /&gt;Hayatımda bir yandan devam eden süreci düşününce komik geliyor.&lt;br /&gt;Arayışta olmadığım halde, iş teklifleri geliyor, görüşme teklifleri.&lt;br /&gt;Bazılarını cazip buluyor ve gidiyorum. Görüşüyorum.&lt;br /&gt;Bu görüşmelere gittiğim insanlar bir yandan da böyle reklam vs çekimlerine gittiğimi bilseler daha mı az ciddiye alırlar beni acaba?&lt;br /&gt;Toplumumuzda bu konularla ilgili çok sert ve kesin yargılar olduğundan böyle düşünüyorum.&lt;br /&gt;En yakın çevrem bile, zaman zaman şaka yaparcasına, bazen de çok ciddi bir şekilde uyarıyor, hayal aleminde olduğumu söylüyor.&lt;br /&gt;İnsan hayallerinin peşinden gitmeyecek de ne yapacak?&lt;br /&gt;Neden sınırlandıralım ki kendimizi? İsteklerimize neden ket vuralım.&lt;br /&gt;Sadece bir hayatımız yok mu bizim? O halde neden kendimize fırsatlar yaratmayalım?&lt;br /&gt;Bazen 35 yaş çok büyük geliyor. Bazen de 50 yaşlarına geldiğimi düşünüyorum ve oradan geriye bakıp diyorum ki, "aman 35'i ne kadar da abartmışım, oysa yapabilecek ne çok şey varmış. Geçmiş 15 sene. Dile kolay..."&lt;br /&gt;Böyle düşününce herşey daha bir mümkün görünüyor.&lt;br /&gt;İmkansız yok.&lt;br /&gt;Olmazlar da yok.&lt;br /&gt;Sadece yapılabilecekler var.&lt;br /&gt;Ne kadar güzel!&lt;br /&gt;Uçsuz bucaksız bir alandayım.&lt;br /&gt;Her yer yemyeşil.&lt;br /&gt;Gökyüzü masmavi.&lt;br /&gt;Beyaz bulutlar var.&lt;br /&gt;Pamuk gibi.&lt;br /&gt;Ama koca koca şekiller.&lt;br /&gt;Huzurlu.&lt;br /&gt;Kollarımı iki yana açmış koşuyorum.&lt;br /&gt;Özgürüm!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6440375497799686492?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6440375497799686492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/50den-geriye-dogruozgurluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6440375497799686492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6440375497799686492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/50den-geriye-dogruozgurluk.html' title='50&apos;den geriye doğru...Özgürlük...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f0RspEFqI/AAAAAAAAABw/97eVECVAqHk/s72-c/DSC_0090.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-982266982718349728</id><published>2010-03-03T13:53:00.000-08:00</published><updated>2010-03-03T14:06:43.609-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Az önce Yıldız Kenter'in "ayakta kalmak" ile ilgili şiirini okurken aklıma geldi.&lt;br /&gt;Ben de bir keresinde çok fena bir şekilde ayakta kalmıştım.&lt;br /&gt;Çalıştığım çok büyük şirketin katıldığı çok büyük bir organizasyonda, Genel Müdür'ün hemen arkasındaki koltukta oturmuş açılış konuşmacısını izliyorum.&lt;br /&gt;Adam iddialı bir konuşma yapıyor, tüm salon kalkmış ayakta alkışlıyoruz. Sıradaki diğer konuşmacı sahneye çıkarken bizler de yerlerimize oturmaya hazırlanıyoruz.&lt;br /&gt;Bir de ne göreyim, benim uyanık yöneticim nereden gelmişse gelmiş, nasıl becermişse becermiş ve benim koltuğuma kurulmuş.&lt;br /&gt;Bu esnada, tüm salon oturmuş, haliyle yeri kapılmış olan ben kabak gibi ayaktayım. Üstelik tam da protokolün arkasındaki sırada...&lt;br /&gt;"yahu neler oluyor, senin ne işin var burada?" diyeceğim, ama hatun pişkin, hiç yüzüme bakmıyor, sahneye doğru kenetlemiş gözlerini.&lt;br /&gt;Eee, fazla kibar olmak bazı durumlarda, bazı insanlara derslerinin verilmesi gereken noktalarda kesinlikle çok büyük bir eksiklik ancak bende bundan fazlaca bulunmakta.&lt;br /&gt;Tıs tıs arkalara doğru ilerliyorum, burnumdan soluyarak. Ancak sinirden çok şaşkınlık içerisindeyim. Nasıl böyle bir terbiyesizlik olabilir anlam veremiyorum.&lt;br /&gt;Sonrasında da bu konuda konuşmuyorum hatun kişiyle.&lt;br /&gt;Belli ki ortada bir anlayış farkı var. Konuşmak enerji kaybı...&lt;br /&gt;Geçenlerde Sinoş'la konuşurken bence çok doğru bir yorum yaptı bana. Dedi ki "Sen çok steril ortamlarda bulundun hep, iş hayatının kirli yüzleriyle baş edebilecek tekniklere ve donanıma sahip değilsin. O arka sokaklar sana göre yerler değil. Orada nasıl mücadele edilir bilmiyorsun..."&lt;br /&gt;Çok doğru bir tespit.&lt;br /&gt;Bu durumda ne yapılabilir?&lt;br /&gt;a) Pisliklerle mücadele teknikleri konusunda eğitim&lt;br /&gt;b) Pisliklerin olmadığı ortamlarda çalışma &lt;br /&gt;ben hemen b'yi alıyorum. Böylece ben, ben olarak kalabilirim...&lt;br /&gt;Geçenlerde PAN Seda da "sen başkalarına benzeme sakın, hep böyle kal" demişti, ben de aynı sözü çok sevip Elif'e söylemiştim. İşte böyle bir zincir başlamış durumda.&lt;br /&gt;iyiliğin çoğaldığına hepimiz şahit oluyoruz!&lt;br /&gt;Yuppppiii!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-982266982718349728?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/982266982718349728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/az-once-yldz-kenterin-ayakta-kalmak-ile.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/982266982718349728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/982266982718349728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/az-once-yldz-kenterin-ayakta-kalmak-ile.html' title=''/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-462463216119173057</id><published>2010-03-03T13:31:00.000-08:00</published><updated>2010-03-03T13:50:16.708-08:00</updated><title type='text'>Kraliçe Lear ve Yıldız Kenter'in Bitmeyen Çekirdekleri</title><content type='html'>Bu gece onu sahnede izlerken, oyundan çok 83 yaşındaki bir kadının performansını takip etmeye çalıştığımı fark ettim. Büyük bir hayranlık, gözlerime zorlukla inanabildiğim duruşlar, çevik ve kıvrak hareketler, koltuğun üzerindeki dönüşler, sonra bir zıplayışta sahneye konmalar, aksiyon, heyecan ve sonsuz enerji!!!&lt;br /&gt;Çok yaşa Yıldız Kenter! &lt;br /&gt;Oyun öncesinde bizim amatör tiyatro ekibimizden Serpil yaşlılıktan korktuğunu söylediğinde, "aman ne korkuyorsun, bak amuda kalkacağız daha" demiştim. &lt;br /&gt;Oyun boyunca da Yıldız Kenter'in amuda kalkacağı anı merakla ve sabırsızca bekledim. &lt;br /&gt;O sahne gelip çattığında, bir insanın önündeki en büyük engelin kendi olduğunu bir kez daha anladım. Yıllara, öğretilere, ezberlere ve basmakalıp olan her şeye inat, bu muhteşem insan kim bilir kaçıncı oyununda kaçıncı kez sahnede tepe taklak durabiliyordu! &lt;br /&gt;Kendime olan güvenim yerine geldi.&lt;br /&gt;Ben de yapabileceğim demek ki. Bundan 50 yıl sonra benim de bunu becerebilme şansım olabilir.&lt;br /&gt;O zaman çalışmak lazım.&lt;br /&gt;Her zaman söylerim "işleyen demir ışıldar" sözünü ne kadar doğru bulduğumu...&lt;br /&gt;Eylem Yalın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"insanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam...&lt;br /&gt;doğmak, ölmek isteğe bağlı değil...&lt;br /&gt;ölmek, belki bazen.&lt;br /&gt;bize düşen yaşamak. koşullar ne olursa olsun yaşamak... ayakta kalmak...&lt;br /&gt;hadi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor...&lt;br /&gt;uzun yaşamak, bir ayricalık. iyi, güzel... &lt;br /&gt;ama ayakta kalmak, kalabilmek.&lt;br /&gt;ceza! müthiş bir ceza!&lt;br /&gt;ilkokuldaydım, birinci sınıfta. hiç unutmadığım bir cezaya çarptırıldım.&lt;br /&gt;karatahtanın önünde, sırtım sınıfa, yüzüm karatahtaya dönük, ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak...&lt;br /&gt;utanıyorum, midem bulanıyor. ölmek istiyorum.&lt;br /&gt;herkesten nefret ediyorum, herkes ölsün istiyorum.&lt;br /&gt;sonra bir ara cebimdeki kabarıklığı hissediyorum:&lt;br /&gt;kabak çekirdeklerim!&lt;br /&gt;bir kuruşluk kabak çekirdeği almıştım, bir tane bile yemedim.&lt;br /&gt;mahmut'la (benden birbuçuk yaş büyük ağabeyim; üçüncü sınıfa gidiyor) eve giderken yiyecektik.&lt;br /&gt;evimiz taa tepede, abidin paşa köşkü'nün orada.&lt;br /&gt;bahardı... bademler açmış, tepeye giden toprak yol bomboş.&lt;br /&gt;ev yok pek. apartman hele hiç yok. göz alabildiğine tarla.&lt;br /&gt;papatyalar, gelincikler.&lt;br /&gt;hadi be sen de!.. ne diye ölecekmişim... mati'ciğimle güzelim dağ yolunda çekirdek yiyerek, konuşa gülüşe eve gitmek varken!&lt;br /&gt;şimdi dönüp geriye baktığımda, hep çekirdek misali umutlar peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum.&lt;br /&gt;öleceğimi bile bile bir çekirdek uğruna bu kadar çaba, çırpınma!&lt;br /&gt;değer mi?..&lt;br /&gt;birşey yap, met'i anımsıyorum, sevgili aziz nesin'i... içim ısınıyor yeniden.&lt;br /&gt;kalk hadi diyorum, durma koş, birşeyler yap. yaşa...&lt;br /&gt;dur diyorlar bir yandan da, koşma... yeter dinlen artık. koşma...&lt;br /&gt;öl artık!&lt;br /&gt;ama çekirdeklerim bitmedi ki daha..."&lt;br /&gt;demiş Yıldız Kenter...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-462463216119173057?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/462463216119173057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/kralice-lear-ve-yldz-kenterin-bitmeyen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/462463216119173057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/462463216119173057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/kralice-lear-ve-yldz-kenterin-bitmeyen.html' title='Kraliçe Lear ve Yıldız Kenter&apos;in Bitmeyen Çekirdekleri'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4881538482680551051</id><published>2010-03-01T14:43:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T11:51:09.172-08:00</updated><title type='text'>Ayyy ne güzel insanlar var!</title><content type='html'>Yakın zamanda hayatıma giren Elif'ten bahsetmek istedim. Turkcell'den tanıdığım bir arkadaşımın eşi. Annemle CKM'de tiyatroya gittiğimiz bir akşam tesadüfen tanıştık. Hayatın çok ilginç rastlantılarından biriydi bence, çünkü o dönemde ben harıl harıl şirketlere eğitim verebileceğim bir platform aramaktaydım ve Elif tanışıp konuştuğumuz o kısacık zamanda bana bir anda "Eğitim vermeyi düşünür müsün?" diye sordu. Oysa konuşurken eğitimle ilgili hiç birşeyin bahsi geçmemişti...&lt;br /&gt;Evrenin sihirli geri dönüşlerinden birini yaşadığımı düşündüm. Evet, demek ki yeterince doğru mesaj göndermiştim ilgili yerlere ve cevap da kısa sürede kucağıma düşüvermişti.&lt;br /&gt;İşte böyle başladık Elif'le görüşmeye.&lt;br /&gt;Çok uzun sohbetler yapacak kadar görüşmedik ama birlikte geçirdiğimiz zamanlarda, öyle seri bir şekilde o kadar canalıcı konular konuştuk, hayatlarımızın öyle özellerini anlattık ki, onu yıllardır tanıyormuşum gibi hissediyorum.&lt;br /&gt;Hayatıma harika bir renk, müthiş bir enerji getirdi.&lt;br /&gt;Dünyada iyi insanlar var! Kesinlikle, faydalı, mutlu, huzurlu, başkalarının da mutluğunu isteyen insanlar var.&lt;br /&gt;Elif'le her konuşmamızda, zihnimin derinliklerindeki farklı pencerelere dokunuyor.&lt;br /&gt;Kendimi çok iyi hissediyorum, beni ben yapan özelliklerimi daha çok seviyor ve takdir ediyorum.&lt;br /&gt;Bunları söylüyorum, çünkü etrafındaki herşeyin çarpık, yarım yamalak, yanlış ve eksik olduğu noktalarda, sen kendi doğru bildiklerinden şüphe eder hale geliyorsun.&lt;br /&gt;Oysa, benzerlerinle karşılaştığın zamanlarda, umudun yerine geliyor. Toparlıyor ve tekrar sağlıklı düşünmeye başlıyorsun.&lt;br /&gt;Elif iyi ki çıktın karşıma.&lt;br /&gt;Tam zamanında geldin üstelik.&lt;br /&gt;Yakında Elif sayesinde hayatımda büyük bir güzellik olabilir.&lt;br /&gt;Şimdilik gizli. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4881538482680551051?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4881538482680551051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/ayyy-ne-guzel-insanlar-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4881538482680551051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4881538482680551051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/03/ayyy-ne-guzel-insanlar-var.html' title='Ayyy ne güzel insanlar var!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-7884635614559057702</id><published>2010-02-25T09:37:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T12:12:19.770-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Saf mıyım, salak mıyım yoksa her ikisi de mi?</title><content type='html'>Acil bir iş için İstiklal Caddesi'ndeki Ziraat Bankası'na uğramam icap etti. Arabayı otoparka bırakmak için girişe yöneldiğimde genç bir arkadaş el kol hareketleriyle dolu olduğunu anlattı. Ben işim kısa sürecek nasılsa diye açtım camı, başladım bağırmaya...dermişim :) Yok öyle olmadı. Açtım camı, şirinliğimi takınıp "kısa, aman idare, vs" dedim. &lt;br /&gt;Genç arkadaş da "yüzünüz iyi bir insan yüzüne benziyor, hadi alayım anahtarı" dedi. Ben de sevinçle fırladım gittim. Yürürken bir yandan da ne kadar şanslı olduğumu, etrafta ne iyi insanlar olduğunu düşündüm. Bir yandan da yüzüm iyi insan yüzü diye iyice bir sevindim. &lt;br /&gt;İşim 10 dakika sürdü sürmedi, çünkü halledemedim, gerisin geri arabaya koştum. Genç arkadaş gülümseyerek gelip anahtarı verdi ve "10 TL" dedi. Yahu ben oraya normal zamanda 5 TL veriyorum. Nasıl oldu bu 10 TL? demedim, içimden geçirdim. Ve paşa paşa verdim.&lt;br /&gt;Böylece iyi insan yüzünün ne demek olduğunu anladım.&lt;br /&gt;"Etrafta ne iyi insanlar var" derken ne kadar iyimser davrandığımı da keşfettim.&lt;br /&gt;Anlayacağınız 10 TL'ye güzel dersler aldım.&lt;br /&gt;Daha ne olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-7884635614559057702?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/7884635614559057702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/saf-mym-salak-mym-yoksa-her-ikisi-de-mi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7884635614559057702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/7884635614559057702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/saf-mym-salak-mym-yoksa-her-ikisi-de-mi.html' title='Saf mıyım, salak mıyım yoksa her ikisi de mi?'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-53869002326058222</id><published>2010-02-25T09:29:00.000-08:00</published><updated>2010-02-25T09:49:47.843-08:00</updated><title type='text'>Amanın dizide oynama hayalim gerçek mi oluyor yoksa?</title><content type='html'>Dün bir ajansa gittim. Bağlı olduğum cast ajansından bir sms gelmişti, bir dizi için cast arandığına dair. Ben de gönderilen rolü okudum ve gittim işte. Bu ajans dünyası benim alışık olduğum profesyonel hayattan çok farklı. Tam 1 saat bekledim. Oysa benden başka kimsecikler de yoktu. Ajansın ekibi dahil olmak üzere :) rahatlar kardeşim, diyorum ya farklılar işte. Bunu şikayet etmek amacıyla söylemiyorum kesinlikle, aksine her zaman yaşadıklarımın öylesine dışında ki hoşuma gidiyor bu durumlar. Bazen...&lt;br /&gt;Aslında iyi ki beklemişim çünkü rolümü tam ezberleyememiştim. Çalışmak için bahane oldu. Böylelikle tek bir çekimde işimiz bitti. Sanırım 5 dakika kadar sürdü.&lt;br /&gt;1 saat bekle, 5 dakikada çekim olsun ve bitsin.&lt;br /&gt;Diyorum ya, keyfim yerindeydi. Durmadım üzerinde. Hem çekimi yapan arkadaş sağolsun epey yardımcı oldu (ilk çekimim olduğunu söyledim girer girmez).&lt;br /&gt;Bu arada hemen belirteyim, bu cast seçimi için ön elemeydi.&lt;br /&gt;Bugün ses çıkmadığına göre, herhalde olmadı ama güzel bir tecrübeydi.&lt;br /&gt;Fırsat buldukça katılacağım bu deneme çekimlerine, taa ki bir reklamda veya dizide oynayana dek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-53869002326058222?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/53869002326058222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/son-gunlerde-yasadgm-hosluklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/53869002326058222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/53869002326058222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/son-gunlerde-yasadgm-hosluklar.html' title='Amanın dizide oynama hayalim gerçek mi oluyor yoksa?'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-4769999315392880965</id><published>2010-02-14T15:31:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T11:53:49.356-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Unutmak ve unutulmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f4wE8FXbI/AAAAAAAAACQ/SHyrnLDgl0I/s1600-h/Photo+Work+(55).jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 282px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f4wE8FXbI/AAAAAAAAACQ/SHyrnLDgl0I/s320/Photo+Work+(55).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447095779171065266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bazen konuştuklarımızı hatırlamadığımı fark ediyorum. Zaten daha önceden bildiğim şeylere, sanki ilk defa duyuyormuşum gibi tepkiler veriyorum. Unutuyorum anlatılanları. Neden?&lt;br /&gt;Belki ilgimi çekmiyorlar, belki dalgınım o sırada ama dinliyormuş gibi yapıyorum, belki aklım başka yerlerde...&lt;br /&gt;Son zamanlarda en yakınım da bana aynı bu şekilde davranıyor. Unutuyor anlattıklarımı. Sanki ilk defa duyuyormuş gibi şaşırıyor. &lt;br /&gt;Bir süre ben de emin olamıyorum o mu yanlış yoksa ben miyim tuhaf olan. &lt;br /&gt;Ama sonra anlıyorum ki ben de unutuluyorum.&lt;br /&gt;Belki çok sıradan geliyor anlattıklarım, belki sıkıcı, belki hep tekrarlıyorum kendimi, belki...&lt;br /&gt;Sevmedim bu halleri. İyi ki bana da oldu da nasıl bir şey olduğunu anladım unutulmanın. &lt;br /&gt;Acıymış.&lt;br /&gt;Anlamsız hissettiriyor insana kendini.&lt;br /&gt;Anlattıklarından da soğutuyor, anlattığından da...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-4769999315392880965?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/4769999315392880965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/unutmak-ve-unutulmak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4769999315392880965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/4769999315392880965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/unutmak-ve-unutulmak.html' title='Unutmak ve unutulmak'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f4wE8FXbI/AAAAAAAAACQ/SHyrnLDgl0I/s72-c/Photo+Work+(55).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-3941329935334291542</id><published>2010-02-13T03:27:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T11:32:55.522-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Ekranlar ve reklamlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5fz1yLaz2I/AAAAAAAAABo/EhLle4AflSg/s1600-h/kamera.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5fz1yLaz2I/AAAAAAAAABo/EhLle4AflSg/s320/kamera.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447090379656187746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün bir yönetmenle tanıştım. Şu bildiğimiz film, dizi, vb işleri yürüten yönetmenlerden. Walla hayatımda ilk defa bu meslekten biriyle tanıştığım için hevesle anlatacağım. Aslında bu kadar istekli olmamın altındaki sebep yıllardır bitmek tükenmek bilmeyen meşhur olma sevdam :) hani "ekranların sevilen yüzü" olayı var ya, ondan işte.&lt;br /&gt;Bu yönetmen tanıdığımız bildiğimiz biri, o yüzden ismini kullanmayayım, ondan Şeyh diye bahsedeyim istiyorum. Nedenini sormayın, öyle geldi içimden.&lt;br /&gt;Şeyh çok sevdiğim bir arkadaşımın arkadaşı.&lt;br /&gt;Sağolsun kamera önü ile ilgili tüm sorularıma sabırla cevap verdi.&lt;br /&gt;Ekranlara adım atmak için neler yapılması gerektiği gibi basit ve sıradan sorulardan tutun da, mimikler az mı çok mu olmalı, benim yüzüm kameralar için uygun mu yoksa sıradan mı, iş yapar mı yoksa yapmaz mı,.... gibi bir dolu detaya kadar içimde yıllardır büyüyen bütün soru işaretlerini neredeyse nefes almadan tek tek sıraladım. Hazır bir yönetmene ulaşmışken fırsatı iyi değerlendirmekte fayda var diye düşündüm. Öyle değil mi? Ne de olsa 20 senedir beklemişim bu tanışmayı...&lt;br /&gt;Sağolsun, Şeyh hem çok kibar hem de herşeyi anlayabileceğim bir açıklıkla, kendi işime bakmamı söyledi. Bildiğim işe...Offff... Ama bu benim hayalim, denemek istiyorum, belki çok iyi olacak!!!&lt;br /&gt;Bazı soruları biraz daha teşvik edici cevaplar alabilirim umuduyla tekrar tekrar sordum. O da üşenmeden yeniden cevapladı. Ama heveslendirecek bir kelime bile kullanmadı.&lt;br /&gt;Onu çok haklı bulduğum noktalar olsa da, içimdeki kamera önü sevdasının ateşi sönmedi. En azından bir reklam filmi çekimi deneyeyim diyorum. Hani tiyatro için derler ya "sahne tozu yutmak", ben de set tozu yutayım istiyorum. Sadece 1 kez.&lt;br /&gt;Hayatta istediği herşeyi denemeli insan.&lt;br /&gt;Uygun zaman geldiğinde bunu yapmalı.&lt;br /&gt;Benim için uygun zaman gelmiştir.&lt;br /&gt;Deneyeceğim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-3941329935334291542?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/3941329935334291542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/dun-bir-yonetmenle-tanstm.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3941329935334291542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/3941329935334291542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/dun-bir-yonetmenle-tanstm.html' title='Ekranlar ve reklamlar'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5fz1yLaz2I/AAAAAAAAABo/EhLle4AflSg/s72-c/kamera.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6892862469159291099</id><published>2010-02-11T09:29:00.000-08:00</published><updated>2010-02-11T09:32:01.461-08:00</updated><title type='text'>Aşkın kek kıvamında tarifi :)</title><content type='html'>Malzemeler:&lt;br /&gt;Aşk&lt;br /&gt;Heyecan&lt;br /&gt;Çocuksuluk &lt;br /&gt;Umut yaprağı&lt;br /&gt;Aklıhavada çiçeği&lt;br /&gt;Kalp çarpıntısı tozu&lt;br /&gt;Mide burkulması otu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı:&lt;br /&gt;Heyecan ve çocuksuluğu coşuncaya kadar iyice çırpın. Öyle bir noktaya gelmeli ki, mutluluktan yerinde duramamalı. İşte tam bu esnada, biraz umut yaprağı ekleyip kıvam kazandırın ki kontrolden çıkmasın.&lt;br /&gt; Ardından bir tutam aklıhavada çiçeğini ellerinizle ufalayıp karışımı renklendirin. Bu noktada çok eğlenceli bir hal almalı, hafif bir baş dönmesi, etrafınızda kelebekler uçuşması hissi yoğunlaşabilir, tadını çıkarın. &lt;br /&gt;Hemen üzerine kalp çarpıntısı tozu ile mide burkulması otunu serpin. Aman dozuna dikkat edin, kararında olduğunda bundan daha tatlı bir karışımı hayal bile edemezsiniz.&lt;br /&gt; Şimdi karışımınıza aşk iksirini ekleyin ama bu kısım çok önemli. Öncelikle tüm kalbinizle hareket etmelisiniz, yavaş yavaş, sabırla, özenle ve gerçek anlamda emek harcayarak...&lt;br /&gt;Evet, artık aşk hamurunuzu zamana atabilirsiniz, derecesini ise siz çok iyi bildiğiniz için belirtmiyorum. O pişerken göreceksiniz ki siz sevdikçe büyüyecek, serpilecek ve kıvamını bulduğunda yine sadece siz bileceksiniz ...Ona doyamayacaksınız...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6892862469159291099?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6892862469159291099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/askn-kek-kvamnda-tarifi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6892862469159291099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6892862469159291099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/askn-kek-kvamnda-tarifi.html' title='Aşkın kek kıvamında tarifi :)'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-1418262814921583482</id><published>2010-02-08T05:51:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T11:38:38.291-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Yanlış anlaşmalar enerji kaybı değil de ne?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f1MouOxTI/AAAAAAAAAB4/Oq8aurgCjsg/s1600-h/DSC_0530.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f1MouOxTI/AAAAAAAAAB4/Oq8aurgCjsg/s320/DSC_0530.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447091871766463794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yanlış anlaşılmayı sevmiyorum. Ben söylemek istediğini direkt aktaran bir insanım. Aklımın arkasında farklı fikirler olup da lafı eveleyip gevelemeyi, yokken var, varken yok demeyi beceremem. Tercih etmem.&lt;br /&gt;Ancak iletişim gerçekten zor zanaat. Ne kadar eğitimini de alsan, bazı yerlerde, bazı zamanlarda, bazı insanlarla konuşurken bakıyorsun karşındaki bambaşka manalar yüklemiş konuşulanlara.&lt;br /&gt;Dilim yandığı için yazıyorum.&lt;br /&gt;Hemen herkesin de başına geldiği için paylaşıyorum.&lt;br /&gt;Bu hadise beni rahatsız ediyor ne yalan söyleyeyim.&lt;br /&gt;Hani kötülük düşünsem, tam da karşımdakinin çıkardığı anlamı ifade etmek istesem (yani doğru anlaşılsam) içim yanmayacak. Hiç demek istemediğim, aklıma bile gelmemiş olan garip sonuçlar çıkarılınca mutsuz oluyorum.&lt;br /&gt;Ve şimdi yazarken fark ettim de, ifade ve mimikler konusunda yanlış mesajlar veriyor olabilirim zaman zaman ama eğer bir kimse diğerini dikkatli dinliyorsa, art niyetsiz yaklaşıyorsa, konuşulanlardan anlatılmak istenenin dışında mesajlar çıkarmaz. Üzgünüm ama durum gerçekten bu dostlar.&lt;br /&gt;Dolayısı ile bundan sonra kendimi de gözlemleyeceğim ve bakayım aşırı hassas davrandığım durumlarda karşımdakinden önce benim aklımdan neler geçiyor...&lt;br /&gt;Hodri meydan!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-1418262814921583482?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/1418262814921583482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/yanls-anlasmalar-enerji-kayb-degil-de.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1418262814921583482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/1418262814921583482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/yanls-anlasmalar-enerji-kayb-degil-de.html' title='Yanlış anlaşmalar enerji kaybı değil de ne?'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5f1MouOxTI/AAAAAAAAAB4/Oq8aurgCjsg/s72-c/DSC_0530.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6412551391401149359</id><published>2010-02-08T05:36:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T11:11:36.735-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Alaçatı'ya kök salmak güzel...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5fsyiJjtSI/AAAAAAAAABY/k0KU1nEemOY/s1600-h/SNC10171.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5fsyiJjtSI/AAAAAAAAABY/k0KU1nEemOY/s320/SNC10171.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447082627232412962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alaçatı bizim Hakan'la tanıştığımız yer. Rüzgar sörfüyle de tanıştığım yer. Dolayısı ile hem duygularıma hitap eden adamı bulduğum hem de adrenalin sevdamı giderebileceğim yeni bir kaynağa ulaştığım çok özel bir nokta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege'nin serin sularının, insanı hoşça sersemleten rüzgarının ve her daim bir şekilde huzur veren havasının beni en çok etkilediği güzel köy...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan'la tanıştığımızdan beri hayalimizdi o köye bir adım atabilmek, daha doğrusu bir ayağımızı orada bırakacak kadar kök salabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan dokuz yıl geçti, biz her gidişimizde umutla bu günün gelmesini bekledik. Her seferinde "olacak elbette, zamanı var ama olacak" dedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seferinde daha bir bağlandık, daha bir sahiplendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep daha da oralı olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döndüğümüzde hep oradan bahsettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve 3 gün önce tüm hayallerimiz gerçek oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet 5 Şubat 2010'da, Hakan'la tanışmamızın 9. yılında Alaçatı'da bir yer edindik kendimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorduk bir gün olacağını, işte şimdi o gün geldi, çok mutluyuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı bir hismiş bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak-Hakan-Ben-Rüzgar Gülleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alaçatı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6412551391401149359?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6412551391401149359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/alacat-bizim-hakanla-tanstgmz-yer.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6412551391401149359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6412551391401149359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/02/alacat-bizim-hakanla-tanstgmz-yer.html' title='Alaçatı&apos;ya kök salmak güzel...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5fsyiJjtSI/AAAAAAAAABY/k0KU1nEemOY/s72-c/SNC10171.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-2220435388654727507</id><published>2010-01-27T20:15:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T11:10:21.550-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Yeni Yılda Kendinize Bir İyilik Yapın: Kendinizin Farkına Varın!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5ft5u76LAI/AAAAAAAAABg/vAZKCjxCs5M/s1600-h/Disneyland_HKG+(49).JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5ft5u76LAI/AAAAAAAAABg/vAZKCjxCs5M/s320/Disneyland_HKG+(49).JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447083850435537922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herşey önemli ama biz kendimiz değiliz sanki. Çocuğumuz için, annemiz için, sevdiklerimiz için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız, yapıyoruz ve bu çok güzel ama ya kendimiz? Eğer biz olmazsak onlar da olamazlar ki...Bunu unutuyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bencillik değil, kesinlikle bencillik değil! Bu değerini bilmek, kendine değer vermek. Eğer kendimize değer vermezsek sağlıklı olamayız, ne fiziksel ne de ruhsal açıdan. Bunu kabul etmekle başlıyor herşey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler birer makine değiliz, biz insanız; duygularımız var, işleyen hem de müthiş bir mekanizmayla işleyen bir vücudumuz var, sınırlarımız var, ihtiyaçlarımız var. Somut olmak gerekirse, sağlıklı beslenmeye, sağlıklı bir vücuda, sağlıklı bir beyne, sağlıklı sevilmeye ve sevmeye ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların her biri için çaba sarfetmemiz gerektiğini fark etmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama herşeyden önce kendimizi fark etmeliyiz, anlamalıyız, dinlemeliyiz. Fark etmek, anlamak ve dinlemek. Kendimizi. Bunları tekrar tekrar yazıyorum, çünkü satırları hızlıca geçip “evet, bildiğimiz şeyler yine” demeye öyle alışmışız ki, belki tekrar edersem bir nebze olsun yavaşlatır ve kelimelerin anlamlarını düşündürebilirim diye uğraşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yavaş yavaş devam ediyoruz; kendimize bu yazıyı içimize sindire sindire okuyacak kadar zaman tanımaya ihtiyacımız var. Bunu bütün kalbimle söylüyorum. Kendinizin farkında mısınız? Siz nelerden hoşlanırsınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi mutlu eden şeyler neler? Bunları yapıyor musunuz? Peki, neyi neden yaptığınızı biliyor musunuz? Son zamanlarda neden bu kadar duygusal, hassas olduğunuzu ya da kızgın, ya da gergin ya da saldırgan, ya da tahammülsüz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların gerçek nedenlerini biliyor musunuz? “Gerçek nedenler”den bahsediyorum, kendimize uydurduğumuz bahanelerden değil. Kolayına kaçmaktan bahsetmiyorum, yüzleşmekten bahsediyorum. Bunu yapmak için kendimize zaman ayırmaktan, kendimizi dinlemekten bahsediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, neden bir süredir sürekli mideniz ağrıyor? Neden başınız ağrıyor? Neden kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsunuz? Bunların gerçek nedenlerini düşünmeye ne dersiniz? Herşey bir yana, vücudunuz size sinyaller gönderiyor, ve diyor ki “Ne olur, biraz da içine dön ve kendine ne yaptığına bak”, dinliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki dinlemiyorsunuz, onun sinyallerini ilaçlarla etkisiz hale getirmeye çalışıyorsunuz belki de. Ama dikkat. Size kendini fark ettirmek için daha büyük bir sinyal gönderebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir şey için geç değil. Şimdi bu yazıyı okuduğunuza göre kendiniz için küçücük de olsa bir iyilik yapın ve bugün on dakikayı kendinize ayırın. Ne yaptığınızı, nereye koştuğunuzu bir düşünün, birazcık dinleyin iç sesinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tarafsız, ve sadece sizin ruhunuzun en derinlerindeki isteklerinizi, arzularınızı size ulaştıran bir elçi. Onu dinleyin. Ne kadar doğru bir şey yaptığınızı anlayacaksınız, hem de çok kısa bir süre içerisinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve, ne zamandır ertelediğiniz bir şeyi bugün yapın. Sadece yapın. Bahanelerle geçirdiğiniz bunca zaman yetmiş olmalı, şimdi sadece yapın lütfen. Size ne kadar iyi geldiğini göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı ve mutlu günler dilerim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-2220435388654727507?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/2220435388654727507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/01/yeni-ylda-kendinize-bir-iyilik-yapn.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2220435388654727507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/2220435388654727507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/01/yeni-ylda-kendinize-bir-iyilik-yapn.html' title='Yeni Yılda Kendinize Bir İyilik Yapın: Kendinizin Farkına Varın!'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S5ft5u76LAI/AAAAAAAAABg/vAZKCjxCs5M/s72-c/Disneyland_HKG+(49).JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-335659051045638172.post-6041907963772837627</id><published>2010-01-24T05:06:00.000-08:00</published><updated>2010-01-25T02:50:42.497-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotograf: Hakan Kucukdagilkan'/><title type='text'>Her Yer Ayrı Bir Hikaye...</title><content type='html'>&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S1xOfB46lcI/AAAAAAAAABA/33uv8RVwnV8/s1600-h/Photo+Work+(13).JPG"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 230px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430301545692042690" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S1xOfB46lcI/AAAAAAAAABA/33uv8RVwnV8/s320/Photo+Work+(13).JPG" /&gt;&lt;/a&gt;Oldum olası severim ben gezmeyi tozmayı. Akşam iş dönüşünde bile ne kadar yorgun olursam olayım bir yerlere gidilecekse hemen toparlayıveririm kendimi ve düşerim yollara, hiç üşenmem.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sanırım bu yüzden Hakan'la kesişti yollarımız. O da o&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S1xLW2sUeJI/AAAAAAAAAAw/npC84MpDYVA/s1600-h/Photo+Work+(13).JPG"&gt;&lt;/a&gt;ldum olası pek sever seyahat etmeyi...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bizim için, evlendikten sonra daha planlı hale geldi bu geziler, çünkü ikimiz de yoğun bir tempo ile çalışıyoruz ve ortak zamanlarımızı iyi bir planlama ile tatillerle doldurabiliyoruz ancak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Gezdiğimiz yerler bizim motivasyon kaynağımız, hayat enerjimiz, tadımız, tuzumuz...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İnsanın harcama alışkanlığını da çok olumlu etkiliyor geziler bence, gereksiz bir sürü ıvır zıvır, evde olup eskimediği &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;halde defalarca değişen mobilyalar, aksesuarlar, moda diye alınan ama bir kaç kez giyilip kenara atılan tüm eşyalar, ayakkabılar, çantalar yerine, bir ömür boyu kalbimizde taşıyacağımız şehirlere, kasabalara, mekanlara, kültürlere açıyoruz kendimizi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Her gezi ayrı bir hikaye, hepsinde ayrı bir tebessüm, ayrı bir heyecan, ayrı bir mutluluk tabii ki. Hele içinde ben olunca, en sıradan gezi bile bir hikayeyle sona eriyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Burada gezilerimizi ve hikayelerimizi yazacağım. İçine hissetiklerimi ekleyeceğim, biraz da "özel"lerden seçmeler...Belki birilerinin hayatında birşeyleri tetikler, daha mutlu olmalarını sağlarım, kim bilir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/335659051045638172-6041907963772837627?l=eylemineylemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/feeds/6041907963772837627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/01/oldum-olas-severim-ben-gezmeyi-tozmay.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6041907963772837627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/335659051045638172/posts/default/6041907963772837627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eylemineylemi.blogspot.com/2010/01/oldum-olas-severim-ben-gezmeyi-tozmay.html' title='Her Yer Ayrı Bir Hikaye...'/><author><name>Eylem YALIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15744778532972169502</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tVhMjO2napY/S1xOfB46lcI/AAAAAAAAABA/33uv8RVwnV8/s72-c/Photo+Work+(13).JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
